KATEGORİLER

Yazının devamını okumak için tıklayınız...

Ahmet Davutoğlu

Türkiye Cumhuriyeti'nin 62. Başbakanı Ahmet Davutoğlu, 26 Şubat 1959 tarihinde Konya'nın Taşkent ilçesinde dünyaya geldi. Memnune Davutoğlu ve Mehmet Davutoğlu'nun 4 çocuğu arasında tek erkek evlat olan Ahmet Davutoğlu, henüz 4 yaşında iken annesi Memnune Hanım'ı kaybetti.

Ahmet Davutoğlu, Soğuk Savaş sonrasında Türkiye’nin izlemeye başladığı ‘yeni dış politika’nın hem mimarlığını hem mühendisliğini yaptı. Bu yeni dış politikayı Merkez Ülke, Çok Boyutlu ve Çok Kulvarlı İlişkiler, Özgürlük-Güvenlik Dengesi, Komşularla Sıfır Sorun, Ritmik Diplomasi gibi genel prensipler üzerinden yürüttü.

Konya'nın Taşkent ilçesinde nakliye işleri ve kunduracılık ile uğraşan babası Mehmet Bey eşi Memnune hanım'ın vefatında sonra kısa bir süre içerisinde yeniden evlendi. Yeni eşi Sefure Hanım annesinin yokluğunu hissettirmemeye çalıştı. Ahmet Davutoğlu, bu ikinci annesini her zaman minnet ve şükranla andı. Onun hakkında konuşurken 'Beni ve kardeşlerimi hiçbir ayrım gözetmeden bir Anadolu terbiyesiyle büyüttü' diyordu. Ahmet Davutoğlu ikinici annesine olan sevgi ve saygısını ilk doğan kızına ikinci annesinin "Sefure" adını vererek minnetini ifade etti.

Babası Mehmet Bey oğlunun işletme okumasını ve  işlerini ona devretmeyi düşlüyordu.İkili bir kültürel yapısı vardı İstanbul Erkek Lisesi’nin  Cumhuriyetin ilk kuşağından Türk öğretmenlerden ders alıyor, güçlü bir tarih bilinci ile donanıyorlardı öğrenciler. Bir yandan da Almanca öğretmenlerden Batı kültürünü, asıl olarak da Alman kültürünü ve edebiyatını öğreniyorlardı. Yatılı okula 12 yaşında girdiği ilk günlerden itibaren klasikler ile yüzyüze gelmişti. Diğer öğrenciler gibi o da hemen Kafka’yı, Goethe’yi okumaya başlamıştı. Berthold Brecht’in eserlerini tanımıştı. Kitaplarda yeni bir dünya bulmuştu. İki cepheli bir yüzleşmeydi yaşadığı. Batı kültürünün temel eserlerini okumakla kalmıyor, Türk öğretmenlerinin teşvikiyle Türk edebiyatını hatmediyordu. Ahmet Hamdi’den Fuzuli’ye, Farabi’den Ahmet Cevdet’e kadar eserleriyle tanışmadığı isim kalmamıştı.

1970’ler, Türkiye’de çalkantılı yıllardı. Gençlik, daha çok sol siyasi hareketlerin etkisi altındaydı. İstanbul Erkek Lisesinde de rüzgarlar soldan esiyordu. Ahmet Davutoğlu da bu havanın dışında kalmadı. Marksist literatürün temel eserlerini de okudu. Stalin’in “Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm” kitabını okuduğu sırada orta üçteydi. Altını çizip, sayfaların kenarına notlar alarak dikkatle okuduğu kitabı, özenle saklayacaktı yıllarca. Yine de Marksist olmadı. Mekanik buldu bu ideolojiyi. Milli Türk Talebe Birliği gibi İslamcı gençlerin örgütlendikleri yapılanmaların da dışında kaldı. Zaman zaman konferanslara, gecelere gitse, kültür kulüplerine katılsa bile daha çok kendi çizgisinde yol alan bir gençti. Eğlenmeye, gezmeye zaman ayırdığı pek görülmezdi. Bazen futbol oynardı Mustafa Çam, Murat Ülker, Aydın Babuna ve Engin Işıksal’ın da aralarında bulunduğu sınıf arkadaşlarıyla. İyi bir oyuncuydu.

