Biraz sağduyu. Biraz sakinlik. Biraz hamasetten uzak değerlendirme. Mümkün değil mi? Gazeteleri önünüze koyun. Haber televizyonlarını izleyin. Eğlence kanallarında yayınlanan haberlere bakın. Sanırsınız ki topyekûn savaşa girmemize çeyrek var. Biri omuz verse, biri arkadan hafif itelese askerimiz Suriye’nin içine dalacakmış havasında medya. Derin analizler de çabası. Yok efendim Türkiye’nin Kürt politikası doğruymuş. Bizim Serdar Turgut bile gaza gelmiş, ‘’ABD’nin nihai amacı bağımsız Kürt devleti kurdurmak. Bölgede kendisiyle uyumlu davranacak seküler bir Kürt devletinin varlığını kendi global güvenliği ve ekonomik çıkarları acısından zorunlu görüyor’’ türünden derin tahliller yapıyor. Türkiye’nin bu global güç karşısında mücadelesine destek vermek gerekirmiş...

Çok merak ediyorum ABD’nin bölgedeki ekonomik çıkarı nedir? Petrol mü, gaz mı? Eğer bunun üzerinden bir okuma yapılıyorsa 20 yıl öncesinde kalmış, tarihin çöp sepetine gitmiş bir değerlendirme ortaya çıkar. ABD’nin bölgeye enerji alanında bağımlılığı sıfır derecesine inmiştir.

Sevgili Serdar, Türkiye’nin bölgede bir Kürt devleti kurulmasını engellemek gibi bir planı olduğuna nasıl inanmış anlamadım. Çünkü Barzani neredeyse bağımsızlığını ilan edecek. En büyük destekçisi de Türkiye. Devletimiz, Irak ile neredeyse savaşa girecek derecede ekonomik ilişki geliştirdi Barzani’nin yönettiği bölge ile.

Barzani kurduğunda Kürt olmuyor da PKK kurduğunda mı devletin vasfı Kürt’e dönüşüyor? Üstelik bize ne sınırlarımız dışındaki iç savaşın yaratacağı devletçiklerden...

Sorun bölgede PKK etkinliğini durdurmak ve bu etkinliğin bir özerk devlete dönüşerek bizim topraklarımıza göz dikmesini engellemek ise orada durun. Bu başka bir mücadeledir. Meşrudur. Ve güveneceğimiz tek yer Türkiye vatandaşlarıdır. Bu ülkede yaşayan Kürtlere güvenmek ve onlarla birlikte huzurlu, demokratik bir devlet inşa edeceğimize hepimizin inanmasıdır. Başkasının topraklarında savaşarak ülkeni koruma masalı bir bakarsınız ki önlenemez iç savaşa dönüşür. Ölülerimizi saymaktan daha iyi olan bir yol var.

Ekonomiyi büyütmek, demokrasiyi hâkim kılmak, Batı’nın parçası olmak, insan haklarına saygılı bir hukuk devleti kurmak. Kim demiş kime demiş ne zaman demiş bakmadım. Ne demişler: bazen vatanseverlik devletine karşı ülkeni savunmaktan geçer. Gaz ve hamaset ile savaş tamtamları çalanların gerçek hükümet destekçisi olduğuna inanmıyorum.

 

ZORUNLU SİGORTADA KUSUR İNDİRİMİ OLUR MU?

Zorunlu trafik sigortası alanında yeni bir kanun hazırlanıyor. Kusur indirimi geliyor. Bunun anlamı şu: eğer kusur sizde bir trafik kazasına karışırsanız, öldüğünüzde mirasçılarınıza, sakat kaldığınızda size ödenen tazminat kalkacak ya da azalacak. Bu kanun sigortacıların belini büken maliyetleri dengeleyecekmiş. Belirsizlik kalkınca yüzde 100 oranında artan ve 590 liralara çıkan zorunlu trafik sigortası rakamı yüzde en az 20 azalacakmış...

Yanılıyor olabilirim ama bu haksızlık. Kimse bir kusur işleyeyim de öleyim demez. Eğer zorunlu yapıyorsanız kusur indirimi yapmamak lazım. Kusurlu bir trafik kazasına katılmamak mümkün mü? Bu ülkede çukur otomobilin dengesini bozar bir yere bindirirsiniz. Trafik de dikkatsiz araç kullanma diye rapor düzenlenir. Biri çıkar ‘Kusursuzdur raporu vereceğim ama bir çorba parası’ ister.

Konu mahkemelerin belirlediği tazminat rakamlarının yüksekliğiyse bunu standart hale getirmek en iyisi değil mi? Başka bir yol daha var. İlla böyle bir kanun getirecekseniz, hiç değilse tercihli zorunlu trafik sigortası getirin. Kimi standart paketi, kimi de kusursuzluk indirimi olmayanı satın alsın.

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!