Taraftarlık pek çok kişinin gözünü kör ediyor. Dün Galatasaray yazısının ana fikri, Galatasaray’ın cebinden tek kuruş harcamadan kendi stadını yapmasıydı. Aklı evvel bazı amigolar stat için verilen rakamların yanlışlığı üzerinden beni yalanlamaya kalkıyor. Kimisi de Galatasaray’ın zorla Seyrantepe’ye gönderildiğini ileri sürüyor.

O zaman biraz daha açalım.

1) Seyrantepe’deki arazinin boyutu 350 dönümdü (35 değil). Maliye Bakanlığı’na aitti. Bu arazi bazı banka çalışanlarının kurduğu kooperatiflere konut yapması için tahsi edildi. İş Bankası kooperatifi lider konumdaydı. İleri görüşlü Galatasaraylı kimi yönetici ve destekçi (Mustafa Sarıgül örneğin) dönemin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın da desteğiyle bu arazinin üst kullanım hakkını Galatasaray kulübüne verdirdi. Amaç şuydu: Burada inşaat yapmak isteyen kooperatifler ya bu üst kullanım hakkı için Galatasaray’a para verecekti ya da Galatasaray’ın istediği stadı yapacaktı. Böylece bir taşla iki kuş vurulacaktı. Rahmetli Canaydın sadece stat istemedi. Yapılacak konutlardan da pay istedi. Bunun üzerine iş kilitlendi. Olay kamuoyuna yansıdı. Büyük tartışmalar başladı. Kooperatiflere tahsis kaldırıldı, iş yattı.

2) Başka bir yöntem denendi. Denildi ki ‘’Bu alanda Galatasaray’a (bu kez 35 dönümde) stat yapacak firmaya Mecidiyeköy’deki arsada konut yapma hakkı tanıyalım. Bunun üzerine TOKİ ihale açtı. İyi bir Galatasaraylı Eren Talu’nun firması ihaleyi kazandı (garanti ettiği gelir aktarımı 180 milyon dolar idi) ve stat inşaatına başladı.

3) Talu işi götüremedi. Sermayesi yetersiz kaldı. Ortak bulamadı. Stat işi kördüğüm haline gelince Galatasaraylı yöneticiler inşaatı TOKİ devralsın diye Ankara’da kamp kurdular ve dönemin Başbakanı’ı Recep Tayyip Erdoğan’ı ikna ettiler. TOKİ inşaatı devraldı. Stadı tamamladı. Karşılığında araziyi müteahhitlere verdi. Yani devlet Ali Sami Yen Stadı’nı Galatasaray’ın elinden zorla almadı. Galatasaray’ı kurtarma adına hareket etti.

4) Özetle devlet bu işten para kazanayım diye devreye girmedi. Seyrantepe’yi Galatasaraylı yöneticiler buldu, projeyi yüzlerine bulaştırdı ve kördüğümü çözmek devlete kaldı.

5) Stat kaça mal oldu? 200 milyon dolar değil diyen şaşkınlara bu statta emeği geçen yöneticilerini aramasını tavsiye ederim. Örneğin Işın Çelebi. Velev ki 200 değil 170 milyon dolar olsun ne fark eder?

6) Devlet (TOKİ) Mecidiyeköy’deki araziyi kaça sattı. İhaleyi kazanan firma gelir aktarımı için devlete 461 milyon TL garanti etti. (Dönemin dolar kuruyla 320 milyon dolar.) Arazinin 1 milyar TL civarında satıldığı ifadesi uygulama projesinin maliyetinden kaynaklanıyor. Esas olan devletin aldığı paydır. Ancak devlete bu para hemen verilmedi. Çünkü proje yürüyecek, satışlar yapılacak ve devletin hakkı gelir paylaşımına göre ödenecekti. Yıllar sonra müteahhit firma devlete yaklaşık 550 milyon TL ödedi ve tapuyu aldı. Yıl 2014’ü geçmişti. Devlete ödenen dolar bazında 250 milyon dolar civarındaydı. Velev ki bu da yanlış olsun ve 250 değil 350 milyon dolar olsun. Ne fark ediyor? Galatasaray beş kuruş harcamadan bir stat yaptı mı? Yaptı. Şehrin göbeğinde 10 bin metrakarelik bir binası oluyor mu? Oluyor...

O zaman ne diye bu savunmalar, devlet bizim üzerimizden para kazandı geyikleri. Sanırsınız ki Mecidiyeköy’de kalınsa stat değil, alışveriş merkezi kuracaklar ve milyar dolarlar kazanacaktı. Bu fırsat kaçmış da buna hayıflanıyorlar geyiği ile polemik sürdürmenin anlamı yok. Oturun devlete teşekkür edin, işinize bakın bence....

NOT: Devlet bu işe hiç karışmamış olsaydı, Seyrantepe’de sadece stadın yeri 35 dönümdü. TOKİ 2 emsalden burada 75 bin metrekarelik inşaat yaptırırdı. Yüzde 45 gelir paylaşım esasına göre hesapladığınızda, konutlarında metrekaresinin 4 bin dolara satıldığı varsayımıyla hareket etsek, TOKİ bu işten 135 milyon dolar gelir sağlardı. Yani “Bu işten devlet para kazandı” diyenler bu hesabı unutuyor.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!