Ortada bir şey yoktu; bir gün bir limandan birkaç gemi kalktı; ne olduysa oldu!

Hikaye öyle mi başladı; böyle mi bitiyor!

Gemi kalkmasa, onlar öldürülmese, Gazze ne yana düşecekti usta?

KÖTÜLÜK

İnanın kimin yazdığı önemli değil.

Ama aşağıdaki “köşeli yazı” ilk günden önümde duruyor.

Şu “iyi niyetli” dilin formatına bir bakar mısınız?

“İsrail’in sağduyulu insanları, hükümetiniz size kötülük yapıyor.

Bize de kötülük yapıyor.

EN FAZLA DA, Türkiye’nin aklıselim sahibi insanlarına kötülük yapıyor.

Emin olun böyle!”

KÖRLÜK

Ardı ardına, “İsrail hükümetinin KÖTÜLÜK yaptığı insanlar” üç köşede sıralanmış:

  1. İsrail’in sağduyulu insanları;
  2. “Biz”
  3. “En fazla” da Türkiye’nin aklıselim sahibi insanları

“Biz” ile “Türkiye’nin aklıselim sahibi insanları” muhtemelen aynı kişiler zaten. “Düşünür”ün kendisi filan!

Peki siz bu “derin hissiyat” karasularında, “İsrail hükümetinin kötülük yaptığı insanlar” arasında Filistinli bir çocuk görebildiniz mi?

Gazzeli bir kadının çığlığını duyabildiniz mi?

Evladını duvara yapıştırıp kendini siper eden babanın çaresizliğiyle donakaldınız mı?

Nerede onlar!

Ya İsrail onlara “kötülük” yapmıyor…

Ya da aslında hiç olmadılar, onlar hiç yoklar!

YOKLUK

Yoklar; çünkü toprakları çalındı; sürüldüler, esir alındılar, rehin tutuldular.

Ellerini açtıkları gökten bomba yağdı; karanlık gecelerine beyaz fosfor indi; sularına zehir doldu; bedenlere mermi; hanelere füze. Bir seferde 1500 can verdiler.

“Solcu, milliyetçi” idiler; Hıristiyan liderleri bile vardı; yine “terörist” dendi.

“Muhafazakar, İslamcı” oldular; seçimle kader seçtiler; yine “terörist” dendi.

60 yıldır yok edildiler, yok sayıldılar.

İşte o yüzden, “Türkiye’nin aklıselim sahibi insanları” nezdinde, “İsrail’in kötülük yaptığı insanlar” arasına giremediler!

Daha kısa cümleyle, “insanlar” arasına giremediler!

TOKLUK

Bu “yabancı” dil nerede, nasıl öğrenilir; çok merak ediyorum.

40 yıl gazetecilik yapmış, 60 yıldan fazla “insanlık” kadrosunda bilfiil bulunmuş beden ile kafanın, vicdanla en çok buluştuğu, bence hakikaten üzüldüğü anda bile, “yok edilen insanlar”ı yok sayması nerede, nasıl imal edilir, bilmiyorum.

TV ishal saatlerinde, cırt cırt bir sürü şahsiyet konuşuyor.

Cart diplomasi, curt devlet politikası, diye.

Gazze’de, Batı Şeria’dakiler o kadar yok edilmiş ki dünyalarında; dil ucunda bile bir yer bulamıyorlar.

İnanın, olur a bilmeyen vardır, inanın…

Nice İsraillinin, nice soykırım acısı mirasçısı Yahudi’nin kalbinin dilinde, dilinin kalbinde, “Filistinli insan”a dair hakiki cümle sayısı bunlarınkinden fazla!

Bunlar, aşağılanmış, ezilmiş halkla değil…

İsrail hükümetinin Türkiye’deki aklıselimlerine erine yaptığı “kötülük”le ilgili.

Çünkü İsrail’i savunmak, ötekileri aşağılamak zorlaşıyor. İsrail’in yaptığı “en fazla kötülük” bu!

Abluka altındakilere saldırıp 1500 can alan ölüm makinesinin yok ettiği çocukların sayısı yok hard disklerinde… Gemi görevlisinin evladını, o tek çocuğu, “Çocukları niye götürdüler” diye azarlamakla meşguller.

Kimliğinden hoşlanmadığının kendi toprağındaki esaretini de umursamıyorlar…

Kimliğinden, tipinden hoşlanmadığının kendi toprağından taşan cesaretini de!

YOLLUK

İnsanoğlu (devletler) cellatlaştıkça, kurbana biçtiği esaret ve ablukadan beterine kendi batıyor.

Dünyanın her yerine, kendimize, ülkemize de kalple bakmanın; ezberin, körlüğün ablukalarını aşma zamanı belki! Başkasının özgürlüğünü düşünen kendini de özgürleştirir belki! Emin olun böyle!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!