Baştan itiraf etmeliyim

           Ben bir “ay-severim!“

           Hem de ezelden beri:

           Hatırımdaki ilk sevda.

 

           Gözlerimi diker:

           Ve bakakalırdım.

           Hiç bıkmadan...

           Hiç de sıkılmadan.

 

           Dakikalarca...

           Öylesine işte.

           Değişiklik yok ki:

           Ne gam, daha iyi...

 

           Bu çocukluğum.

           Sonra da sürdü.

           Hem de artarak:

           Teleskopum ile...

 

           Gözümü bozmacasına.

           Sevgilinizi meraktasınız...

           Yeni bir şey var mı?

           Keşfedebileceğiniz...

 

           Zaman geçti.

           Uslanmadım.

           Oğluma teleskop aldım.

           Ben bakmaya başladım.

 

           Aşık uslanır mı?

           Ben bilemedim.

           Uslanmasın isterim.

           Bu aşk öyle bir şey!

Dolunay vakti Ay severler..
Dolunay vakti Ay severler..

 

          LUNATİCS 

 

         Gel zaman.

         Git zaman.

         Gördüm ki;

         Kalabalığız...

 

         Yani bu “ay-severler”

         Tahammüllü aşıklar...

         “Ay” bir “kadın” ise:

         İyice fettan bir şey!

 

         Şahane öykü var ya:

         “Yedi Kocalı Hürmüz”

         İşte o iyice yaya kalır:

         Ayın “sevdalısı sayısız”.

 

         Ne yapalım...

         Kader böyle.

         “İse şayet?”

         Ümit esasdır.

 

         Kafam şöyle çalışıyor.

         Derdime ortak var mı?

         Kafası kafama uyan?

         Oturur dertleşiriz işte...

 

         Ve işe bakınız ki.

         Karşıma çıkıverdi.

         Adam bir yerde ki:

         Ay onun rasatında...

Sunset kitabı masada...
Sunset kitabı masada...

         İtiş kakışa ne hacet.

         Dost oluverdik gitti.

         İki de bir “haber salar.”

         Ay burada, gelesin diye!

 

         Bu “Barış Tansever“

         Benim gibi: ”ay-sever”

         Yeri de “yirmibeş yıllık”

         Aşk ile orada durmada...

 

         Barış özel birisi.

         Bir kere tutarlı.

         Seviyesini tutuyor.

         Bu iş için hayati.

 

         Ama bir rengi daha var.

         Adam yerinde duramıyor.

         Bir atom karınca misali:

         Yepyeni sözler peşinde...

 

         Bu kitabı kutluyorum.

         Kıymetli ve önemli...

         Naçizane bir dileğim var:

         Artık kalıcı olma zamanı!

         BİR MUTFAĞIN SIRLARI

 

         "Sunset Grill & Bar’ın, 22 Nisan 1994 günü kapısını misafirlerine açtığı gün hayatım değişti.

 

         O günden beri, kurduğu hayali gerçekleştirme ayrıcalığına sahip olanlardanım.

         Boğaziçi Üniversitesi'nde öğrenciyken staj için New York'a gittim. Hayal kurmaya da o zaman başladım.

         İstanbul da benim gibi hayaller kuruyordu. Benimle birlikte İstanbul da büyüyordu.

 

         Sıra  hayalimi gerçekleştirmeye geldi:

            İstanbul'da California mutfağı sunan, modern ve rahat bir restoran kurmak.

            Ve Sunset  doğdu., aynı mekanda yirmi beş yılı aşkın süre zirvede kalabilmekten gurur duyuyorum.

       . Geride kalan her sene, hatta her mevsim, Sunset için yeni bir başlangıç oldu.

            Böylece Sunset, tüm dostları için özel bir buluşma noktası olarak kalmayı başardı.

 

Gazi Akyol ve İsmail Gökmen, Sunset personeliyle eğitimde.
Gazi Akyol ve İsmail Gökmen, Sunset personeliyle eğitimde.

         Bir yandan mutfağımızla özel olmayı hedefledik.

           Öte yandan Sunset’i Sunset yapan her unsur üzerinde titizlikle durduk

        Bu çok özel konumun hakkını vermek istedik.

           Hemen her gün, sadece bu müthiş kentin değil, dünyanın da en özel noktalarından birinde olduğumu düşünmüşümdür.

         Sunset bugün yolu İstanbul’dan geçen dünya starlarından ilk kez gelen müşterilerine kadar  misafirlerinin tercihi olmayı sürdürüyor.

 

         Çoğuyla ilk günden beri birlikte çalıştığımız ekibim, aramıza katılan yabancı şeflerle müthiş bir uyum sergiliyor.

         Sunset, çizgi üstü kavı ve lezzet ustalığıyla her gece yeniden sahne alan bir diva gibi kendini buluşmaya hazırlıyor.

         Bu kitap, Sunset’in yılların yıllara eklenmesiyle edindiği mutfak yetkinliğinin sergilenmesi...

 

         Sunset, dostlar arasında sırra yer olmadığını düşünüyor.

            O yüzden her okura afiyet olsun.”

 

FABRICE CANELLE Mutfak Direktörü anlatıyor:

 

“2015 baharında İstanbul’da en vizyoner olduğuna inandığım Barış Tansever’le çalışmaya başladım.

