Ankara ve Washington, Suriye’nin kuzeydoğusunda – detayları henüz muğlak da olsa - bir güvenli bölge kurulması için mutabakata vardı.

Türkiye'nin güvenlik endişelerini giderecek ilk aşamada alınacak tedbirlerin bir an önce uygulanması, bu çerçevede güvenli bölge tesisinin ABD ile koordine ve yönetimi için Türkiye'de Müşterek Harekat Merkezinin en kısa zamanda kurulması konusunda anlaşıldı.

ABD’nin bu merkez konusundaki ısrarı bir taraftan Türk müttefiklerini desteklerken diğer taraftan Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik bağımsız herhangi bir TSK operasyonunun önünde duracağı mesajı ile Suriye’deki partnerleri PYD/YPG’yi koruma altına alıyor.

Amerikalı yetkililerden edindiğim bilgiye göre, ABD bu harekat merkezinin Şanlıurfa’nın Akçakale veya Suruç ilçelerinde ya da Mardin’in Kızıltepe ilçesinde kurulmasını öngörüyor. Ancak “Karar Türkiye’nin” diyorlar. 6 Eylül’e kadar neticelendirilmesi planlanıyor.

Türkiye-ABD mutabakatının hayati detayları henüz ortada yok. Ancak buna yönelik Batı basınında da görebildiğiniz iki algı hakim. Bir grup bunu Münbiç mutabakatına benzetiyor ve ABD zaman kazanmaya çalışıyor, Türkiye’yi oyalayacak ve PYD/YPG’den vazgeçmeyecek diyor.

Bir diğer grup ise bunu sadece Türkiye için değil, seçimlere hazırlanan ABD Başkanı Donald Trump için de büyük bir açılım, Suriye savaşını bitirecek bir hamle olarak görülüyor.

Gelelim güvenli bölgenin sınırları mevzuuna. Türkiye’nin ısrarcı olduğu güvenli bölge Suriye’nin kuzeyinde YPG’nin kontrolündeki tüm sınır hattını kapsayan, 32 kilometre derinlikte bir bölgeydi.

ABD’nin ise PYD/YPG’ye kabul ettirebildiği 5 kilometre derinlik üzerinden pazarlık yaptığını daha önceki yazıda belirtmiştim.

Ankara’da geçtiğimiz hafta gerçekleşen ikinci görüşmelerde ilk aşamada 12-14 kilometre derinlik için planlamaların yapıldığı belirtiliyor.

Bu önemli zira ABD üç bölgeyi koruma altına almak istiyor: Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG için hayati önemdeki Kobani, Kamışlı ve Fish Habur-Semelka hattı. Bu hat ABD’nin örgütle kurduğu stratejik ilişkinin omurgasını teşkil ediyor.

Halihazırda Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde PYD/YPG’nin kontrolündeki bölgeyle olan sınırı batıdan Kobani ile başlıyor ve Malikiye’ye kadar uzanıyor, 450 kilometreyi aşıyor.

Türkiye’nin talepleri net. Örgütün Irak ile bağlantısını kesmek istiyor. 32 kilometre derinlikteki ısrarı ise PKK’nın varlığını tamamen ortadan kaldırmak için.

İkincisi Ankara, YPG, SDG ve bölgedeki güvenlik güçleri başta olmak üzere PKK’ya bağlı tüm grupların bu bölgeden çıkarılmasını istiyor. Üçüncü olarak ise, 3.6 milyon Suriyeli mülteciyi güvenli bölgeye yani evlerine yollamak istiyor.

Türkiye, bu bölgenin TSK ve kendi kontrolündeki gruplar tarafından idaresini istiyor. Devriye gezecek ekiplerin ise kuzey Suriye’deki aşiretlerin kendi birliklerinden oluşmasını istiyor. Türkiye’nin bu gruplar üzerinde de etkisi büyük.

PYD/YPG’nin ABD ile yaptığı ilk anlaşma uyarınca, güvenli bölge Derbesiye, Amuda, Kamışlı, Remilan ve Malikiye şehirlerini kapsamayacaktı. Aynı anlaşma uyarınca, bahse konu olan bu bölgenin kontrolünü uluslararası güçler üstlenmeli ve yönetimi Türkiye’de olmaması yönünde ABD ile pazarlıklar yapılmıştı.

PYD/YPG/PKK’nın ABD’den bir diğer talebi ise Türkiye’nin kontrolündeki ÖSO’ya bağlı silahlı gruplardan hiçbirinin bu çevrede olmaması. Sözde Arap asılda komuta kademesi PKK kadrolarından oluşan Suriye Demokratik Güçleri’nin güvenli bölgedeki şehirlerde bulunması ve uluslararası güçlerin şehirlerin dışında görevlerini sürdürmesiydi.

Örgütün argümanı Türkiye’nin aksine güvenli bölgenin Kobani ile Tel Abyad arasında, 65 kilometre uzunluğunda, 5 kilometre derinliğinde olması yönündeydi.

Zira örgüt Tel Abyad’dan Resul Ayn’a kadar olan 100 kilometre uzunluğunda ve 5 kilometre derinliğinde ikinci bir parça ile güvenli bölgeyi ikiye bölme gayretinde.

Ancak Ankara – Washington mutabakatı ilan etti. Geri dönüşü mümkün gözükmüyor.

Pentagon’dan bazı yetkililerin ise önümüzdeki perşembe günü kuzey Suriye’ye giderek PYD/YPG ile görüşecekleri belirtiliyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!