Sanatçı ve yazar Zülfü Livaneli son çıkan ""Livaneli'nin Penceresinden Batı'nın Kibri ile Doğu'nun Cehli Arasında" başlıklı kitabıyla ilgili Habertürk'ten Kübra Par'a konuştu. 

Livaneli'nin anlattıklarından öne çıkan başlıklar şöyle: 

"ÖNCE KENDİ KÜLTÜRÜMÜZÜ, KENDİMİZ OLMAYI ÖĞRENMEMİZ GEREKİYOR"

Kendiniz ne kadar gelişirseniz gelişin, sizin içinde yaşadığınız bir toplum var. O sizi bir yere yönlendiriyor. Tabii ki berabersiniz. Yahudi ateistliği ile Müslüman ateistliği bile farklıdır. Gelenekleri farklıdır. Toplumun içinde balık gibi yüzüyoruz. Bizim kültür tarihimiz beni yukarı çekti. Sadece Batı eserleri okuyarak, Batı müziği dinleyerek yetişmedim. Koleje gittiğim halde binlerce halk türküsü bilirim, Doğu edebiyatının büyük hayranıyım. Sadi Şirazi, Feridüttin Attar okurum. Benim düşüncemde tamamen kendini Batı'ya ayarlama gibi olmadım. Yunus Emre, Şeyh Galip, Pir Sultan, Itri, Nefi, Yahya Kemal, Nazım Hikmet beni ben yapan şeylerdir. Bu ülkede büyük bir kültür var. Önce kendi kültürümüzü, kendimiz olmayı öğrenmemiz gerekiyor. 

"ATATÜRK OSMANLI MODERNLEŞMESİNİN BAŞI DEĞİL BİR SONUCU ASLINDA"

Batı ile Doğu arasında bizim çok özel durumumuz var. Böyle ikinci bir ülke yok. Dünyanın her yerinde muhafazakar-modern çatışması var. Bizde muhafazakarlık eşittir Doğu, modernlik eşittir Batı haline geliyor. Biz Doğu'dan Batı'ya yolculuk yapmış bir ülke olduğumuz için. Osmanlı'nın modernleşmesi, Batı'yla olan mücadelesi. Atatürk Osmanlı modernleşmesinin sonucu aslında, başlangıcı değil. Batı bir dönemler dünyayı idare eden yerler değildi, dünyanın en üstün medeniyeti değildi. İspanya'ya gidin Endülüs Emevileri'nin yaptıkları Elhamra Sarayı'na bakın bir de onların yaptıklarına bakın.

"BATI ŞU ANDA KİBİRLİ! EN BÜYÜK MEDENİYET VE SERVET BİZDE DİYORLAR"

Özellikle Bağdat üzerinde çok duruyorum, çünkü dünyanın kültür merkeziydi. Bağdat'ta Beytülhikme diye kütüphane vardı. Orada insanlar eski Yunan eserlerini, antikiteyi tercüme ederlerdi. Bin tane satranç salonu var. Sonra Moğollar orayı yaktılar, kitapları Dicle'ye attılar. Dicle günlerce kandan dolayı kırmızı, mürekkepten dolayı siyah aktı. Özellikle Abbasi dönemindeki büyük yükseliş durdu. Herkes bunu Gazali'ye bağlar. Bu tek Gazali'yle açıklanamaz. İsterim ki iyi niyetli tartışmalar. Türkler mi Araplar'ı geri bıraktı, Araplar mı Türkler'i geri bıraktı? Biz kaybetmeye başladığımızda Batı yükseldi. Bilimle, aydınlanmayla,sanayi devrimiyle öyle bir noktaya geldiler. Şu anda evet kibirliler, 'en büyük medeniyet bizde, servet bizde' diyorlar. Ama o kolonyal geçmişlerini unutuyorlar.

"BATI PETROL ÜLKELERİYLE HER TÜRLÜ AHLAKSIZ İLİŞKİYE GİREBİLİYOR"

Batı'nın kibri kendisini yaralayacak hale geldi. Batı'nın en önemli şeyi Aydınlanma'dır. Newton diye bir insan çıkıyor. Dünyayı şu anda bile tartıştıran büyük Darwin kanunları. Bu kibir bunları yıpratır hale geldi. Şu anda hepsi parası bol olan petrol ülkeleriyle ilgili her türlü ahlaksız ilişkiye giriyorlar. Bizim ülkemizde hani cinayetin hesabı sorulacaktı. Hiçbir ilkeleri kalmadı.

"İSLAM'I DA GERİ BIRAKAN BİZİZ! MATBAA 300 SENE SONRA GELEBİLDİ"

Ama Doğu da kendisini geliştiremedi. Açık düşünce olmadan, aydınlık bir kafa, bilim olmadan bir ülke nasıl gelişebilir? Abbasi halifeleri yıkıldıktan sonra İslam'ın ülkesi Osmanlı oldu. 1485 yılında Avrupalı tüccarlar II. Beyazıt'a getirip kitapları basan matbaayı getirdiler. Padişah da 'ulemaya sormak lazım' dedi. Matematik, tıp gibi bilimler yok. Ulema da 'zinhar yasaktır' dedi. Önce kahveye de öyle demişlerdi. Yasak dediği zaman gelmedi. İslam aleminde 300 yıl matbaa kullanılamadı.Bir ülke düşünün ki interneti baştan itibaren almıyor, bilginin paylaşılmasıyla ilgili her türlü unsuru reddediyor. Mobil telefonları almıyor ve bu 300 yıl sürüyor. 300 yıl sonra fark nerede olur? İşte İslam'ı da geri bıraktıran biziz, bizim ulema.