Alman kültürüyle iç içe olan İstanbul Erkek Lisesi öğrencilerinin çoğunun hayallerini Almanya’ya gitmek, orada üniversite okumak süslerdi. Davutoğlu ise İstanbul’dan kopamazdı. Almanya’da okumayı kendi kültürüne yabancılaşma olarak görüyordu. 1977’de liseyi bitirdiğinde İstanbul’un tarihi ve kültürüyle, kökeniyle iyiden iyiye bütünleşmişti. Liseden sonra sosyal bilimler okumaya karar vermesi de tarihle yüzleşmede vardığı noktadan kaynaklanıyordu. Bilim adamı olmayı kafasına koymuştu. Hayat planının ilk adımı Boğaziçi Üniversitesi olacaktı. Fen bölümü mezunuydu ama sosyal bilimler okumaya kararlıydı.

Ailesinin gönlünden geçen ise farklıydı. Annesi, doktora zamanında yetiştiremedikleri için hayatını kaybetmişti. O zamanlar İstanbul gibi doktorun çok olduğu büyük bir kentte değil, Konya’nın Taşkent kasabasında oturuyorlardı. Memnune hanım öldüğünde, Ahmet, henüz dört yaşındaydı. 1959’da doğmuştu. Babası Mehmet Bey, Toroslar’ın zirvesinde tipik bir Türkmen kasabası olan Taşkent’te nakliye işleri, kunduracılık ile uğraşıyordu. Kısa zamanda yeniden evlendi. Babasının tek oğlu olan Ahmet, Sefure hanımı benimsedi. Ona hep “Anne” diye seslendi. Onu oğlu olarak gören Sefure hanım da Memnune hanımın ölümünü unutamadığı için Ahmet’in doktor olması hayalini kuruyordu.

Sare Davutoğlu'nun kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olduğu biliniyor. Sare Davutoğlu bir zamanlar Erdoğan'ın kızına da doğum yaptırdı.Türkiye'nin yeni başbakan hanımı olmaya hazırlanan Sare Davutoğlu, tıp fakültesinde okurken Ahmet Davutoğlu ile tanışmış.Evlendiklerinde ise Ahmet Bey Boğaziçi'nde yüksek lisans yapmaktaymış o yıllar.30 yıllık evlilikleri boyunca en büyük destekçisinin eşi olduğunu söyleyen Sare Hanım, "Yıllardır İstanbul Bahçelievler'de, aynı evde oturuyoruz ama çok az uğrayabiliyor evine. Çocuklar da zaman zaman buna sitem ediyor" diyor. Hatta küçük kızı Hacer Bike'nin 5 yıl önce Başbakan Erdoğan'a, "Galiba babam belinde silahlı, kulağında kulaklık olan adamları daha çok görür. Bunu ona söylediğimde hiç sevemediğim bir şey söyler. Ne mi? Senin geleceğin için, der ve güler. Neyse yatacam, güle güle" diye bir mektup yazdığını anlatıyor. Sare Hanım, eşinin özellikle bulamaç ve bulgur çorbasını çok sevdiğini, peynirli yumurta pişirmekten de çok hoşlandığını söylüyor.

Babası Mehmet Bey ise oğlunun işletme okumasını, işlerini ona devretmeyi düşlüyordu. Mehmet bey, ilk eşinin ölümünün üzerinden bir yıl bile geçmeden ailesini alıp İstanbul’a göçmüş, Fatih’e yerleşmişlerdi. Ahmet de orada büyümüş, ilk dört yılı Hacı Süleyman Bey İlkokulu’nda okumuştu. Bahçelievler’e taşınınca ilkokulu orada bitirmişti. Tekstil ve ticaretle uğraşan Mehmet bey de yıllar içinde işini büyükmüştü. Oğlunun işletme okuyup yardım etmesini istiyordu. Davutoğlu da Boğaziçi’nde önce İktisat bölümüne kaydoldu. İngilizce için bir yıl hazırlık okuması gerekti. Lisede ikinci dili olduğu için zorlanmadı. Yazın da bir ay kadar İngiltere’ye giderek pekiştirdi İngilizcesini. Mutlu olamadı İktisat bölümde. İlaveten bir de Siyaset Bilimi bölümüne girdi. Boğaziçi’nde iki bölümde okuma uygulaması yeni başlamıştı. İktisat bölümünü 1982’de bitirdi.Yine siyasi gruplara katılmadan okumayı sürdürdü. Düşünceler tarihine yoğunlaştı. Eflatun’dan Hegel’e kadar düşünce tarihini incelemek, Osmanlı-Türk ve İslam kültürünü içselleştirmesi sonucunu doğurdu. Düşünce tarihindeki yerini daha iyi kavradı. Sınıf arkadaşları arasında Adnan Büyükdeniz, Ethem Eldem ve Nuray Mert de vardı. Bu yıllarda konserlere, toplantılara, öğrenci etkinliklerine fazla zaman ayırmadı. Futbol ve güreş dışında bir sporla da ilgilenmedi. Zaten 12 Eylül dönemiydi, öğrenci hareketleri de durulmuştu.

