Hani biz İstanbul'daki havaalanı ile çok övünüyoruz ya!
Bence de övünülecek bir tarafı var. Yeni ve ferah…
Ama ne olur Hong Kong ile kıyaslamayalım. Neden mi?
Çünkü Chek Lap Kok mimari olarak da çok güzel.

Her detayın nasıl çözüldüğünü görüyorsunuz.
Sir Norman Foster yapmıştı. Sadece güzel değil, müreffeh.
Bizde para ile satılan çoğu hizmet orada bilabedel, emre amade.
Aslında Hong Kong söz konusu olunca bitaraf da olamıyorum.

Uyumadan yaşayan, 24 saat koşan, belki de tek şehir.
Aklı evvel tanıtım dehalarımız İstanbul için bir slogan bulmuşlardı:
“City with Rhythm" demişlerdi. Hatırlarda.. Lütfen, ama lütfen!
Bu sıfatı gerçekten hakeden belki de tek şehir Hong Kong...

Peki ama Hong Kong'u benzersiz kılan ne?
Önce mutfağı demem bekleniyor.
Öyle olsun, bir mutfak ki önü açık deniz, arkası Çin.
Her malzemenin en alası, Hong Kong'da...

Ama önce bu şehri tarif eden baştan çıkartıcı terkibi söylemeliyiz.
Batı'nın nizam ve intizamı burada mı? Evet…
Doğu'nun his dolu zerafeti, rengarenk kargaşası.
O da burada mı? Elbette. Üstelik hepsi birarada…

İnanılmaz hacimdeki uluslararası sermaye?
O da sokaklarda, durmak bilmez koşuşturmanın cilası.
Bitti mi hepsi bu mu? Hiç olur mu canım…
İnsanı alışverişe bu kadar kışkırtan bir şehir daha bilmiyorum.

Benim gibi bütün paranızı hattat fırçalarına da yatırabilirsiniz,
Ya da Onüçüncü Yüzyıl bleu-blanc çaydanlıklarına ...
Akşam pazarları, semt pazarları, bit pazarları…
Her niyet ve bütçeye, fevkalade baştançıkartıcı sayısız alternatif var.
 
Uzakdoğu, otelciliğin yeniden tarif olunduğu bir coğrafya.
Hong Kong otelcilerin, aşçıların çalışmak istedikleri tek şehir.
CV'lerine girecek bir iddialı kariyer tuğlası.
Uzakdoğu'nun en şık otellerinin her biri burada.

Peninsula, Mandarin Oriental, Grand Hyatt, Regent…
Hemen arkasından Ritz Carlton, Shangri La, Conrad...
Bunların her birinde çok iddialı lokantalar da var.
Gastronomi dünyasında otel lokantalarını snobe etti mi idik?

Evet ama itiraf etmeliyim, çıtayı yüksekte tutmak esastır.
Bunu da uzun vadede çoğunlukla müesseseler sağlayabiliyor.
Oteller 'fine dining room'larda kadir olduklarını sergiliyorlar.
Bir anlamda bu lokantalar onların cakalı vitrinleri gibi…

Örneğin Kowloon'un "Grand Lady'si" Peninsula
Hong Kong'daki Gaddi's bir Fransız lokantası.
Burası dünyanın en şöhretli aşçısı Bocuse'un gözdesi idi.
Bana en iyi on Fransız lokantasından birisi olarak önermişti…

Bocuse, en iyi Fransız lokantasını tavsiyşe ediyor.
Bocuse, en iyi Fransız lokantasını tavsiyşe ediyor.

Konsept bütün olarak o kadar zevkli ki:
Otelin içinde, adeta amiral gemisi…
Ayrı bir girişi, ayrı asansörü var.
7-8 metre yüksekliğinde bir mekan.

Mutfak ayağınızı yerden kesti, tamamdır. Ama…
Gaddi's'ten çıkıp Peninsula'nın roof'una çıkmalısınız.
Dünyanın en "in" adreslerinden birisi orası.
Sansasyonel Felix'in içine düşüyorsunuz…

İçine diyorum, çünkü burası başka bir dünya.
Gözde tasarımcısı Philip Starck yapmış, hoppa zıppa...
Mutfak performansı olmasa da, manzarası nefes kesici.
Hong Kong "Ada" tam da elinizin altında...

