Kaçıncı kez izledim hatırlamıyorum. Bugünlerde yeni baştan, yine Oscar ödüllü yönetmen Louie Psihoyos’un pek çok yapımcının desteğiyle çektiği “büyük yok oluş” olarak da adlandırabileceğimiz Racing Extinction belgeselini izliyorum.

Yaşamlarımızı daha konforlu, daha kaliteli, daha teknolojik hale getirirken, rafine zevklere dalarken, daha iyi otomobiller kullanırken aslında nasıl da dünyayı yok ettiğimizin farkına bile varmıyoruz.

Bence belgeselin en çarpıcı cümlesi, “İnsanoğlu dünyayı yok edecek asteroittir’’ tespitiydi.

4.6 milyar yıl yaşındaki dünyamızda beş büyük yok oluş yaşanmış ve dinozorları yok eden son yok oluşun dünyaya çarpan göktaşı olduğundan hareketle, şimdiki yok oluşun nedeninin insanoğlu olduğu vurgulanmış.

 

                                     *

Savaşlar birbirimizi öldürmemize yol açan trajedi şüphesiz. Ama asıl günahımız, dünyayı paylaştığımız diğer canlı türlerini yok etmemiz ve dünyayı hızla kirletmemiz.

Belgeselde, göremediğimiz, duyamadığımız (ki bunlardan birisi okyanus boyunca birbirlerini işiten mavi balinalar) adeta şarkı söyleyen yüzlerce canlının varlığını içinizde hissediyorsunuz. Onların seslerini (özel bir teknik ile mümkün) dinleyebilseydik soylarını tüketebilir miydik?

                                     *

Özellikle milyonlarca Asyalı köpekbalığı çorbası tadacak diye yüz binlerce köpekbalığının yok edilmesini dert ediniyorsunuz, binlerce köpekbalığı yüzgecinin satılmaya hazır görüntülerini görünce... Et yiyeceğiz diye beslenen 1.5 milyar büyükbaş hayvanın saldığı metan gazının nasıl bir kirlenmeye yol açtığını böylesine çarpıcı anlatımla izleyince derin bir endişe duyuyorsunuz. Hayal belki ama insanoğlu bu beslenme alışkanlığını terk ettiği an (et yeme) dünyanın daha yaşanabilir, ve temiz olacağına inanabiliyor musunuz?

                                    *

Asıl sorunlardan birisinin de okyanusların hızla asitleşmesi. Havadaki aşırı karbondioksiti emerken artık okyanusların yorulduğunu ve canlıların yaşam alanlarının yok olduğu gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz. Milyon yıl toprağın altında kalan fosillerin yakıt haline getirilmesinin dünyayı nasıl kirleterek cehenneme çevirdiğini bir kez daha anlıyorsunuz.

                                    *

Belgeseli izlerken güncel bir haber okudum. Okyanuslarda canlı organizmaların oluşturduğu en büyük set resifi Avustralya’da ve yok olmak üzereymiş. Avustralya’nın bilimsel ve endüstriyel araştırma kurumu CSIRO, iklim değişikliklerinin ülkeye etkisini araştırmış. 2090 yılında iklim 5 derece daha ısınacakmış. 2 derecelik ısınma felaket eşiği olarak görülüyor. Kutupların ısınması ve altındaki metan gazının açığa çıkmasıyla geri dönüşü olmayacak kirlilik ve yok oluş… O raporda ayrıca Büyük Set Resifi’ndeki yaşamın, deniz ve havadaki ısınma ve okyanusun asitlik oranının artması nedeniyle yakında yok olmak üzere olduğu ortaya çıkmış. Belgeselin en önemli tespitlerinden birisi de bu…

İzlemenizi öneririm. Belgeselde Çinli bir din adamının sözü hatırlatılıyor. ‘’Karanlığa hayıflanacağıma bir mum yakmak daha iyidir.’’

Hepimiz kendi çapımızda bir mum yakmaya başlamalıyız.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!