Son Dakika

Kraliçenin kehaneti tuttu!

30.12.2017 - 09:35 | Güncelleme:

 

2017 karışık ve zor bir yıl oldu. Ümit asla elden bırakılamaz. “2018 daha iyi olsun” diyelim. Hatta “daha ve daha iyi” olsun umalım.

Yıllık ananemizi de sürdürelim. Geçtiğimiz senenin bir özetini sunalım. Kayda değer neler oldu? Yerimiz elverdiği kadar hatırlayalım. Tatsız başlıkları atlayalım ki... Hem mazide kalsınlar, unutmuş olalım. Hem de iyiliklere daha çok yer kalsın. Ezcümle iyilik galip gelebilsin... Önce ağzınız tatlansın: Yola koyulurken diyete bir ara... Kubilay Özarkan küçük bir paket yollamış. Gastronometro’dan yeniyıl sürprizi.

Bu “arge merkezinin” yöneticisi M. Thomae: Bizler arasındaki adı ile içgüveysi Max. Kubilay’ın desteği ile çalışıyor, koşuyor.

Mutfağımıza taze soluk katıyor... Bana yolladıkları güllü beyaz çikolata... Yapmak istediklerine şahane bir özet! Bu sene mezun olacak iki öğrencileri... Hocaları T. Karayel ile birlikte hazırlamışlar.

Öğrencilerin okulundan da son anda haberdar oldum: “Mustafa Nevzat Pisak Mesleki Eğitim Merkezi.” 

Okulun bağlı olduğu Canan Pak yakın bir dostum. Rahmetli Nevhis - Engin Pak ile de iyi tanışırdım.

Coğrafi işaret sahibi “Isparta Gülleri yaprakları...” Belçika’dan ithal olunan “çikolata” ile buluşmuş. Damağınıza dağılan yerleşen lezzet var ya: İçinde kültürümüz var, dünümüz ve bugünümüz var...

Elde var bir. Şimdi yola devam: Burak Elmas bana off the record anlatmıştı: Godiva’dan da sürprizler yolda. Küresel ölçeğe söz söylemeliyiz! Tam zamanı şimdi... Bunun da tek yolu var. “Eğitim” ve “yaratıcılık”. Başarının yegâne sırrı...

Mutfak, son 10 yılın yükselen yıldızı. Küresel iletişim aldı tepeye yerleştirdi. An itibarıyla ortalığa hâkim bir “salgın” var. Instagram, Twitter, Facebook işgal altında. “Otorite nüfusu” istiab haddini aştı. Ve durulamadı. Neden mi? Çünkü işin içinde para var...

Ne gam: “Hayat şahane bir elek.”

Sadece söyleyecek sözü olanlar kalacak... Ortalığa yaratıcılık hâkim olacak. Baştan söyledi idim: İyimser ve ümitli olmalıyız.

BEYTİ BEY’ İN AŞKI

Tüm hayatını bu aşka yatıranlar da var. Farkında mısınız? Ne denli romantik... Nerede ise çağdışı. Öyle ya: “19.yüzyılda da kaldı” demedeyiz. Oysa öyle değil: Ben bir örneği tanıyorum. Hem de çok yakından. Hem de çocukluğumdan beri. İtiraf edeyim ki bu sıradışı bir aşk. Ve sıradışı bir insan: Beyti Güler.

Beyti, işi ile ömürlük bir aşk yaşamada. Halen lokantasındaki “kesimhaneye” girdiği zaman...

“Trakya Süt Kuzusu’ndan” söz ettiğinde... Gözleri parlayan doksan yaşında “bir delikanlı.” Benim nezdimdeki ismi: “Beyti Bey.”

Beyti Bey ve Ailesi bu sene sarsıcı bir acı yaşadılar. Cüneyt gitti! Kalanlara sabır diliyorum.

Beyti Bey bugün dimdik ayakta ise bu aşk sayesindedir. Şimdiden sözleştik. Mart ayında buluşacağız: Rahmi Bey’e yazmış; “misafir berekettir”...

Türk Mutfağı’nın büyük ustasına sarılacağım. Ona olan şükranımızı daha nasıl iletebiliriz ki?

Madem “asır eksi on” dedik, devam. Tüm doksanlıkların ömrüne bereket... Önce Kavaklıdere, bu sene de Doluca... Şarapçılarımız köklü kurumlar oldular. Bugün üçüncü nesillerin elindeler. Hız kesmeyecekler. Sabırlı ve azimliler. Mahalli bağlardan çıkan mahalli üzümlerimiz... Dördüncü nesle emanet: Pek yakında...

