IRAK, Suriye, Libya ve Mısır arka bahçemiz güya... Nefeslerini bile takip ediyorduk. İstihbarat elemanlarımız cirit atıyordu. Yalanmış. Eksikmiş. Bizi kandırmışlar. Anladık ki bu bölgelerdeki dinamikleri, siyasi gelişmeleri okumaktan acizmi-şiz. "Biz ne dersek o olur" kısmını geçeli çok olmuştu. Hiç değilse başımıza neler geleceğini ön-görebilseydik. Bir yıl önce bir yazı yazmıştım. "Ah Osman ah" başlıklı yazı, radyodan dinleyicim (İstanbul'da 87.7 frekansında) ile bugünden 2.5 yıl önce girdiğim iddiayı konu alıyordu. Önce o yazıdan küçük bir alıntı yapayım...
"Bu Osman'ın, benden de hükümetten de Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'ndan da öngörülü çıkması sinirlerimi bozuyor. Her gece yatıp kalkıp 'Şu Beşar Esad iktidarı kaybetse de yemek borcumdan kurtulsam' diyorum... Kim bu Osman... Soyismi bende kalsın. Sultanahmet'te turizm acentesinde çalışan bir vatandaş. Her akşam radyo programımı takip ediyor. 10 ay önce, mehter marşı eşliğinde Şam'a giriyoruz. Yani gır-gır-şamatayla siyasi gelişmeleri anlatıyoruz. Bir yandan da Esad ın günlerinin sayılı olduğunu müjdeliyoruz! Öyle ya, hükümetin, Dışişleri'nin başta Esad olmak üzere Suriye yi yönetenlere birkaç haftalık ömür biçtiği günler... Davutoğlu NTV'de (9 ay önce) şöyle diyordu: 'Kendi halkına yabancılaşan rejim ayakta kalamaz. Bu Irak'ta 2 yıl, Bosna'da 3 yıl, Mısır'da 1 yıl sürdü. Ama bu sancılı sürecin çok uzun süreceğini düşünmüyorum. Artık bu süreci yıllarla ifade etmek yerine aylar veya haftalarla ifade etmek gerekir.' Bu sözler üzerine Osman aradı. 'Yavuz Ağabey, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ne derse desin, göreceksiniz, Esad rejimi yıkılmayacak. Var mısın iddiaya. Sana 1 ay değil, 2 ay değil, 6 ay değil, 1 yıl veriyorum...' dedi."

*

Bu yazının üzerinden çok sular aktı. Her gün bölgede Türkiye'nin çıkarlarına aykırı gelişmeler yaşanıyor. Esad'a ömür biçenlerin yanılgısını bırakın bir kenara, Türkiye'nin desteğini alan silahlı gruplar, Türk vatandaşlarını kaçırmaya, konsolosluklarını basmaya başladı. Mısır'da desteklenen Müslüman Kardeşler neredeyse artık bir yeraltı örgütüne döndü. Libya'da seküler bir general, sisteme kök söktürüyor ve karışıklıktan konsolosluklarımız kapanıyor.
Türkiye galiba reel politika geliştirmek yerine hayal kuruyor ve hayalini gerçekleştirmeye çalışıyor. Öyle olmasa, bir vatandaşın Dışişleri Bakanı Davutoğlu'ndan bile öngörülü olması nasıl açıklanabilir ki? Esad'ın yıkılmayacağı varsayılsaydı, Suriye'de bu kadar kan dökülmesine yol açan radikal unsurlara lojistik destek sağlanır mıydı?

 

Yayın yasağı...

IRAK'ta rehinelerimizi kurtarmak için hükümete destek vermek, dikkatli bir yayıncılık yapmak gerekir. Türk basınında bu refleks vardı. Buna rağmen yayın yasağını anlamış değilim. Yayın yasağı geldi, yayınlar durdu. Ne oldu? IŞİD durdu mu? Sempati mi yaptı? Bu yasağın, iç politikaya yönelik kaygı dışında hiçbir anlamı yok.

 

Evren ve Sisi...

DARBE kötüdür. Lanetlenmesi gerekir. Peki özgürlük adına, ideolojik saplantılar adına, din adına insanları boğazlamak, kan akıtmak, kardeş kavgasına tutuşmak çok mu iyidir?
Evren darbe yaptığı için cezalandırıldı. Bir gün Sisi de cezalandırılacak. Ama zamanın ruhunu es geçmeyin. Bugün ne derseniz deyin, Mısır'da yaşayanlar, Irak'ı, Suriye'yi, Libya'yı gördüğünde Si-si'ye dua ediyordur. Mısır'da son seçimlere düşük katılım ve alınan oy ile Müslüman Kardeşler'in adayı devrik devlet başkanı Mursi'nin seçildiği seçimler karşılaştırıldığında, Sisi'nin daha fazla oy alması sadece korkuyla açıklanabilir mi?
Evren ve arkadaşları darbe yaptığında neden halkın büyük kısmı bunu onayladı? Çünkü can güvenliği, kardeş kavgası gündeme geldiğinde silahlı gücün devreye girmesi kaçınılmazdır. Hatta zorunluluk olarak ortaya çıkar. Siz siyaset kurumu olarak demokrasiyi işletmeyi beceremezseniz ve ülkeyi kaosa sürüklerseniz, sağcı, solcu, dinci ne olursa olsun silahın sahipleri devreye girer. Bu tip müdahalelerin demokrasiyi yaşayamayan ve kuramayan ülkelerde olmasının temel nedeni, siyaset kurumudur ve sivil toplum kuruluşlarıdır. Baskı rejimleri dağıldığında yerine demokrasiyi koyamı-yorsanız yolunuz bir başka baskı rejimine çıkıyor.
Irak'ta Sünni halkı görmeyen, ayrımcılık yapan, ''Bu devlet bizim'' egosuna tutulan Maliki de bundan nasibini alıyor şu anda.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!