Üniversite sonrasında hiç tereddüt etmeden “bilim adamlığı” planına devam etti. 1984’te Kamu Yönetimi bölümünde yüksek lisansa başladı. Doktorasını ise Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladı. Öğretim üyeleri ile arası iyiydi. En çok da Prof. Dr. Şerif Mardin sevdi onu. Tez hocası oldu. 1986’da başladığı tezini daha bitirmeden özet bir makale olarak üniversitenin akademik dergisinde yayınlattı. Tezin yayınlanması Davutoğlu için büyük bir teşvik oldu. Birbiri ardına makaleler hazırladı. 1989 Kasım’ında iki teklif birden aldı. Teklifin biri Amerika’dan geliyordu diğeri Malezya’dan…

Amerika’ya gitmek cazip gelmiyordu. Batı kültürünü yeterince tanıdığına inanıyordu. Malezya üzerinde duruyordu. Eksik kalan halkayı orada tamamlayabilirdi. Çin-Hint-İslam kültürü, Batı kültüründen nispeten uzak biçimde yaşanıyordu bu ülkede. Ama artık tek başına değildi. 1984’te evlenmiş, iki kızı olmuştu. Jinekolog olan Sare hanım ile dünyaya aynı gözlüklerle bakıyorlardı. Kızlarına isim koymayı eşine bırakmıştı Davutoğlu. Sare hanım da onu memnun etmişti seçimleriyle. 1986’da doğan ilk kızlarına Sefure, 1988’de doğan ikinci kızlarına Memnune adını vermişti. Davutoğlu’nun her iki annesine de değer veriyordu. Sare hanım, eşinin Malezya’ya gitme kararını da destekledi. Kızlarını da alıp 1990’ın ilk aylarında yola çıktılar. Kuala Lumpur’da, Çin mahallesinde bir ev tutup yerleştiler.

İslam Konferansı Örgütü’nün kurduğu Uluslararası İslam Üniversitesi’nde Türkiye’den 15 kadar öğretim üyesi vardı. Daha sonra aralarına Yusuf Ziya Özcan da katılacaktı bu akademisyenlerin. Davutoğlu, bir hafta kadar sonra girdi ilk derse. Bir baktı, sınıf küçük bir Birleşmiş Milletler gibi. Sınıfın neredeyse yarısı Müslüman Malaylardan, kalanı da Çinli, Hint, Asyalı, Afrikalı öğrencilerden oluşuyordu. Her biri ayrı kültür havzasındandı. Fakat elindeki Sabine’in artık klasikleşen “Siyasi Düşünceler tarihi” kitabında onlar yoktu. Elindeki kitap Eflatun ile başlıyor, Aristo, Roma, Hıristiyanlık, Reform, Rönesans, Modern ideolojiler diye gidiyordu. İçinde Malaylar, Çinliler yoktu. Bunu yapamazdı. Oturdu, Konfiçyus’tan Taoizme, Hint ve tabii İslam kültürüne çalıştı. Onların yanına Osmanlı düşünürü Kınalızade’yi de ekledi ve yepyeni bir siyasi düşünce tarihi metni oluşturdu. Bu metin üzerinden verdi derslerini.

Malezya tam istediği türden bir laboratuvardı onun için. Yerel kültürü tanımak için hiçbir fırsatı kaçırmıyordu. Yerel festivallerin hemen tamamına eşi ve kızlarıyla beraber gidiyordu. Hem ailece de gezmiş oluyorlardı. 1993’te doçent oldu. Önce 1994’te “The Civilizational Transformation and the Muslim World” (Medeniyetin dönüşümü ve Müslüman dünyası) kitabını yazdı. Ardından aynı yıl, doktora tezi olan “Alternative Paradigms”ı (Alternatif Paradigmalar) kitap olarak çıkardı. İki yıl için gitmişti ama dört yıl kaldıktan sonra 1995’te ayrıldı Malezya’dan. Türkiye’ye döndüğünde aynı dosyasıyla yeniden başvurdu, doçentlik ünvanını burada da aldı. Çok geçmeden Marmara Üniversitesi’nde göreve başladı. Üniversitede kadro sorunları vardı. Önce sosyal bilimler yüksek okulunda başladı, sonra uluslararası ilişkilere geçti.

1999’da profesör olduktan sonra da Beykent Üniversitesi’ne geçti. Yeni kurulmuş bir üniversiteydi Beykent. En çok yankı uyandıran kitabını da bu üniversitedeyken yayınladı. “Stratejik Derinlik” bir yıl içerisinde 13 baskı yaptı. Giderek akademik yaşamın dışında da aktif olmaya başladı. Harp Akademisi’nden MÜSİAD’a kadar birçok yerde konferanslar verdi. Abdullah Gül ile 1980’li yıllarda tanışmışlardı. Bir makalesi, Gül’ün ilgisini çekmiş, bunun üzerine tanışmışlardı. Aralarındaki dostluk, 1990’lı yıllarda Gül’ün, Suudi Arabistan’dan dönüşünden sonra oluştu. Daha sık görüşür oldular.
 Tayyip Erdoğan ile de belediye başkanlığı öncesinde tanıştı. Fakat Gül’e daha yakındı. Devlet Bakanlığı sırasında ihtiyaç duyduğunda Gül’e yardımcı oldu. Danışmanlığı, Gül’ün 2002 sonrasında başbakan olarak hükümet kurmasıyla resmileşti. Davutoğlu, Başbakanlık Başdanışmanı olarak göreve başladı. Gül’ün önerisiyle dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in onayıyla büyükelçilik ünvanı aldı. Gül’ün Başbakanlığı Erdoğan’a devretmesinden sonra da görevine devam etti. Zaten onu Gül davet etse de sonra Erdoğan ile de biraraya gelmişler; o da daveti yinelemişti. Davutoğlu, o dönemde “gölge Dışişleri bakanı” gibi dış temaslarda etkili olmaya başladı.

AB ile temaslardan, Kıbrıs müzakerelerine, Irak savaşına kadar hemen her alanda rol aldı. Göreve gelirken iki üç yıl sonra ayrılmayı planlıyordu. Yazmayı planladığı kitaplara yoğunlaşmayı, üniversiteye dönmeyi hayal ediyordu. 2007 seçimleri yaklaşırken milletvekili olmayı düşünmediği gibi ayrılmaya niyetlendi. Seçim sonrasında dosyalarını hazırlamaya da başladı. Ancak ayrılmasını ne Erdoğan uygun buldu ne de Gül. Hem PKK eylemlerinin artması nedeniyle aniden kendisini yeniden yoğun bir diplomatik trafik içinde buldu. Erdoğan’ın özel uçağıyla çeşitli ülkelere giden, hükümet adına resmi temaslarda bulunan, Türkiye diplomasi tarihinde örneğine rastlanmayan bir “Başdanışman” haline geldi.

Cumhurbaşkanı ve Başbakanın dış temaslarının, ikili görüşmelerinin değişmez ismiydi artık. Görüşmelerin en özel anlarına bile katılıyordu. ABD, Avrupa ülkeleri bile büyükelçilikler, Dışişleri yerine çoğu zaman onun telefonu, maili üzerinden Türkiye ile temaslar yürütüyordu. Gelen mesajları sonradan Dışişleri’ne aktarıp kayda geçiriyordu.

Şam’da Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ile görüşme görevi MGK bildirisiyle duyuruluyordu. ABD Başkanı Obama gelmeden önce Washington’a gidip hazırlıkları da o yürütüyordu. Geldiği noktanın dikkat çekmesi ise Suriye, Filistin ve İsrail ile temasları sayesinde oldu. Hamas lideri Halit Meşal ile gizli görüşmesinin ortaya çıkması epey gürültü kopardı. Artık “Türk diplomasisinin Kissenger’ı”, “Gölge adam”, “İnce bir taktisyen” olarak tanımlanıyordu.

İlginç ama ayrı bir ekibi hiç olmadı Davutoğlu’nun. Başbakanlıkta, yardımcısı ve eski öğrencisi Ali Sarıkaya, bir sekreteri ve şoförü vardı sadece. Cumhurbaşkanlığı-Başbakanlık-Dışişleri Bakanlığı üçlüsü ile koordinasyon halinde çalıştı hep. Askerler de analizlerine önem verdi. Amacı, Türkiye’yi “merkez ülke” yapmaktı. Bölgedeki uçan kuştan bile haberdar olmaya çalışıyordu.