Bu coğrafyada şarap yapmak bir fedakârlık. Her türlü müşküle rağmen direneceksiniz. Uzun vadeli bir yatırım için... Maddi ve manevi birikiminizi seferber edeceksiniz.

“Öküzgözü üzümü” bize ait. Şarap ile ilgilenen hiç kimse kayıtsız kalmıyor. Bu üzümü uluslararası ölçekte anlatmalıyız. “Yaratıcı şaraplar” ve “baştan çıkarıcı bir üslup ile...”

Bir nokta daha... Geçen “asır” bilançomuza şunu kattı: Şarapçılarımız artık önemli bir know how’a sahipler. Neden sadece mahalli coğrafyada durmadalar ki... Yurtdışına da yatırım yapmalılar... Çin bile yaptı, yapıyor.

Unutulmaması gereken, “başarının itici gücü” var ya. Yeni yola koyulan şarapçılarımız için hayati. Onlar işe sıfırdan başlamış olmuyorlar... Deneyimler her birimize kışkırtıcı bir ilham kaynağı... Şarap demişken son bir söz... Dostum Cemil Tokel’i hatırlayalım.

Az nefeslenelim: Sırada zanaat ve tasarım var. “Stem Zero”, âdeta şarabı okuyabileceğiniz bir zemin...

Hedef Salone del Mobile... Design dünyasının nabzı burada atıyor. Yaratıcı bir imzanız var ise... Milano’yu fethetmelisiniz! Tokel’in gözü hedefte...

İTİRAF EDEYİM Kİ BU SIRADIŞI BİR AŞK. VE SIRADIŞI BİR İNSAN: BEYTİ GÜLER. BEYTİ, İŞİ İLE ÖMÜRLÜK BİR AŞK YAŞAMADA. GÖZLERİ PARLAYAN DOKSAN YAŞINDA"BİR DELİKANLI." BENİM NEZDİMDEKİ İSMİ:
"BEYTİ BEY"

KRALİÇENİN KEHANETİ

Madem ki, fetih dedik, Mare Nostrum’a çıktık. O denizde bize ait çok hikâye var. Biri de “İngiliz kâhin”. Kraliçe I. Elizabeth: “Türkleri durduramazsak...” Kehanetini Malta için söylemiş: “Nerede dururlar bilinmez.”

Malta bu günlerde daha da meşhur... Valletta, Avrupa’nın 2018 yılı kültür başkenti.... Anadolu Efes Grubu ile Malta’daki törene katıldık. Dünya seçmelerinde dokuz ayrı “altın madalya” aldılar.

Dünya markası olmak kolay bir iş değil. Dile kolay. Rakipleriniz yaman ve amansız... Yıllarca, on yıllarca azimle, sabırla çalışmak gerekiyor. Başarıya ulaşınca da rehavete yer yok. Rekabet orada...

Ya sonra? Sonrası ne olacak: Kraliçe’nin kehaneti tuttu. I. Elizabeth’in dediklerini görmek II. Elizabeth’e nasip oldu. 450 yıl sonra Türkler, bu kez Londra’ya çıkarma yaptılar... Anadolu Efes Grubu, Kensington Palace’da “Yılın Markası” seçildi.

Pekâlâ, dünya kültür mirasındaki ezeli markamız nedir? Tartışmasız “Türk Kahvesi”

Beş yüz yıldır orada durmada... Bu istisnai bir başarıdır. Üstelik şunu da unutmayalım. Kahve inanamayacağınız sert bir rekabet piyasasıdır. İtalyan Espresso’su son otuz yılda her yere girdi. Espresso diye sakın ha hafife almayasınız. Sektörün büyük aktörleri, yıllardır önemli uzman ve aşçılarla çalışıyorlar. Sürekli olarak yeni karışımlar peşindeler. İşin içinde yaratıcılık var. Güncel eğilimler var: Geçtiğimiz sene Londra’da tanıtılan “Cafecito di Cuba...” Sonra makine ve tasarım faslı. Fethiniz muhtemelen orada başlıyor... Şayet Türk kahvesi için hayallerimiz var ise. Derneğe söylemedeyim: Sevgili dostum Merve Gürsel! Önümüzdeki yıl bir atak yılı olmalı: Hayalim Metropolitan Müzesi... Ne için New York’ta bir gövde gösterisi yapmıyoruz? Kahve işini sadece kahveden ibaret sanmayasınız. Büyük bir kültürün günlük hayata yansımasıdır. Örneğin fincanlar. Haremlique çalışıyor. Caroline Koç anlattı: Selamlique çatısı altında neler oluyor. Muhtelif aromalarda kahveler var, fincanlar var. Elbette bir de makineler var. Artık kapsül ile Türk kahvesi mevcut. Yeri gelmişken genç ve yakın dostum Fatih Karaca’yı anmalıyım. Karaca olarak biliyor olmalısınız. Fatih çok atak.

