ESKİ SPK Başkanı Ali İhsan Karacan'ın ekonomi sitesi thelira.com'da yazdığı yazıdan küçük bir alıntı yapayım:
"Galatasaray sermaye piyasası sisteminin özüne ve ruhu ile ilkelerine aykırı bir şekilde bu iki şirketi (Futbol AŞ ve Sportif AŞ) birleştirmeyi başardı. Bu yanlış ve yapılmaması gereken birleşme sonunda bugünkü zararlı bir şirket yapısı ortaya çıktı. Bunun etik olarak (ve kuşkusuz hukuksal olarak) günahı kimde acaba? Hadi birleşme oldu diyelim, çağrı yükümü fiilen etkisizleştirilen bir önkoşula dönüştürüldü diyelim. Ama ya sonrası? Bu birleşme nedeniyle çıkması olası sorunları bir ölçüde giderecek ve çözümleyecek bir yapılanma birleşme önkoşulu olmalıydı ve birleşme sonrası yeterince izlenme altında tutulmalıydı.
Şirketler hukuku literatüründe bir şirketin büyük ortaklarının, küçük ortaklarını taciz etmesinin klasik yollarından birisinin bedelli olarak büyük oranlı sermeye artırımı yapmak olduğu söylenir ve yazılıp çizilir. Bu evrensel bir olgu ve kontrol eden ortakların kontrol etme gücünü kötüye kullanmalarının, küçük pay sahiplerini taciz etmelerinin klasik örneği ve yöntemi. Bunu SPK'da en kıdemsiz uzman yardımcıları bile bilir. Bir şirket sermayesini 100 kat artırıyorsa bir anormallik vardır.
Gerekçesi ne olursa olsun, hatta birikmiş zarar gibi bir gerekçe bile olsa, böyle bir artırım istemi bütün alarm zillerinin çalması (elektrikler kesik değilse!) sonucunu doğurmalıydı. Böyle bir artırıma izin verebilmek için artırım sonrasının en ince detayına göre planlanması, takvime bağlanması ve uygulamanın denetlenmesi yönünde bir proje istenmeli; sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılması ve bütün bunların da kamuya açıklanması gerekir.
Eğer bir şirket birikmiş zararını karşılamak amacıyla sermayesinin 100 katı sermaye artırıyorsa bu durumun nasıl olarak ve neden ortaya çıktığı, sorumlularının kimler olduğu gibi bir dizi soru da cevabını bekler. Bu nedenle böylesi bir sermaye artırımına izin verilmemeliydi diye düşünüyorum. Eğer bu artırıma izin vermemek Galatasaray Kulübü'nün halka açık şirketinin iflasına neden oluyorsa bile, iflas etmesine izin ve yol verilmeli idi.
Böylece futbol kulüpleri şirket ne demek imiş belki onu öğrenirlerdi. Piyasa mekanizmasının temel kurallarını çalıştırmayan ya da çalışmasını engelleyen bir sermaye piyasası, varlık nedenlerinin önemli bir ayağını göz ardı ediyor demektir."

*

Bir haftadır konuyu dile getiriyorum. Sermaye artışından önce, bu artışı bilen Galatasaray yönetiminin hem hisse satıp yüksek fiyatlardan kasasına para koymasını, hem de yatırımcılardan bilgi saklayarak gelirlerin önemli bir bölümünü yatırımcılardan kaçırmasını dile getiriyorum. Amacım büyük bir camiayı küçük düşürmek değil. Yatırımcılar açısından yaşanan bu noktayı kamuoyunun önüne getirmekti.
Peş peşe yapılan açıklamalardan anlıyorum ki Türkiye'de bu düzen değişmez. Benim umudum yok. Şike soruşturmasına konu olan bir takımın başkanı Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı oluyorsa daha ne konuşacağız ki...
Yatırımcılara da bir ricam var. Bana Galatasaray hisselerinden ne kadar zarar ettiklerini gösteren hesap ekstrelerini yollamasınlar lütfen. Galatasaray yönetimine yollasınlar. Ve başkanları Ünal Aysal'a, "Galatasaray Sportif AŞ'nin küçük ortağı olsaydınız ne yapardınız?" diye sorsunlar. Sanırım samimi bir yanıt verirse, "Türk Telekom Arena'dan elde edilen gelirlerin Sportif AŞ'ye verilmesini sağlayacak yargısal süreci başlatın" derdi. Der miydi? Sanmam ama siz yine de sorun!
Sizi kazıklamayı âdet edinmiş ve bunu sürekli becerebilen bu yetenekli kadrolarla aramın daha fazla bozulmasını istemiyorum! Benden bu kadar...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!