Sonuç, 1.5 ay içinde 11 ülkeye gitmesiydi. Şubat sonundan itibaren Tanzanya, Kenya, İran, Irak, Çek Cumhuriyeti, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Katar ve Suriye’yi dolaşmıştı ve geziler aynı tempoda sürüp gidiyordu. 40 yıldır oturdukları Bahçelievler’deki evine çok az uğrayabiliyordu.AK Parti’nin 2009 yılında yapılan kongresinde Merkez Karar Yönetim Kurulu’na girdi. Bülent Arınç ile birlikte delegelerinin verdiği geçerli bin 243 oyun tamamını alan iki isimden biriydi.
1 Mayıs 2009’da yapılan kabine değişikliği sırasında Ali Babacan’ın yerine dışarıdan atamayla Dışişleri Bakanlığı makamına getirildi. Haziran 2011'daki genel seçimde, AKP listesinden Konya milletvekili seçilerek parlamentoya girdi.

AKP'nin elde ettiği yüzde 50'ye yakın oy oranıyla büyük bir zafere imza attığı bu seçimden sonra kurulan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki 61. Cumhuriyet Hükümetinde de Dışişleri Bakanlığı koltuğunu korudu.Davutoğlu eliyle yürütülen dış politika Arap Baharı’na daha ilk gününden itibaren destek verdi. Arap Baharı’nı Ortadoğu’da halkların diktatörlüklere isyanı, kendi yöneticilerini kendi özgür iradesiyle seçme talebi, özgürlük ve refah arayışı olarak gördü ve destekledi. Bu sebeple farklı ülkelerde dile getirilen bu taleplere bu perspektiften yaklaştı.

Türkiye, bu dönemde Mısır’da ülkenin tarihinde ilk kez seçimle iktidara gelen Muhammed Mursi’ye tam destek verdi. Hüsnü Mübarek’e ‘artık çekil’ çağrısının yapılması dış politikada o zamana kadar alınan en riskli kararlardan biriydi. Erdoğan’ın ağzından yapılan bu çağrı Kahire’de Tahrir meydanındaki yüzbinlerce Mısırlı tarafından canlı olarak izlenmişti. Türkiye’nin seçilmiş yönetime destek politikası Mursi’nin darbeyle devrilmesinden sonra da devam etti ve darbeci yönetimle ilişkiler Mübarek dönemindeki gibi olmadı.Özellikle 900 kilometrelik sınırı paylaştığı Suriye rejimini çok önceden bu taleplere sessiz kalmaması için uyarmaya başladı. Hem Erdoğan hem Davutoğlu, Beşşar Esed’i halkın reform taleplerini kulak ardı etmemesi için sekiz ay çaba harcadı. Bu süreçte en kritik görüşme Davutoğlu ile Esed arasında 9 Ağustos 2011'de yapılan 6.5 saatlik görüşmeydi.O görüşme de sonuçsuz kalınca ipler koptu, Suriye’deki isyan dalgası iyice büyüdü. İsyanla birlikte rejimin karşı saldırılarıyla Suriye bir iç savaşa sürüklendi, ülke kan gölüne ve harabeye döndü. Milyonlarca Suriyeli ülkesine terk etmek zorunda kaldı, bir milyondan fazlası da Türkiye’ye sığındı.

Mısır ve Suriye politikaları özellikle Türkiye içinden çok sert eleştirilere uğradı. Türkiye’nin bölgedeki bütün ülkelerle ilişkilerinin neredeyse kopuk hale gelmesi üzerinden Davutoğlu’na yönelik olarak yıpratıcı bir kampanya yürütüldü. Ancak Başbakan Erdoğan, bu politikanın arkasında durmaya devam etti. Türkiye’nin 2003 yılında "Irak’a Komşu Ülkeler Toplantıları"nı devreye sokmasıyla başlayan Ortadoğu’ya açılım politikaları geçen 12 yılda Türkiye’nin bölgedeki profilini yükseltti. Bu süreçte yaşanan 1 Mart tezkeresinin reddedilmesi, Davos’taki 'one minute' vak’ası ve İsrail’in Mavi Marmara gemisine yönelik saldırısından sonra yaşanan gelişmeler ve İsrail’in Türkiye’den resmen özür dilemesi bu profili daha da yükseltti.