Hedefinde Amerika var. Çalışıyor, hazırlanıyor. Türkiye’de de rahat durmuyor... Yılın son haftası bu kez afişlere çıkıverdi: “Siyah beyaz fincanlar.” BJK sevdalısı R. M. Koç’un dükkânlarında.

Edward’s Füsun Karan ile gelişen proje tam isabet. İşin içine spor girince tüm kartlar yeniden karılıyor. Fatih’in medya ile valsinde, yüzü nihayet burada gülecek galiba... Karaca için kehanete gerek yok: Sanat ile izdivaç başarının yolu...

MEDET YA SARHOŞ
Pazartesi akşamı Fatih, Hırka-i Şerif’te Emin Usta’da idim. Dostum Ahmet Tatlıcı çok değerli sanatçılarımızı da ağırladı. Melihat Gülses, Göksel Baktagir ve Bedri Ayseli masada idiler. O gece istisnai idi. Sanat dokunduğu yere sınıf atlatıyor.

Melihat Gülses Hanım’ın ayan beyan hayranıyım. Arkadaşım Mahmud Abra ile kaydettikleri CD’yi ezberledim.

Ah bir de sesim müsait olsa, yandı gülüm keten helva... O akşam Emin Usta sadece mutfak ziyafeti çekmedi. Sesi de varmış. Bizi kırmadı. Birecik türkülerinden biri var ki... Şerefede köyün delisine tutsak hocanın yakarışı... Hoca Efendi’nin mahallenin sarhoşundan medet umuşu... Sarhoşun da Hoca Efendi’yi kurtarışı... Masadaki bir dostumuz dikkatimi çekti: “Bak” dedi, “Toplumumuz ne denli barışık imiş birbiriyle...” Biliyor musunuz elimizden kayıp giden sadece bu değil. Emin Usta’nın başarısının bir sırrı da kullandığı malzemede. Mutfağa giren her şey kaynağından geliyor. Hiçbirisi “gibi” değil, aslı hatta “aslının da aslı”. Kasabı ile konuştum, ne nereden geliyor anlattılar...

Önümüzdeki yüzyılın can alıcı konusu bu olacak. Ne yediğimiz, ne içtiğimiz, malzemeleri temin edişimiz... Bizler hâlâ trenin tam kalkmadığı bir coğrafyadayız. Son vagonu yakalama şansımız mevcut...

Duran Özdemir Kayserili genç bir müteşebbis. Kayseri’de bir et lokantası var. Geçende ziyarete geldi. Yeni haberleri var: Amerika’da bir lokanta açıyormuş. 2018 baharında. Bitmedi bir tane daha: Avrupa’da. Güz gibi...

Ama durun, Duran’ın daha da önemli bir teşebbüsü var. Coğrafyamızın önemli bir malzeme tedarikçisi olma azminde... Malzeme ve tedariğinin bu sektör için hayatiyetini görmüş. Ve peşine düşmüş. Avanos’ta yaptırdığı pekmezi getirdi. Avanos’ta pekmez peşinde dolanırken çarpılıyor: Neye? Çarpma Pekmez’e... Bildiğimiz süreçte pekmeze yoğurt katılıyor. Kıvam tutup da akabinde ısı gevşeyince içine çöven otu kökü atılıyor. Buludi üzüm de katıldığı gibi saatler ve günlerce karıştırılıyor...

Bakın söylemiş olayım. Tekrar olacak ama zarar yok. Yitip gitmeden elimizdekini kâğıda düşürmemiz şart. Bu mutfağımızın geleceği için anın zaptıdır... Yıllardır söyledik durduk: Kimsecikler yoktu, bakmıyordu... Tek istisna Musa Dağdeviren oldu. Çiya Lokantası sahibi. Musa nerede ise 30 yıldır derliyor. Bulduğunu kaydediyor. Lokantasında pişiriyor, servis ediyor. Adeta bir misyoner... Sadece iş yapıyor. Şimdikiler gibi reklam falan da yok. Hız da kesmiyor. Bir yayınevi kurdular: Çiya Yayınları. Yanında da doğru bir hoca var: Aziz dostum Turgut Kut.

Mutfağımıza çalışmadalar. Şimdi merakla beklemedeyim... Gelecek yıl neler neler olacak? Yeni yılın her birinize ağız tadı getirmesini diliyorum...


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000