Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bir yılbaşı çiçeğidir kokina. Adını da Rumca ‘kırmızı’ anlamına gelen ‘kokina’dan alır. Ormanlık alanlarda, çalıların tepeleri ya da diplerinden bulunur. Dalları ayrı, kırmızı çiçekleri ayrı toplanır. Sahibine şans getirdiğine inanılır. Görüntüsü çiçek sevenleri ne kadar cezbediyorsa, toplaması da birleştirip bağlaması da ayrı bir zahmet verir.

Gazete Habertürk'ten Ümran Avcı'nın yazısına göre kokinalar, Romanlar tarafından üç aylık bir emek sonucu evlerimize geliyor. Roman olan Zeynep Demir, bizlere bir yandan kokinaların yolculuğunu bir yandan da kendi hikâyesini anlatıyor:

“Bir kış çiçeğidir kokina. Kırmızı çiçeğine biz gıcır deriz. Gıcırlar genellikle üçlü toplanır. Dalları ise ayrı. Onları toplamak nasıl zordur bilseniz. Ekim ayında ormanlık alanlarda toplamaya başlarız. Birbirine geçmiş sık çalıları yaramazsınız da üstlerine tırmanırsınız toplamak için. Eteğiniz, elleriniz yırtılır kanar. Önce gıcırları birbirine bağlarız. İşte o zaman kokina olur. En son olarak da kokinaları iple yeşil dikenli bitkiyle birleştiririz. Zahmeti çok olduğundan biz Romanlar imece usulü çalışırız. Bir gün bizim evde toplanıp kokina bağlıyorsak, diğer gün bir başkasına bağlarız. Sabahlara kadar çalışırız. Zahmeti bilinsin ki, 10 lira 15 lira için almadan geçilmesin. Bu zahmete katlananlar da Romanlardır. Karda kışta, sabahtan gece 9’a, 10’a kadar çiçek satıyor eve 50-60 lirayla dönüyoruz. Bu yüzden evinize giderken, hiç olmazsa üç günde bir 1 demet çiçek alın. Alın ki seyyara bir desteğiniz olsun.”

Fotoğraf: Akıncan ABADAN

‘ÇOCUKLARIMA ÇİÇEKÇİLİĞİ bilerek ÖĞRETMEDİM’

“Benim hayatım da kokinalar gibi çileli geçiyor” diye konuşan üç çocuk annesi Demir şöyle devam ediyor, “13 yaşında evlendim, üç çocuğum var. Kocamın böbrekleri iflas etti. Yüzde 81 engeli var. Benim kronik astımdan yüzde 48 engelli raporum var.

Bir oğlum cezaevinde. 12 yaşında bir cehaletinin kurbanı oldu. Ama cezaevinde çalıştı üniversiteye girdi. Büro sekreterliği okuyor. Haziranda gelecek. Ben bir başıma çekip çevirmeye çalışıyorum evi. Levent’te tezgâh açıyorum. Yaşadığımız yerdeki kötülüklere bulaşmasın diye kızımı Levent’teki tezgahımda büyüttüm. Şimdi 15’inde. Ben çiçek satarken o ders çalıştı. TEOG deneme sınavında 500 tam puan aldı ama okutamadım. kardeşi çıksın sıra onda. Ben çocukken evlendim. Bu yüzden asla erken evlendirmem. Hayatları başka olsun, benim hayatımı yaşamasınlar diye çiçekçiliği öğretmedim çocuklara. Yaşlanana dek çiçek satacağım. Ama bir şemsiye altında bu işi yapmak çok zor. Yeni yıldan benim de bir dileğim var o yüzden. Bir camekanlı yerim olsun. Ben çalışırken üşümeyeyim, çiçeklerim rüzgârda, yağmurda, çamurda bozulmasın...”