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile müzâkerelere başlaması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne üye seçilmesi, İsrail ile Suriye arasındaki dolaylı görüşmeleri başlatması, İran ile Batı arasındaki nükleer görüşmelerde Brezilya ile birlikte devreye girip İran’ı uzlaşmaya razı etmesi, Hamas üzerinde etkili en önemli aktörlerden biri haline gelmesi de Ankara’nın Batı tarafından dikkatle izlenmesine yol açtı.

26 Şubat 1959’da Konya’da doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul Erkek Lisesinde tamamladı. 1983–84 eğitim öğretim yılında Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Ekonomi bölümlerinden mezun oldu. Boğaziçi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünde yüksek lisans, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünde de doktorasını yaptı. 1990 yılında, Malezya International Islamic University’de yardımcı doçent unvanı ile çalışmaya başladı. Üniversitenin Siyaset Bilimi bölümünü kurdu ve 1993 yılına kadar bu bölümün başkanlığını yürüttü. 1993 yılında Doçentlik unvanını aldı. 1995–1999 yılları arasında Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yaptı. 1998–2002 yıllarında, Silahlı Kuvvetler Akademisi ve Harp Akademilerinde misafir öğretim üyesi olarak ders verdi. 3 Kasım 2002 yılında yapılan genel seçimlerin ardından 58. Cumhuriyet Hükümeti döneminde, Başbakan Başmüşavirliği ve Büyükelçilik görevine atanan Davutoğlu, 59. ve 60. Cumhuriyet Hükümetleri döneminde de bu görevlerini sürdürdü. 1999–2004 yılları arasında Profesör unvanı ile Beykent Üniversitesinde, üniversite yönetim kurulu üyeliği, senato üyeliği ve uluslararası İlişkiler bölümü başkanlığının yanısıra, Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde de misafir öğretim üyeliği yaptı. Dış politika konusunda Türkçe ve İngilizce kaleme aldığı çok sayıda eseri bulunmaktadır. Ayrıca eserleri Japonca, Portekizce, Rusça, Arapça, Farsça ve Arnavutça başta olmak üzere çeşitli dillere tercüme edildi. 1 Mayıs 2009 tarihinde 60ncı T.C. Hükümeti’nin Dışişleri Bakanı olarak atandı. T.C. Hükümeti’nde de Dışişleri Bakanı olarak görevine devam etti.Ortadoğu ve Balkanlardaki sorunların çözülmesi amacıyla yürütülen barışı inşa ve arabuluculuk çabalarında Dışişleri Bakanı ve Dış Politika Danışmanı olarak aktif bir rol oynadı. Ortadoğu ve Balkanlardaki sorunların çözülmesi amacıyla yürütülen barışı inşa ve arabuluculuk çabalarında Dışişleri Bakanı ve Dış Politika Danışmanı olarak aktif bir rol oynadı. Ortadoğu ve Balkanlardaki sorunların çözülmesi amacıyla yürütülen barışı inşa ve arabuluculuk çabalarında Dışişleri Bakanı ve Dış Politika Danışmanı olarak aktif bir rol oynadı.

Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, 27 Ağustos 2014 tarihinde yapılan AK Parti 1. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde AK Parti Genel Başkanı seçildi. 29 Ağustos 2014 tarihinde AK Parti Genel Başkanı olarak 62. Hükümeti kurdu. 2016 yılının Mayıs ayına kadar başbakanlık görevini sürdüren Ahmet Davutoğlu, istifa ederek koltuğunu Binali Yıldırım'a devretmiştir.

Evli ve dört çocuk babası olan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu İngilizce, Almanca ve Arapça bilmektedir.

Ahmet Davutoğlu Haberleri

  • Ufuk Uras'tan yeni parti iddialarına yanıt

    Gündem, 09 Ekim 2019

    Ufuk Uras'tan yeni parti iddialarına yanıt

    Siyasetçi Ufuk Uras, yeni parti hazırlığında olan Ahmet Davutoğlu ile birlikte hareket edip etmeyeceği konusuna açıklık getirdi. Uras, "Böyle bir şey yok. Medyanın yarattığı konular bunlar" dedi.

  • Ahmet Davutoğlu AK Parti'den istifa etti!

    Gündem, 13 Eylül 2019

    Ahmet Davutoğlu AK Parti'den istifa etti!

    Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu AK Parti'den istifa etti. Selçuk Özdağ, Ayhan Sefer Üstün, Abdullah Başçı ve Selim Temurci ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Davutoğlu, "Bugünden itibaren yeni bir siyasi hareketi inşa etmek bizim için tarihi bir sorumluluktur" ifadelerini kullandı...

