Rus olduğu bilinmiyor gibi yaparak uçak düşürdük. Sonra 7’den 70’e, hükümetten muhalefete, Genelkurmay Başkanlığı’ndan medyasına ağız birliği edilmişçesine şunları vurguladık:

Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliği tehdit edilemez.

Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları çiğnenemez.

Türkiye Cumhuriyeti’ne havadan veya karadan tahrike yeltenen her türlü teşebbüse müdahale hakkımız var.

Bravo alkış...

***

Bugün Kilis bilmem kaçıncı kez bombalandı. Sayı artıyor ama kayıtlara göre 19 kişi öldü. Yüzlerce insan yaralandı.

Sınırı birkaç kilometre aşıp kaç bin kilometre hızla hava sahamıza yanlışlıkla giren Rus uçağı, egemenlik hakkımızı çiğneyip ulusal gururumuzu incitirken, bu bombalamalara “Düşüyor” denilerek “Ne yapalım yerçekimi var, havada kalacak değil ya” gibi aklımızla alay eden yanıtlar verilerek konu önemsizleştirilmeye çalışıldı. Sanırsınız ki IŞİD orada birileriyle çatışıyor... Füzeler yanlışlıkla arada kalan bizim topraklara düşüyor! Adamlar resmen füzeleri bize sallıyor. (Hem de bir NATO ülkesine)

Peki ne yapalım?

Bilmem. Önlem alacaksınız. Gerekiyorsa orayı başlarına yıkacaksınız.

Ama bildiğim şudur:

Ruslara büyük haksızlık yaptık. Çifte standart uyguladık. Üstelik ülkemizi milyarlarca dolarlık zarara soktuk. Ve Suriye topraklarına havadan ve karadan müdahale hakkımızı kaybettik. Rus uçağından çok kendimizi ayağımızdan vurduk. Kendi adıma onlardan özür diliyorum.

Özetle, yanlışlıkla gelen uçağı düşürüp büyük devlet numarası yaptık; bilerek tepemize atılan füzelere sessiz kalıp IŞİD’in savaşa davet çağrısını görmezlikten gelip olgun devlet moduna geçiş yaptık. Mezarlıktan geçerken korkudan ıslık çalanlar gibiyiz.

 

ŞİMDİ İRAN ZAMANI

“Devletlerin daimi düşmanları yoktur, çıkarları vardır” sözü çok doğru.

Dünya karşılıklı çıkarların gözetildiği uluslararası ilişkiler yumağından oluşuyor.

Şu anda bizim çıkarlarımız, Rusya ile masaya oturmaktan, Mısır ile taze bir başlangıçtan, Suriye politikamızda gerekirse Esad ile el sıkışmaktan, İran ile ilişkilerimizi derinleştirmekten, Irak’ı “Toprak bütünlüğünü destekliyorum” diye iknadan geçiyor. Türkiye’de çalışan binlerce kişinin ekmek parası, bu ülkeler ile ticaretten sağlanan gelirle elde ediliyor. Dış ticaret hacmimizdeki daralma, emtia fiyatlarındaki değişimle açıklanıyor ama gerçekte bu ülkeler ile ticaretimizin gerilemesinden kaynaklanan bir kayıp yaşıyoruz. Bu nedenle İstanbul Sanayi Odası’nın İran açılımı en üst düzeyde desteklenmeli. Başbakan, Cumhurbaşkanı, bakan düzeyinde ilişkileri geliştiren temaslar ön plana çıkmalı.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!