Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

Yemen'de barışın sağlanması için atılan adımlar bugüne kadar sonuçsuz kalırken, son dönemde hükümetin en önemli kalelerinden biri olan Marib kentinde şiddetlenen çatışmalar uluslararası kesimleri yeniden harekete geçirdi.

Marib'deki çatışmaların ardından Birleşmiş Milletler (BM) ve ABD başta olmak üzere çeşitli kanallardan diplomatik temaslar gözle görülür şekilde arttı.

BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, 18 Şubat'taki BM Güvenlik Konseyi (BMGK) brifinginde, Husilerin Marib saldırılarının durması gerektiğini, özellikle yerinden edilen Yemenlilerin kaldığı kamplara ulaşan çatışmaların milyonlarca sivilin hayatını tehlikeye attığını söyledi.

BMGK'deki brifinginden birkaç gün sonra Griffiths, 22 Şubat'ta Yemen krizini görüşmek üzere Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a gitti.

BM'den yapılan açıklamaya göre Griffiths, ziyareti kapsamında Yemenli ve Suudi Arabistanlı yetkililer ile Yemenli taraflar arasında ateşkesin sağlanması ve siyasi sürecin devam etmesi meselelerini görüşüyor.

Temasları kapsamında Griffiths, dün Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Nayif el-Hacraf ile Riyad'daki Genel Sekreterlik ofisinde bir araya geldi.

Yemen krizinde yaşanan son gelişmenin ele alındığı görüşmede Hacraf ve Griffiths, uluslararası toplumdan Husilere Marib'e yönelik saldırılarını durdurması için baskı yapmasını istedi.

- ABD'den eş zamanlı diplomasi trafiği

BM Temsilcisi Griffiths'in temaslarıyla eş zamanlı ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking de harekete geçti.

Lenderking, 22 Şubat'ta, aralarında üst düzey hükümet yetkilileri ile görüşmelerin de olduğu bir dizi temas için 3 Mart'a kadar sürecek Körfez ülkeleri ziyaretine başladı.

Tur öncesi ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Lenderking'in Körfez ülkelerinde üst düzey hükümet yetkilileri ve BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths ile görüşeceği belirtilerek, "Lenderking'nin görüşmeleri, ABD'nin kalıcı siyasi çözüm ve Yemen halkına insani yardım olmak üzere ülkedeki çatışmaya iki yollu yaklaşım üzerine olacak." ifadesine yer verildi.

- Avrupa ve Körfez diplomasisi

KİK Genel Sekreteri Nayif el-Hacraf ise dün Griffiths'in dışında Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Riyad Büyükelçileriyle de görüştü.

KİK'in internet sitesinde yer alan açıklamaya göre Hacraf, AB ülkeleri ve uluslararası topluma, Yemen'in doğusundaki Marib iline ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını durdurması için İran'ın desteklediği Husilere baskı yapması çağrısında bulundu.

Görüşmede KİK'in Yemen'in güvenliği, istikrarı ve meşru hükümetini desteklemeye yönelik çabalarını ele alan Hacraf, tüm taraflardan, siyasi geçişi baltalayacak uygulamalardan uzak durmasını istedi.

Bu arada AB ülkelerinin Yemen büyükelçileri de ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Timothy Lenderking ile görüştü.

ABD'nin Yemen'deki savaşı durdurmak için sarf ettiği çabaları memnuniyetle karşılayan büyükelçiler, AB ile ABD arasında iş birliği alanlarını ele aldı.

- Diplomasi trafiğinin maruz kaldığı engeller

Yemen'de savaşın durması için yürütülen yoğun diplomasi çabalarının önünde bazı engeller bulunuyor. Bunların başında krizin çözümü konusunda Husiler ile hükümet arasındaki görüş farklılıkları ve anlaşmazlıklar geliyor.

Hükümet, Husilerle yapılacak herhangi bir diyaloğun 3 temeli esas olması gerektiğini belirtiyor. Diyaloğun, KİK'in temsil ettiği 2011'deki Körfez girişimi, 2014'teki ulusal diyalog konferansında alınan kararlar ve BMGK'nin 2216 sayılı kararına uygun olması gerektiği ifade ediliyor.

Yemen'de Ali Abdullah Salih'in devrildiği 2011'de ilan edilen KİK girişimi, halk isyanı sonucunda Yemen'de yönetimin barışçıl bir şekilde devredilmesini, 2014'teki ulusal diyalog konferansı da ülkede idari olarak federal bir sistem kurulmasını temel alıyor.

BMGK'nin 2216 sayılı kararı ise Husilerin başta Sana olmak üzere ele geçirdiği bölgelerden çekilmesinin gerekliliğini vurguluyor.

Husiler ise hükümetin istediği bu 3 temele karşı çıkıyor ve barış için yapılan davetlere icabet etmek için Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun hava saldırılarını durdurmasını şart koşuyor.

Yemen'de İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten itibaren Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.