Acıyı sevmeyi öğrenmemiz mi gerekiyor?
Karalahana, brüksel lahanası, roka gibi keskin ve acı tadı olan yiyecekleri seviyor musunuz, yoksa bunlardan nefret edenlerden misiniz?
Bu antipatinin genetik sebepleri var; ancak yapılan birçok araştırma, içgüdüsel olarak kaçınılan acı tatları sevmeyi öğrenmenin önemini ortaya koymaya başladı, sağlık açısından elde edilebilecek potansiyel faydalar göz önünde bulundurulduğunda.
Şöyle bir düşündüğümüzde, bu tür keskin tatlara sahip besinlerden hoşlanan sayısı bir elin parmaklarını geçmez; tatlı, acı veya ekşi lezzetler daima ön plandadır. Fakat keskin tatlardan bu denli kaçınırken, nelerden vazgeçtiğimizin pek farkında değiliz.
Öncelikle, ağızda acı ve keskin bir tat bırakan birtakım besinler, özellikle de yapraklı yeşil sebzeler (roka, bazı marul türleri, ıspanak, karalahana ve pazı gibi) ve brokoli, karnabahar gibi turpgiller familyasına ait sebzeler, yapılarında bitkiler tarafından üretilen fitokimyasallar barındırıyorlar; bu bileşenler, bazı kanser türlerinin ve kardiyovasküler hastalıkların görülme riskini düşürüyor. Ayrıca bu sebzelerin sıklıkla dahil edildiği bir beslenme düzeni uygulamanın bilişsel becerilerde düşüşün yavaşlamasına yardımcı olduğuna dair veriler var.