Anadolu
deyince aklınıza ne geliyor?

Sahip olduğumuz topraklar. Evet.

Hepsi bu mu? Öyle olmamalı...

 

Anadolu bir sorumluluk tarifi olmalı.

Mirasçısı olduğumuz önemli bir emanet.

Muhtelif kültürlerden mürekkep bir çerçeve:

 

Antik uygarlıklardan bugüne bu topraklarda doğmuş çok şey var.

Bu coğrafyada yeşermiş belirli bir etki alanına sahip olmuşlar...

İşte bu kültürlerin tümüne emaneten değil, özen ve sevgi ile yaklaşmalıyız.

 

Ve hız kesmeyip onu günlük yaşamımıza bugüne hatta yarına taşımalıyız.

Bakın, geleceğin dünyasında var olmak istiyorsak, şunu bilesiniz;

Ve kesinlikle emin olunuz ki yegane anahtarı bu olacak...

 

Biliyor musunuz, şaşırtıcı bir dipnot:

Aslında biz Türkler sanılandan çok daha geniş bir hoşgörüye sahibiz...

Ya da temkinli olalım ara sıra sahip olabiliyoruz.

 

Bunun da sosyal izahı olmalı...

Muhtemeldir ki yine sahip olduğumuz miras mozaiğinde.

Ve elbette imparatorluk geleneğindeki özgüvende olmalı.

 

Epey zaman  oldu. Channel 4 ve bizim Kültür Bakanlığı ortak bir proje hazırladılar.

Gordion’da Pensilvanya Üniversitesi’nin yaptığı kazılardaki bulgulara dayanarak...

Kral Midas’ın cenaze merasiminde verilen yemek, yiyecek ve içecekleri tekrar hayata geçirdiler.

 

İngilizler bir dokümanter film olarak çekiyorlar. Biz de izliyorduk...

Elbette yöre halkı da orada. Merak ve ilgi ile bakınıyorlar.

Yiyecekler hazırlanmış. Bir de içki var.

 

Sıra ikrama geliyor. İşte buraya dikkat.

Anadolu’nun tutucu olarak bilinen bir mahallinden söz ediyoruz.

Aksakallı, 60 yaşlarında birisi içki kazanının başında.

 

İsteyen TV arşiv -kayıtlarından bakabilir.

İkram eden uyarıyor “alkollüdür, bir cins şarap” diye...

Aksakallı “zarar yok” diye yanıtlıyor:

 

 “Tadında bıraktıktan sonra zarar yok”.

 

 BAĞBOZUMU ŞENLİKLERİ

 

Biliyorsunuz Anadolu üzüm, bağcılık ve şarap ile iç içe olmuş.

Her dönemde. Antik Uygarlıklardan bugüne.

Haydi itiraf edelim. Böyle bir koz, benzer bir hazine başkasının elinde ola idi!

 

Turizm Sektörünün en büyük atraksiyonlarından biri haline gelirdi.

Yine de, bugüne de şükür. Şarap bütün dünyada öylesine ilgi, alaka çekiyor ki!

Roket hızıyla yükselen bir değer. İster istemez biz de aynı rüzgarla yelken şişiriyoruz.

 

Anadolu, bugün de ciddi bir üzüm yetiştiricisi.

Ama, şarapçılık? Henüz emekleme safhasında...

Geçenlerde yazılı basında okuyoruz

 

“Türkiye’de 500 milyon dolarlık şarap sektörünün” yer aldığı bir yazı.

Şaşırıp, kendi kendime soruyorum.

Olabilir mi? Gizli bir sevinç ve ümit ile...

 

Marmara'da bağlar...
Marmara'da bağlar...

 

Ali Başman’ı kutluyorum.

Gülüyor. “Öyle bir şey yok” diyor. “Belki yarısı!”

Ama daha işin başındayız.

 

Ben şuna kesinlikle inanıyorum.

An itibari ile öyle şarapçılarımız var ki:

İsabetli işbirlikleri ile küresel ölçekteki şarap endüstrisini yakalayabilirler

 

Özellikle genç nesiller, sağlıklı beslenme eğilimleri çok belirleyici...

Şaraba olan ilginin bizde de arttığı bir vakıa.

Örneğin şimdi bağbozumu zamanı yeni bitti.

 

İrili ufaklı bir çok program, imkan var.

Bir Antik Dönem Diyonisos Şenliği’ni tasavvur edin.

Bağbozumu bu topraklara ait bir kültür.

 

Mutlaka ilgilenmeli, geliştirmeliyiz.

İkisini de: Hem kendi bilgilerimizi...

Hem de bağbozumu geleneğinin bizzat kendisini...

 

 

DİYONİSOS TURLARI

 

 Tekirdağ Mürefte civarı...

Sonra Kapadokya...

Güneydoğu, Elazığ.

Elbette Ege: Urla ve Güney...

 

Aslını isterseniz:

Vatan Sathı’nın dört bir bucağı...

Bağbozumu yeni bitti.

 

Artık bağlar da sahipleri de rahatlar.

Bu büyük şenliği kaçırmayın.

Günü birlik olabilir. Gidip konaklayabilecekleriniz de var.

 

Organize olanlar, yıllardır bu gezileri yapanlar var.

Kendi coğrafyalarında mütevazi imkanlar sunuyorlar.

Ama bence bunlar ile yetinmek dahi yanlış.

 

Eminim özel sektörün eski şirketleri olsun yeni başlayanlar olsun.

Her kimin kapısını çalsanız... Oradalar.

Yıllardır takdir ve alaka bekleyen insanlar...

 

Ne yapıp edip işlerine bir teneffüs vererek sizinle meşgul olacaklardır.

Şunu sakın ola unutmayasınız.

Türkiye şarapçılıkta sınıf atlayacaksa anahtar sizlersiniz.

 

Tüketici olarak sizler büyük önem taşıyorsunuz.

Üstelik bağbozumu antik çağdan beri bizim geleneğimiz.

Coşku paylaşıldıkça çoğalıyor...

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
1881 -
1938