İki senedir güz başı oradayız.

     Burası “Alanya Kalesi” eteği...

     Adeta “büyülü bir kavuşma!”

     Neden mi? Anlatmalıyım...

 

     Hem de: Tane tane!

     Çünkü çok değerli...

     Artık yolunu bulmuş.

     Artık rayına oturmuş.

 

     Bir defaya mı mahsus?

     Malum lafı hatırlayın:

     Türk gibi başlayın, ama...

     Yani, şuna işaret etmede.

 

     İşin başındaki heyecanı...

     Sakın ola yitirmeyesiniz!

     Aynı heyecan ve dirlikle...

     Başladığınız gibi sürdürün.

 

     Bu laf var ya: Uyarı hani !

     Boşuna ortaya çıkmamış.

     Vukuatımız mebzuldür...

     Bizim coğrafyada başlanır.

 

     Sonrası?

     Gelmez...

     Tavsar!

     Yok olur.

 

     “Alanya Caz Günleri.”

     Bir tekzip gibi adeta.

     Sürüyor. Yeşererek ...

     O ilk fidan vardı ya!

 

     Sıhhatle büyümede.

     Bu sene “onaltıncı kez”

     Sahne aldılar. Yani:

     Yirmiye ramak kaldı...

 

     Bakın bu büyük bir başarı.

     Burası bir ilçe. Tamam irice.

     Ama... Antalya’ya bağlı...

     Neden? Orasını demek zor.

 

     Halihazır hal bu.

     İrice ilçedeyiz...

     Ya yapılan iş?

     İşin hacmi, vizyonu...

 

     İlçeyi çoktan aşmış halde.

     Bakın programı demiyorum.

     Muradım katılanlar değil.

     Müzisyenler ve solistler...

 

     Gurur duyulacak nedir?

     Övünülecek olan şu.

     İzleyenler var ya. Onlar!

     Artık bir izdiham var.

 

     Hem de şahane bir terkip.

     Her yaş da var. Her ulus da...

     Yerlisi var. Elbette turisti var.

     Son bir şey daha: Kıymetli!

 

     O da ne ola ki?

     Sosyal katmanlar...

     Hepsi orada hazır!

     “Müzik” ve “Alanya” yapışkanı ile...

 

   “TILSIMLI ZAMK”

 

    Dedik ya, artık “yirmi” yolda.

    Yakında. Planlama başlamalı.

    Mevzii kazanmak önemli...

    Esas başarı ise muhafazadır.

 

    Onaltı senedir verilen mesai.

    Bu fikri kurumsallaştırmış!

    O vakit hedef büyütülmeli.

    İş birlikleri, alışverişler, yayınlar.

 

    Bundan böyle yurt içi ve dışı.

    “Caz Günleri” ile paslaşılmalı.

    Seri yapılabilir mi? Tematik?

    Sene sene: Konular. Coğrafyalar...

 

    Bir de dileğim var!   

    Her senenin yekunu:

    Bir yayına dönüşmeli.

    Bir CD ve bir kitap olarak!

 

    Alanya artık bu yolda.

    Rüştüne talip oldu ya.

    Bu ilçe nasıl dönüştürülür.

    Buna kafa yorulmalı!

 

    Şu ana kadar yapılanlar.

    Bilmek bile istemezsiniz.

    Vahşi Batı misali imar!

    Kim nasıl ruhsat almış?

 

    Kimden ve ne vakit?

    Eski defter demeyin.

    Sakın ha! İbret misali:

    Ortaya dökülmeli ki...

 

    Avusturyalı gelip de.

    Hem de Kale içinde:

    “İmar Affı vardı da!”

    Diyerek, imara başlamaya...

 

    Elimize kalan “Kale”.

    Detayları geçelim.

    Manzume olarak:

    Altın değerindedir!

 

    Alanya il olma yolunda:

    Sahilini elden geçirmeli

    Tümü ile boşaltmalı...

    Yeniden tasarlamalı...

 

    Başkan Yücel zaten arzulu...

    Bu iş Park Bahçeler’e düşer.

    Nazmi Uyar’ın vizyonu şans.

    İş helvayı yapmaya kaldı!