  • Babacan açıkladı! Yeni parti ne zaman?

    Gündem, 10 Eylül 2019

    Babacan açıkladı! Yeni parti ne zaman?

    AK Parti'den istifa ettikten sonra yeni parti hazırlıklarına başlayan Ali Babacan, "Takvimler 2020’yi göstermeden tüzel kişiliği kurmak istiyoruz" sözleriyle yıl bitmeden partinin kurulacağı sinyalini verdi. Babacan, Abdullah Gül'ün yeni hareket içindeki rolü ve Ahmet Davutoğlu ile ilgili sorulara da yanıt verdi. Babacan, AK Parti'den kopuş sürecinden, ekonomi ve dış politikadaki duruma, İstanbul seçimleri ve kayyum atanan belediyelere kadar pek çok konuda dikkat çeken açıklamalar yaptı...

    AK Parti, Davutoğlu ve 3 eski milletvekiline tebligatlarını gönderdi

    Gündem, 06 Eylül 2019

    AK Parti, Davutoğlu ve 3 eski milletvekiline tebligatlarını gönderdi

    AK Parti, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) kararı ile kesin ihraç istemiyle Merkez Disiplin Kurulu'na sevk ettiği eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eski milletvekilleri Selçuk Özdağ, Ayhan Sefer Üstün ile Abdullah Başçı’nın sözlü ve yazılı savunmalarını almak üzere tebligatlarını gönderdi.

    Davutoğlu: Sözlerimin arkasındayım

    Gündem, 04 Eylül 2019

    Davutoğlu: Sözlerimin arkasındayım

    AK Parti'den ihracı istenen Ahmet Davutoğlu, Merkez Disiplin Kurulu'na sevk edilmesinin ardından ilk açıklamasını yaptı. Davutoğlu, sözlerinin arkasında olduğunu belirterek 22 Nisan'da yaptığı yazılı açıklamayı paylaştı

  • Davutoğlu: Biz ne zaman ihanet ettik

    Gündem, 24 Ağustos 2019

    Davutoğlu: Biz ne zaman ihanet ettik

    Yeni oluşum içinde olduğu iddia edilen eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sakarya'da yaptığı konuşmada kendisini ihanetle suçlayanlara yanıt verdi. Davutoğlu, "Biz ne zaman ihanet ettik? Söyleyin" diye seslendi

  • Gül ve Davutoğlu'ndan kayyum tepkisi

    Gündem, 19 Ağustos 2019

    Gül ve Davutoğlu'ndan kayyum tepkisi

    Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılmasını eleştiren eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Demokrasimiz için doğru olmamıştır" derken, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu da "Siyasi mücadele, demokratik temsili aşındırmakla değil milletin gönlüne girip seçim kazanmakla verilir" ifadelerini kullandı...

  • Parti kuracak mı? Suriye için ne dedi?

    Gündem, 18 Temmuz 2019

    Parti kuracak mı? Suriye için ne dedi?

    31 Mart yerel seçimlerinin ardından yayımladığı ve manifesto olarak tabir edilen açıklamasının ardından yeni parti kuracağı konuşulan Ahmet Davutoğlu, her şeyin yolunda gitmesi durumunda yeni partiye ihtiyaç olmadığını ama bu konuda umudunun zayıfladığını söyledi. Suriye politikası ile ilgili eleştirilere yanıt veren Davutoğlu, "Emevi Camii'nde namaz kılacağım" sözünün kendisine ait olmadığını, bunun bir algı operasyonu olduğunu ifade etti. Davutoğlu, Rus uçağının düşürülmesi ile ilgili olarak da açıklamalarda bulundu

    Manço'dan siyasilere 'Barış Manço' vetosu

    Magazin, 10 Temmuz 2019

    Manço'dan siyasilere 'Barış Manço' vetosu

    Doğukan Manço sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla 'Barış Manço' eserlerinin tarafsızlığının korunacağını belirterek duyuruda bulundu

    Davutoğlu'ndan sistem eleştirisi

    Gündem, 30 Haziran 2019

    Davutoğlu'ndan sistem eleştirisi

    Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Elazığ'da yaptığı konuşmada, "Devlet makamını bir trol çetelerinin tuzaklarına mahkum edenlere karşı 3 yıl sustuk. Eğer işler iyi gitmiş olsaydı kıyamete kadar susardık. Hiçbir makam, mevki beklentimiz olmazdı" dedi

