Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Geçen seneydi galiba. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Alevilik İslam'ın içinde mi, dışında mı'' diye sormuş, ardından da ''Alevilik İslam'ın içindedir. O yüzden ibadet yeri camidir'' demişti...
Bu görüşü paylaşan insanların sayısını bilemem ama çoktur. Bildiğim bir şey daha var, bu insanların ağırlıklı olarak oy verdiği parti, AK Parti'dir. Dini çevrelerde ağırlıklı görüş (İlahiyat Profesörü Hayrettin Karaman'ın da dile getirdiği gibi) "Bir dinin iki mabedi olmaz" şeklindedir.

*

Bu nedenle nasıl CHP (iktidarda olsa bile) kamu hizmetlerinde türban kullanımını serbest bırakmayı iştahla savunamazsa, AK Parti de cemevinin ibadethane kabul edilmesini kolay sindiremez. İkisinin de dünya görüşü, ideolojisi ve kitle tabanı bazı açılımlarda zorlanmasına yol açıyor.
Siyasetçilerin oylarını aşağıya çekecek nitelikte açılımlarda bulunmasını beklemek saflık olur. Bu nedenle doğru olanı yapmak zaman alıyor. Ya toplumsal rahatsızlık artık engellenemez hale geliyor ya da toplum korkularından sıyrılıyor ve yumuşuyor.

*

Arınç ve onun gibi düşünen siyasetçilerin dini yorumları, kendi inanç sistemleri açısından doğru kabul edilebilir. Aleviler açısından ise yanlıştır, haksızlıktır... Ve hiçbir anlamı olmayan bir tespittir... Bu noktada devletin tavrı ne olmalı? Siyasetçinin dini yaklaşımı devlete hâkim olabilir mi?

*

İsteyen istediği kadar farklı düşünsün, devlet açısından konunun özü çok basit... Demokrasinin hüküm sürdüğü yerde tek görüş hâkimdir: (İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi) "Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, din veya inancını değiştirme özgürlüğünü ve din veya inancını, tek başına veya topluca ve kamuya açık veya özel olarak öğretme, uygulama, ibadet ve uyma yoluyla açıklama serbestliğini de kapsar."

*

İktidar da bu noktaya gelecek. Bugün veya yarın. Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın Radikal Gazetesi'ne yaptığı açıklama, devlete hâkim olması gereken bakışın doğru yolda evrimleştiğini gösteriyor. Aleviler için bir paket hazırlandığını belirten Yazıcı, ''Cemevine ibadethanedir veya değildir demek devletin hakkı değil. Ne olduğuna bireyler veya cemaat karar verir. Şahsi görüşüm ibadet evi oluyorsa olsun'' demiş.

*

Yaklaşımlar olgunlaştığında bu kez Diyanet'in varlığını sorgulayacağız. Bu ülkede her bireyden kesilen (dolaylı ve doğrudan) vergilerin bir bölümü Diyanet'e veriliyor. Vergi veren insanlara, "Vergilerinizin bir bölümünü Diyanet'e verebilir miyiz?" diye sorulmuyor. Aleviler hizmet almadığı bir kuruma vergi ödüyorlar en nihayetinde.
Sonuç olarak ya Diyanet de Alevilere hizmet verecek (ki bana sorarsanız bu imkânsızdır) ya da hizmet verdiği kişilerden kaynak toplayacak. Esasında Diyanet'in devletle ilişkisi kesilmeli, tamamen sivilleşmeli. Galiba en doğrusu, Almanya'da ve pek çok ülkede uygulandığı gibi devletin, vatandaşına "Senden din vergisi alayım mı, alacaksam hangi kuruma vereyim?" diye sormasıdır... Türkiye buna hazır mı sanmıyorum ama yine de varılacak nokta burası olacak. Biz göremesek de...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!