 

    “İlçe Sahili” dedik ya...

     Yirmibirinci asra gelince.

     Ki Antalya’da bile yok.

     Artık il olma zamanıdır!

   “MUTFAĞIN CAZİBESİ”

 

   Alanya’da bir öğle yemeği yedim.

   Kaleiçi’nde, restore edilmiş bir evde.

   Yaşadığım en kişilikli yemeklerdendi.

   Mütevazı... Geleneksel... Bilinçli...

 

   Bakın Mutfak öyle bir değer ki:

   Milliyetçilik, şoven hisler duruyor.

   Günümüzün önemli derdi var ya.

   Yana çekilmek zorunda kalıyor...

 

   Neden midir? Nasıl mıdır?

   Gayet basit: Sofra sınırsızdır!

   Hudut çizgisi, mayın kaldırmaz.

   Söyleyecek sözünüz gerçek ise...

 

   Dinleyen mebzuldür...

   Muhibleriniz yoldadır!

   Daha da önemlisi şudur:

   Propaganda çarkı döner.

   Hem de en etkili hali ile.

   Yani kulaktan kulağa...

   Antik Çağdan beri böyledir:

   Emin olun en inanılırı budur.

 

   Eyyy Alanyalılar: Bakınız!

   O berbat inşaat yığını var ya.

   Unutturmak ister misiniz?

   Tek çaresi dönüşmektir!

 

   Bir “kültür coğrafyasına”

   Müziği ile, güzel sanatları ile.

   Ve elbette mutfağı ile...

   Daha özel ve kişisel taleplere...

 

TAHİR TULUK EVİ’NDEKİ  ÖĞLE YEMEĞİNDE NELER VARDI?

 

Gülüklü çorba

Sulanmış yufka ekmek

Peynirli

Turşu

Taratorlu patlıcan

Yoğurtlama

Ülübü piyazı

Lahana sarması

Avokado ezmesi

Yeşil salata

Laba dolması

Köy tavuğu

Pirinç pilavı

Sütlü kabak

Öksüz helvası

 

Alanyalı Ferhan Tuluk anlatıyor:

“Tarihi Alanya kalesi sur içindeki,  gün doğumuna tam hakim olan evimizi günlük kullanımdan daha ziyade misafirlerimizi ağırlamak için kullanıyoruz. 

Alaaddin Keykubat’ın yaptırmış olduğu tersane üzerinde kalan evden Kılızkule, liman, balıkçı iskelesi, ve tüm doğu Alanya net olarak görülmektedir... Önceleri portakal-limon, muz, muşmala bahçeleri ile bütünleşen şehirde şimdi avakado bahçelerine de ulaşmak mümkün. Alanya’da hem şehri hem de kolayca ulaşılabilir organik  hayatı yaşamak mümkün. 

Gülüklü çorba,  kendisine has kelle-paça çorbası, tüm balık sofralarına dahil olan cevizli  özel sos (talatur ) bamya yemeği, taze yeşillikler ile süslenmiş karnıyarık, tokmakan diye adlandırdığımız organik semiz otu, kabak çiçeği dolması, dikenli kabak, taze bakla, börülce, araka, gölevez, labada sarması, bumbar dolması, öksüz helvası, kaşık helvası tatları Alanya’mıza özgü başlıca lezzetlerdir. 

En güzeli de şu, bu malzemelerin  hepsini kendi bahçemizden temin edebiliyoruz.“ 

Gülüklü Çorba (Düğün Çorbası)

Alanya Yöresel çorbalarından gülüklü çorba düğün yemeklerinde, mevlitlerde, cenaze merasimlerinde ve davetlerde tercih edilmektedir. Adını misket büyüklüğündeki köftelerden alan gülüklü çorba içerisinde bulunan nohut, pirinç, minik köfteler, küçük küçük doğranmış keçi işkembe ile birlikte ana yemeği aratmaz.

Düğünlerde ikram edilen çorbalar bol limon sıkılarak tüketilir. Ev düğünlerinde yapılan bu çorba ve diğer düğün yemeklerinden gelin ve damada özellikle yedirilir. Düğün akşamı da aç kalmasınlar diye evlerine de gönderildiği olurmuş. Eskiden bekârlara takılmak için büyükler ‘Çorbanı ne zaman içeceğiz senin‘ derlermiş. 