Menü üzerinde çalışarak yenilikler yaptık. Sunset’in efsaneleşmiş klasiklerine ise dokunmadım.

Tabaklardaki lezzetlerin dışında her gece 300’ün üzerinde kuver açılan bir sistemi iyileştirmeye ve mutfaktaki sistemi sürdürülebilir hale getirmeye çalıştık.

Moleküler mutfak katkısı yaptık. Çok iyi sonuç verdi.

Sunset’in zaten efsanevi bir menüsü vardı. Japon ve Türk Mutfaklarının yanında benim mutfağım da o menüye eklendi.

Burhan Doğançay Sunset serisi...
Burhan Doğançay Sunset serisi...

 

On yaşındayken sorduklarında “Büyüyünce aşçı olacağım” derdim.

Paris yakınlarında bir yerleşimde büyüdüm.

15 buçuk yaşında komilik yapmaya başladım.

İki yıl sonra Paris’e gidip Maxim’s, Louis XIV gibi Michelin yıldızlı restoranlarda çalıştım.

Birçok ülkede birçok şefle çalışma imkanı buldum.

17 yıl ABD’de kaldım. Dallas, Chicago, San Fransisco ve New York’da seçkinrestoranlarda şeflik yaptım.

Warner LeRoy’un yatırımı olan The Russian Tea Room’un executive chef’i oldum. Patron vefat edince işi bıraktım.

Sommelier Süleyman Şen
Sommelier Süleyman Şen

 

 

O arada Alain Ducasse’la bir görüşmem sırasında bana İstanbul’da açılan Çırağan Palace’ı önerdi.

2005’e kadar orada executive şeflik yaptım ve bu sırada bir Türk’le evlendim.

Sonra Shangri-La zincirindeki otellerde çalışarak Asya ülkelerinde bulundum.

Çocuğumuz olunca eşimle tekrar İstanbul’a gelmeye karar verdik.

 

İstanbul çok farklı ve muhteşem bir metropol.

Kentle birlikte mutfak sektörü de sürekli gelişiyor.

İlgimi çeken genç şeflere rastlıyorum. Yine de çok iyi yemek vermek her zaman yeterli olmuyor.

Burası bir dünya merkezi ama iyi bir Hint, Meksika ya da Vietnam restoranı yok.

Birbirinin benzeri kafeler çoğalıyor ama uzman mutfak az.

Bu da şef kavramının eksikliğinden kaynaklanıyor.

Şef bir mutfağın en önemli ayırıcı etkeni.

 

Efsanevi DJ rahmetli Yener Katırcıoğlu
Efsanevi DJ rahmetli Yener Katırcıoğlu


İstanbul’da yemek konusunda çok zengin bir kültür var ama yine de İstanbulluların tutucu olduğunu söylemeliyim.

Yemeğe ciddi yaklaşmak için bütün önyargılardan kurtulmak lazım.

Türk Mutfağı, Ortadoğu, Doğu Avrupa ve Akdeniz etkilerini bir arada yaşatan “engin” bir mutfak.

Şahsi olarak Türk mutfağının yalınlığını ve zanaatkar belleğini seviyorum.

 

Benim mutfağım oldukça yalın, taze ve doğaldır.

Mevsimine göre çok çeşitli malzeme kullanırım.

Bütün yağ ve baharatları kendim üretirim. Portakal, limon, biberiye yağları…

Bunların yanında incir ve defne yaprağından ürettiğim doğal tozu kullanıyorum.

Tabaklarımın %70’ini yerel malzemeler kullanarak oluşturuyorum. Anında bir şeyler yaratmayı severim.


Sunset’te amacımız sadece şehrin iyi restoranı olmak değil, aynı zamanda en ilginç damak deneyimlerinin yaşanabildiği yer de olmak.

Sunset’teki yemek tecrübesini biz, şık ve zarif bir mekanda “Eğlenceli Deneyim” olarak tanımlıyoruz.

Sunset’in a la carte menüsü, dünyanın birçok yerini sıkılmadan gezebileceğiniz ve aynı zamanda muhteşem lezzetler deneyimleyebileceğiniz “farklı mutfaklara seyahat” imkanı sunuyor.

Ressam Burhan Doğançay'la birlikte...
Ressam Burhan Doğançay'la birlikte...

 

Bunun için de orijinal keşifler ve inovasyon gerekiyor. Her mevsimin kendi doğruları var.

Marmaris’te bulunan bir kiraz ağacının külleriyle et marine ediyorum.

Yaz için yepyeni bir gazpacho da yarattım örneğin.

 

Şimdi Alain Ducasse gelse, ona iç rahatlığıyla şöyle bir menü servis ederdim:

Önden espuma sonra yeni yarattığım gazpacho ardından keçi peyniri, labne ve naneli alabildiğine Akdenizli bir salata.

Ana yemek olarak da mersinbalığı. Bu çok yeni bir keşif benim için.

 

Çok iyi bir ekibim var. Yeniliklere açık, heyecanlı ve meraklılar.

Aralarından çok iyi şefler çıkacağına eminim.

Sunset’in şefi Erol Arslan da bana büyük destek veriyor. “

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!