  • Davutoğlu’nun seçim sonrası yorumu

    Gündem, 22 Nisan 2019

    Davutoğlu’nun seçim sonrası yorumu

    Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Facebook hesabından yayınladığı “31 Mart seçim sonuçları ve içinde bulunduğumuz siyasi şartlara ilişkin tespit ve tavsiyeler” başlıklı yazısında “metal yorgunluğu” ifadeleri ile teşkilatın küstürüldüğünü, ittifak sisteminin partiye zarar verdiğini ileri sürdü. AK Parti’ye “yenilenme” çağrısı yapan Davutoğlu, partili cumhurbaşkanlığı uygulamasının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti

  • Ahmet Davutoğlu kimdir?

    Gündem, 27 Şubat 2019

    Ahmet Davutoğlu kimdir?

    Türkiye Cumhuriyeti 62. Hükümet Başkanı olan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun hayatı merak ediliyor. Hükümetin pek çok kademesinde bulunan Ahmet Davutoğlu kimdir? Ahmet Davutoğlu kaç yaşında, nereli?

  • Dr. Mehmet Öz'ün babası son yolculuğuna uğurlandı

    Gündem, 11 Şubat 2019

    Dr. Mehmet Öz'ün babası son yolculuğuna uğurlandı

    Kalp cerrahı Prof. Dr. Mustafa Öz için Fatih Camisi'nde düzenlenen cenaze törenine, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da katıldı

    Abdullah Gül'ün eski başdanışmanı için karar!

    Gündem, 20 Aralık 2018

    Abdullah Gül'ün eski başdanışmanı için karar!

    Son dakika... 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ve Dışişleri Bakanı iken Ahmet Davutoğlu’nun özel kalem müdürlüğünü yapan Gürcan Balık’ın tahliyesi durduruldu

    Davutoğlu kitaplarını imzaladı

    Gündem, 17 Kasım 2018

    Davutoğlu kitaplarını imzaladı

    37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'nda yazarlar kitaplarını imzaladı. Yoğun ilginin olduğu fuarda kitaplarını imzalayan yazarlar arasında eski Başbakan Ahmet Davutoğlu da yer aldı. Davutoğlu'nun imza gününe ilgi büyük oldu

  • İşte AK Parti'den adaylık başvurusu yapmayan vekiller

    Gündem, 03 Mayıs 2018

    İşte AK Parti'den adaylık başvurusu yapmayan vekiller

    24 Haziran seçimleri için AK Parti'de milletvekili aday adaylığı başvurusunda bulunmayan milletvekilleri netleşti. Adaylık başvurusunda bulunmayan isimler arasında dikkat çeken isimler yer alıyor. Başvuru yapmayan adaylar arasında en dikkat çeken isimlerden biri TBMM Başkanı İsmail Kahraman. Kahraman'ın dışında, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Cemil Çiçek, Mehmet Ali Şahin gibi partinin geçmişinde önemli görevler yürütmüş isimler de yer alıyor. AK Parti'de mevcut hükümette kabinede bulunan tüm bakanlar ise adaylık başvurusunda bulundu

  • Davutoğlu'ndan flaş açıklamalar

    Gündem, 26 Nisan 2018

    Davutoğlu'ndan flaş açıklamalar

    Son dakika haberi... Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, düzenlediği basın toplantısında AK Parti dışında herhangi bir siyasi faaliyette bulunmayacağını belirterek Cumhurbaşkanı Erdoğan'a desteğini açıkladı. Davutoğlu, önümüzdeki seçimlerde milletvekili adayı olmayacağını söyledi

  • Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu görüştü

    Gündem, 24 Nisan 2018

    Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu görüştü

    Son dakika haberi... AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile buluştu. Görüşme, Abdullah Gül'ün daveti üzerine gerçekleşti ve yaklaşık bir saat sürdü. İşte son dakika gelişmenin ayrıntıları

    Davutoğlu: Bütün partilerin tek bir noktada birleşmesi lazım

    Gündem, 10 Şubat 2018

    Davutoğlu: Bütün partilerin tek bir noktada birleşmesi lazım

    Samsun'da açıklamalarda bulunan eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Türkiye'nin sınır güvenliği konusunda bütün siyasi partilerin, grupların ve kişilerin tek bir noktada birleşmesi lazım" dedi. Davutoğlu, Afrin Harekatı ile ilgili olarak da "Hedefe ulaşılacaktır" mesajı verdi