Peynirli

Peynirli Alanya sofralarının vazgeçilmezlerindendir. Özellikle Alanya’nın meşhur çorbası Hülüklü (Düğün) çorba ve peynirli ikilisi doyurucu öğündür. Düğünlerde mevlitlerde, evde ağırlanan misafirler için özenle hazırlanır. Aileler kendileri için bir iç hazırlar ve pide yaptırırlar. Bu pide bazen kahvaltılarda eşlik eder ev ahalisine, bir ana öğün olur 

Nerden kaldı bu pide alışkanlığı? Eskilerden damağımıza oturmuş Alanya’da herkes kendi çökeleğini, peynirini, yağını yaparmış evlerde, hele bahçesinde yeşilliği olan aileler, evin hanımı hamuru yoğurur içini hazırlanırmış… Hemen ateş yakarmış iki saç arasında közde pişirilirmiş pidelerini... Mahallesinde fırını bulunanlar bu fırınlarda pişirtirlermiş pidelerini. Bu pideler tereyağı ile buluşunca çıkan koku dayanılmaz olurmuş. Yanına ya bir bardak yayık ayran ya çay ya da çorba olurmuş.                                    

Öküz Helvası (Öksüz Helvası)

Öküz helvası -öksüz helvası, çocuklarına yedirecek bir şey bulamayan bir annenin evdeki son malzemelerle hazırladığı rivayet edilen bir helvadır. Üzüm pekmezi, tereyağı ve undan yapılan helva besleyicidir. Helvanın bir de ritüeli var. 

Helva, ortasında bir havuz oluşturacak şekilde tabağa alınır. Havuz yapılan kısma eritilmiş tereyağı doldurulur. Tabağın kenarlarından alınan helva lokmaları, tereyağı havuzuna batırılıp yenerek havuzun olduğu kısma kadar gelinir. Havuzu yıkan lokmayı kim ise bir sonraki helvayı o kişi yaparmış. Bu da bir sonraki misafirliğin rotasını belirlermiş. Tek tabaktan tüketilen ve aileyi aynı tabak etrafına toplayan yürekleri ısıtan bir tatlıdır.

Laba Dolması

Orta Asya’dan Anadolu’ya yolculukta Acem ve Arap Kültürü etkisi olsa gerekir 

Alanya mutfağında et ve pirinç farklı formlarda bir araya gelir. Alanya’da keçi eti sık tüketilir. Keçi etinden birçok yemek yapılır. Keçinin 'Labalık' etinin içine keçi karaciğeri, keçi kıyması, pirinç, badem, soğan, domates, maydanoz ve baharatlarla hazırlanmış iç harcın eklenmesiyle hazırlanır. Laba dolması için "yedim" yerine "Labayı deştim" deniyor. 

Laba yapılmasının zorluğu ve pişme süresinin uzunluğu nedeniyle özel günlerde yapılır. Alanya’da ‘Ev sahibi sizin için laba yaptı’ denirse bu ev sahibi açısından öneminizi gösterir. 

Günlük Turşu 

Günlük turşu Alanya’da en yok zamanda, en kalabalıkta, en iştahla yapılan yiyeceklerdendir. En yok zaman; evde pişirecek birşey yoksa malum Alanya’da yaz günleri herkesin bağında bahçesinde patlıcan, biber çok yetişirmiş. Evin hanımı patlıcan biberi doğrar, haşlar sonra bunu soğutup sirke nane ve sarımsakla tatlandırırmış. Bu arada pilav ocağa konurmuş. Bu bazen bol tereyağlı bulgur pilavı bazen de mercimek pilavı olurmuş. Bazı aileler mercimek yetiştirdiğinden mercimek pilavı daha çok tercih edilirmiş. İşten gelenler yanında çalışan işçiler ev halkı turşu ve pilavı kaşıklar Alanya sıcağında çalıştıkları için turşunun ferahlatıcı bir etkisi olurmuş. Yanında yufka ekmeği olmazsa olmazmış. 

   

                   

 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!