“BİZ” diyeceğim ama kiminin kendine biçtiği rolü, burunlarından aldırmadıkları kılları
küçülttüğüm için ayıp olacak... “Biz” gazeteciyiz.

Devlet yönetmek, diplomasi;  iktidar veya muhalefet mensubu gibi hareket, başka
devletlerin temsilciliği, şirket yöneticisi tripleri; cemiyet, cemaat otoritesine itirazsızlık;
danışmanlık, sahnede aktör olmak bizim işimiz değil!

Gazetecilik; hakikatler, onların sorgulanması, bilgisi ve haberi, elbet sübjektif yorumu ve eleştiriyle ilgili bir iş daha ziyade. O yüzden “ilkeler”e dayanan bir meslek olduğu
söylenir nedense!

Neyse!

'ONLAR'A DAİR

YURTTA ve cihanda adalete ilişkin harbi arzunuz varsa, o iktidar şu iktidar bir yana, şu basit denklemi izah edin lütfen.

Ekseniniz ilkeler ise, bir izah edin lütfen. Özellikle, bu devletin harcını hep “Yedi düvele karşı tam istiklal” diye telaffuz eden, cumhuriyetçi, ulusalcı, milliyetçiler; lütfen siz izah edin.

1. Bugüne dek (65 yıldır) nükleer silah kullanan tek devlet var. İki atom bombası ile ABD.

2. Nükleer silaha sahip, kimi  İkinci Dünya Savaşı galibi büyük kapitalist ve eski “sözde
komünist”, kimi onlar sayesinde  nükleerleşmiş birkaç devlet var.

3. Ortadoğu’da nükleer silah sahibi tek devlet var: İsrail.

4. Ortadoğu’da uluslararası denetime tabi olmayan, Atom Enerjisi Ajansı’nı takmayan, hiçbir anlaşmaya imza atmamış tek devlet var: İsrail.

5. Ortadoğu’da İsrail dışında;  gemilerde, Türkiye gibi üslerde, işgal ettiği Irak’ta nükleer silah barındıran tek devlet var: ABD.

Ve bu dünyada, bu bölgede; adına “uluslararası topluluk” diyenler, ABD ısrarıyla, tek bir
devleti “nükleer” sıkıştırıyor:

Henüz nükleer silah geliştirmemiş, sadece geliştirmesi muhtemel, ama uluslararası anlaşma imzalamış, dış denetime açık İran. Hem de, Obama’nın bile istediği “takas”a gelmişken.

Çünkü? Müslüman! Sık sık darbe olan, Taliban ve El Kaide’nin cirit attığı Müslüman Pakistan bile değil de, neden İran?

1. Çünkü, İran tehlike: İsrail için, mesele dinse S. Arabistan için, ABD için. Neden?

2. Çünkü, Pakistan gibi nükleer silahlı (o da belki) bir İslam ülkesi olmasından ziyade, asıl önemlisi,  İran bağımsız hareket edebilen, her buyruğa boyun eğmeyen bir devlet! (Halkına boyun eğdirmesi ayrı mesele; S. Arabistan yanında hele!)

Böyle bakınca, nadide bağımsızlıkçı, cumhuriyetçi, ulusalcı, milliyetçi ve bir kısım liberal
ile demokrat zevatın neden “ABD ve İsrail gibi” düşündüğünü hiç anlayamayız! Ya da
anlarız!

VİCDAN

Gemiyi, öldürülen 9 kişiyi az unutun. ABD’nin son açıklamasını dikkate alın mesela:
“Vicdanı olan herkes son birkaç yıldır Gazze’den İsrail’e atılan füzeleri bir düşünür.”

İster İngilizce, ister Türkçe, ister İbranice, Arapça söyleyin; inanılmaz bir baş aşağı duruştur. Sizi de  baş aşağı görmeye ve konuşmaya davetidir. Bizde kimilerinin icabetidir.  Vicdanı olan herkes, elbet o füzeler masum sivilleri vurduğunda da düşünmeli.

Ama bir söyler misiniz:

Nasıl olur da, bırakın son birkaç yılı, 60 yıldır aşağılanan, ezilen, öldürülen, sürülen, toprağı,  ekmeği, suyu çalınmış, bir kısmı işgalde bir kısmı ablukada köşeye sıkıştırılmış bir halk o vicdan kapsamına giremez.

Nasıl olur da, ablukayla  zincirli 1 milyon 400 bin kişiden 1500’ü, yani her 1000 kişiden en  az biri, ABD’nin hatırlattığı İsraillilerin tam 100 katı, çoluk çocuk, hem de 10 günde katledildiğinde, o vicdan o füzelerle sarsılmaz! Asıl hikâye budur: Vicdan! Gerisi
sonraki hikâye!

Not: İçim şöyle rahat: Bunlar henüz Başbakan’ın aklına hiç gelmediği yıllarda bile, onca sene Dipsiz Kuyu’dan eksik olmayan “nükleer” veya “vicdani” meselelerdi bunlar”!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!