Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Ortaokul ve lise dönemimde Mersin’de Yavuz Yukay ile Güniz Yukay’ın eczanesinde yarı zamanlı olarak çalışıyordum.

Kahtalı Mehmet, eczanenin olduğu çarşıda, yeşil renkteki el arabasıyla her gün aynı saatte aynı köşede konuşlanırdı.

Önce toz kalkmasın diye yerleri ıslatır, sonra da seyyar arabasının çevresine birkaç tabure ve küçük sehpalar yerleştirirdi.

Ardında da sabahtan haşladığı kuşbaşı etleri saç tepsiye saçar, kuyruk yağı ve pamuk yağı eşliğinde baharatlarla harman ederek karıştırmaya başlardı.

Etin kokusu, “tan tun”, “tan tun” sesleri eşliğinde ahaliye “gel gel” diye haykırırcasına çarşıya yayılırdı.

Müşterileri beklerken Kahtalı Mehmet’in çalışmasını seyretmek benim için oldukça eğlenceli bir hal alırdı.

O zamanlar, şimdi olduğu gibi pahalı değildi.

O zamanlar şimdi olduğu gibi küçücük değildi.

Çarşı esnafında çalışanlar, bir tanesiyle karnını rahatça ucuza doyurabiliyordu.

Hem sağlıklı hem leziz olması, yer kalırsa taburede, kalmazsa ayaküstü rahatça yenilebilmesi nedeniyle bir hayli ilgi görüyordu.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua