Birbirimizi kandırmaktan vazgeçelim. Bu ülkede terör destekçisi büyük bir kitle yaşıyor. Etnik ve dini motiflerle siyasal silahlı bir harekete dönüşmüş örgütler, büyük bir halk kesimi tarafından destekleniyor, motive ediliyor, insan malzemesi sağlanıyor. Türkiye hızla sıradan bir Ortadoğu ülkesi haline geliyor.

Türkiye iki konuda duvara çarptı. Birincisi çözüm süreci. İyi yönetilemedi ve bıçak sırtı süreç şiddete evrimleşti. İkincisi Arap Baharı’nı iyi okuyamadı. Komşuların içişlerine müdahale etti. Taraf oldu. Batı’dan kopma işaretleri verdi ve laik, sosyal, hukuk devleti aşındırıldı. Sınırlarını kontrol altına alamadı, komşudaki iç savaşa hem Kürt hem de İslamcı insan kaynağı teminini durduramadı. Hiçbir dönem olmadığı kadar lojistik desteğe sahip, iyi örgütlenmiş, askeri yeteneklerini artırmış savaşçılarla baş başa kaldı.

Deniliyor ki, Türkiye dış politikada “dostlarını artıracak” yeni bir sürece girdi ve bu huzur ortamını bozmak için birileri düğmeye bastı. Sığ da olsa bir bakış. Belki birileri de çıkıp Türkiye’nin yeni rotasını tahkim etmek için gerekli kamuoyu sağlamaya yönelik bir eylem yapıldı diye karşı bir sığ bakış ortaya koyar ve sabahlara kadar tartışsak çözemeyeceğimiz bir denklemi karşımızda buluruz.

Benim asıl itiraz ettiğim nokta şu: Huzur meselesi. Irak, Suriye ve Libya’yı dışında tutarak söyleyin, hangi ülkede 600’ü güvenlik elemanı, 500-600 siville birlikte binlerce insan bir yıl içinde ölmüştür. Türkiye değil mi? Ölen terörist için “Onlar hak etti” diyebilirsiniz. (Bir güvenlik elemanı karşılığında 10 terörist öldürüldüğü varsayımına göre.) Bir ülkede binlerce terörist öldürecek kadar bir sorun yaşanıyorsa bunun adını basit terör olayı olarak değerlendirmek körlük değil de nedir?

Fotoğrafları görmüyoruz diye harap olmuş mahalleleri yok mu sayacağız? İstanbul veya başka kentte hayat doğal akışında diye ülkenin huzur ortamında olduğunu mu ileri süreceğiz? Oğlu asker, polis olan hangi ana baba huzurlu? Çocuklarını PKK’ya kaptıran hangi Kürt aile huzurlu? En basit demokratik hakkı olan gösteri veya protestoyu kullanmak isteyen bireyler mi huzurlu? Sınır bölgelerinde halk, başına yağacak bombaları düşünerek gece yatağına girmiyor mu? Bu ülkede güvenlik kaygısı olmadan yaşayan var mı? Şu veya bu nedenle sistemin yaşam biçimlerini baskılayacağını düşünen milyonlarca insanı da mı yok sayacaksınız? Milyonlarca mülteci her an başına bir iş geleceğinden korkmuyor mu? Peki iktidarı destekleyenler çok mu huzurlu? Destekledikleri iktidar yıkılırsa neredeyse dinden çıkarılacaklarını düşünen az mı? Az veya çok bu ülkede huzur 7 Haziran seçimlerinden sonra ne kadar kaldıysa tüketildi...

Havalimanı saldırısı ilk kez tüm topluma, terörün “Hedefimdesiniz’’ mesajıdır. IŞİD’in eylemlerinde hep bir adres vardı: Solcular, HDP destekçileri, turistler. Dünkü eylem ilk defa ayrımsız bir nitelik ortaya koydu. Bu açıdan baktığınızda bu eylem IŞİD’e sempatiyle bakanların “Ne oluyor?’’ demesine de yol açacak. Aynı Ankara’da sivilleri katleden PKK eyleminde bu örgüte yönelik sempatinin yıkılması gibi. Komplo teorileri üretmeyeceğim. Ancak devletler rota değiştirirken, politik tercihleri farklılaşırken, kullanışlı örgütler öyle veya böyle devreye girer. Dün bunun provası yapıldı. Ve bu kez hepimizi yan yana getirecek nitelikte bir sonuç üretti. Bu fırsatı heba etmezsek, umutlanabiliriz...

 

ROTA DEĞİŞİKLİĞİ

Türkiye, Batı değerlerinden koptuğunda Ortadoğulaşıyor. Bu bir tercih. Müslüman coğrafyanın liderliğine soyunacaksanız önce Batı’nın sermayesine, turistine ve ülkenin hukuk düzeni arayan halkına sırt çevirmeniz gerekir. Hem Batı’dan sermaye girişi bekleyeceksiniz, Rusya’nın, Almanya’nın turistine muhtaç olacaksınız, hem “Ürettiğim malların yüzde 60-70’ini Batı alsın” diye plan yapacaksınız, hem de siyasallaşmış dine göre yaşam dizayn etmeye çalışan ideolojilere, yapılara destek verecek, otoriterlik kokan yaklaşımlarla her şeyi idare edeceğinizi sanacaksınız, hukuk düzenini kafanıza göre oluşturacaksınız. Hem de bu kopuştan rahatsız milyonlarca insana sopa sallayacaksınız?

Olmuyor işte. Son yıllarda yaşadıklarımızın özeti maalesef budur. Bir arada barış içinde huzurlu yaşamanın tek yolu demokrasi ve hukuk. Ve elbette evrensel değerleri içimize sindirmekten geçiyor. Rota değişikliği 3-5 turist gelsin diye yapılıyorsa çıkışı olmayan yolda hızla ilerlemeye devam ediyoruz demektir...

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!