Devasa camekana yaklaşın…
Size garanti ediyorum ki:
İçkinizi, kahvenizi yudumlarken…
Şunu düşünecek, hatırlayacaksiniz

21. Yüzyıl tekrar şehir devletlerinin zamanı mı olacak?


ÖRDEK SEVER EŞRAF 

Hong Kong adadaki Yung Kee,
1942'den beri şöhretli bir eşraf lokantası.
Bana Üsküdar Kanaat'ı hatırlatıyor.
Canton Mutfağı meraklılarının Mekke'si gibi.

Mönü kartını bırakın, "Çinli Komşular'ınıza" bakın
Ne yediklerini görüp anlayarak tercih etmelisiniz.
Şehirdeki en iyi Pekin Ördeği burada.
Yanlış anlaşılmaya, mütevazı olanın iyisi…

Aynı tarzın bir diğer adresi Andys Kitche.
Tencere mutfağı sunuyor, bir one man show gibi.
Bir de Wanchai'de Victoria Seefood var.
Buharda yengeç ve dim sum tadımlıklarla şöhretli.

Fook Lam Moon
Fook Lam Moon

Elbette Fook Lam Moon’u unutamayız..
Canton Mutfağı'nın doruk noktası bu lokanta.
Hong Kong'lu tycoonlar yemeğe buraya geliyorlar.
Fiyakalı dekorasyonu, çok başarılı servisi…

Ve olağanüstü mutfağı var. Ne yazık ki çok pahalı...
Hong Kong aynı zamanda her köşesi yemek kokan bir şehir.
Sadece iddialı lokantalarda zaman geçirmeyesiniz :
İşi zorlayarak olmayacak şarapların peşine düşmek yazık olur.

Neden mi? Mahalli nüfusun tercihi bambaşka…
Çoğu zaman çay, bira bazen de konyak içiyorlar.
Akşamları kurulan semt pazarlarında turladınız mı?
Gözünüze kestirdiğiniz açıkhava lokantalarına gitmelisiniz.

Adres seçim işinde şaşmaz kriter şudur;
İçerinin orta gelirli Çinlilerle dolu olması...
Mümkünse, açık mutfağa yakın ve hakim yere oturun.
Ne nasıl hazırlanıyor seyredin,öğrenin…

Unutmayın bu "orta dünya" bir semboller alemi.
Herşeyin kendisi kadar, nasıl yapıldığı da önemli.
Rahmetli Konfüçyüs'ün “tavsiyesine uyun:"
“İcab ettiği gibi kesilmeyen şeyi yemeyin!"

Yemek yeme konusundaki iddianız nasıldır?
Şayet “ben herşeyi yerim” noktasında değilseniz…
Ne sipariş ettiğinizi de anlamaya çalışın…
Çünkü Hong Kong'da herşey ama her şey yeniliyor.

Ve sırf bunun için bile oraya gitmeye değer...


***


KALAMARLI KARİDES

Hong Kong yemekleri için bir tören düzenledik.
Anma gecesinde Uğur Talayhan ile buluştuk.
Swissotel Roof Restaurant aşçısından favorimi istedim.
Biliyor musunuz tam on kere düşünerek hazırladı…
 
Fahri dahi olsa “şemsiyeli bir Hong Kong'lu” olduğumu farkında…


Choshohaizen (Hong Kong usulü kızarmış kalamar ve jumbo karides)

Jumbo Karides: 3 adet
Kalamar: 50 gr
Kırmızı biber: 1 adet
Sarı biber: 1 adet
Tavuk suyu: 120 cc
Tuz, biber bir tutam
Şeker: 30 gr
Nişasta: 10 gr

Malzemeleri kesin ve 100°C de Çin tavasında kızartın.
Tavuk suyu, tuz, biber, şeker ve nişasta ile sosu hazırlayın.
Sosunuzu kızartmış olduğunuz malzemelerin üzerine dökün.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!