Dünkü yazımda Kültür Merkezi politikasının nasıl çaresizlik yarattığını özetlemiştim.
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) binası konusunda 17 yıldır yaşanan "hırpani" mücadelenin safahatını bugün yazacağımı belirtmiştim.
Hırpani diyorum, çünkü CSO Konser Salonu mücadelesi, düzgün manzarası olmayan bir yönetim ayıbının acısını hissettirir... Hizmet derbederliğini yansıtır.
CSO Konser Salonu inşaatı 17 yıllık hazin bir macera özetidir. Cumhurbaşkanı Gül, bu inşaatın kendi dönemi içinde bitirileceğini söylemiştir. Bu bir taahhüttür. Sayın Gül, bunu önceki gün Kültür Bakanı Günay'a verdiği talimatla kamuoyuna açıklamıştır.
*
Oysa CSO Konser Salo-nu'nun macerası 37 yıl öncesine dayanır. 12 Mart müdahalesinin sert kayalarına çarpmış ve Türkiye'nın içinde bulunduğu kahırlı zaman cenderesinde ezilmişti.
12 Eylül sonrasında kurulan Nihat Erim hükümetinde Kültür Bakanlığı'na Talat Halman getirilmişti. Bu cesaret veren bir iddia ve ispat fırsatının ilk örneğiydi...
CSO öyküsü şöyle gelişti. 22 Aralık 1971 tarihinde Ankara CSO Konser Salonu'nda Itri Konseri verilmesi kararlaştırılmıştı. Konseri, Türk musikisinin üstad isimlerinden İsmail Baha Sürelsan yönetecekti.
Kültür Bakanı Talat Halman ile mutabakata varılmıştı. Provalar ciddiyet ve özen içinde yürütülüyordu. Bu mutabakat 3 Ağustos günü kamuoyuna açıklanmıştı. Herkes bu konseri merakla bekliyordu.
Derken Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası viyolacılarından Faruk Güvenç, Başbakan Nihat Erim'e bir şikâyet mektubu gönderdi. CSO Konser Salonu'nda "Itri Konseri" verilmesini, "Atatürk ilkelerinden sapma" olarak görüyor ve "Kemalist müzikçilerin tepkiler vermeden" konserin iptalini istiyordu.
Beş gerekçe ileri sürmüştü: Bunları özetini kendi kaleminden aktarıyorum:
Talat Halman, iş başına gelir gelmez Topkapı Sarayı'nda alaturka konser düzenlemiştir.
Turist mevsiminde Galata Mevlevîhanesi'ni açıp haftada iki ayin yaptıracağını müjdelemiştir.
İngiliz Kraliçesi'nin karşısına Atatürk Türkiye'sinin sanat temsilcisi olarak Münir Nurettin Selçuk'u çıkarmıştır.
"Devlet" Konser Salonu'nda "Itrî Gecesi" tertiplemiştir.
Alaturkanın öğretileceği bir "devlet konserva-tuvarı" açacağını beyan etmiştir.
Daha sonra eşi Suna Kan, Nihat Erim'e bir mektup yazarak "devlet" konser salonunda alaturka konser vermeyi Atatürk devrimlerine aykırı olduğunu yazmıştı.
Rivayet olundu ki, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ı da harekete geçirdiler. Hatta araya İsmet Paşa'yı da koydular. Nihat Erim hükümetini "reformist" değil, "deformist" olarak ilan ettiler. Nihat Erim'in eli ayağına dolaştı.
Buna "Birinci CSO Meydan Muharebesi" deniliyordu...
*
1971 yılında dönemin Cumhurbaşkanı korktu... Muhalefet lideri korktu... Nihat Erim'e yüklendiler. Erim'in de gözü korktu. Eli ayağına dolaştı.
Korkmayan tek kişi Kültür Bakanı idi. Konserde ısrar etti. Başbakan Erim, bu mektuplar üzerine Talat Halman'ı bakanlıktan aldı... Bunun için yeniden kabine kurdu. Aynı gün Itri konseri iptal edildi... O gece konser salonu bomboştu...
*
Türkiye'nin Devlet Klasik Türk Müziği Korosu vardır; ama devlet salonunda konser verme imkânı yoktur. Çünkü dönemin sorumlularında da bu yürek yoktu. Bugün de yok...
Talat Halman hayatta... Faruk Güvenç vefat etti. Suna Kan hayatta... Devletin arşivleri de hayatta...
Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve Sayın Genel Sekreter Profesör Mustafa İsen bu mektupları arşivden bulup çıkartabilirler.
Ve belki de 38 yıllık ayıba bir çare olacak şekilde Devlet Klasik Türk Musikisi Korosu için uygun salon sorununu da çözerler...
İlginç bir tespitim var. Cumhurbaşkanı ilk "Sohbet Yemeğine" Talat Halman'ı davet etti. Sonrakine Dr. Alaeddin Yavaşça'yı...
Bunları konuşma fırsatları oldu mu bilmiyorum.
Ama hala hiç kimse CSO Salonu'nda bir Itri konseri ver-diremez... Bir uygun salon arayışını da sürdürmez...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!