Osmanlı'daki köleliği mi yoksa modern köleliği mi seçerdiniz?
ALİ TEZEL ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI DOSYASINI AÇTI ( 3 )
atezel@htgazete.com.tr
Faks: 212 313 74 77
5920 sayılı yasayla getirilen özel bürolara işçi kiralama hakkının ardından, Osmanlı'daki kölelik sistemini aratacak çalışma koşulları ortaya çıkacak. Osmanlı'daki kölelikle, 'modern kölelik' kıyaslandığı zaman, bugünkü işçi, Osmanlı'yı tercih edebilirdi
Bir gece yarısı düzenlemesi daha TBMM'den geçti. Genel Kurul'da 25.06.2009 günü görüşülmeye başlanan ve 26.06.2009 tarihinde saat 03.00 sıralarında kabul edilen"Özel istihdam Bürolarının Mesleki Faaliyet Olarak Geçici îş ilişkisi Kurabilmesi"ne ilişkin kanun artık hayatımıza giriyor. 2003 yılında 4857 Sayılı Kanun ile getirilirken çıkan tepkilerden sonra geri çekilen "kölelik uygulaması", 6 yıl sonra alelacele geçirildi. Artık, bu kanun ile modern işçi (köle) simsarlığı, bordro şirketleri hayata geçirilerek emek piyasası örgütlerden arındırılacak, modern kölelik uygulamaya geçecek. Modern köleliği mi, eski köleliği mi tercih edersiniz? Kölelik ile işçilik arasında hangisini tercih edersiniz? "Şimdi bu da soru mu? Tabii ki işçi olmayı tercih ederim, köle olmayı niye isteyeyim ki" diyebilirsiniz, hatta diyorsunuz duyuyorum ama yazıyı sonuna kadar okumadan buna karar vermeyin.
Eski kölelere Osmanlı'da; ■ Yatacak yer gösterilir. ■ Hastalanmasın diye özen gösterilir, hatta gerekirse tedavi ettirilir. Özellikle Osmanlı'da kölelik diğer ülkelere göre biraz daha insani, köle biraz daha aileden sayılırmış. Köle sahibi, kölesinin barınmasını sağlamak, günlük yiyecek ihtiyacını karşılamak zorunda. Zorunluluğu bırakın Osmanlı zamanında yüklüce parayla satın alınmış kölelere çok iyi bakılır, hastalanırsa tedavi ettirilir, aşırı yorulup işe yaramaz hale getirilmezmiş.
Köleye yemekleri verilir İşini düzgün ve devamlı surette yapabilmesi için yiyeceklerine dikkat edilirmiş.
Günlük yarım ücret ödenir Osmanlı Devleti'nde savaş esirlerini köleleştirme Orhan Bey döneminde başlamıştır. Osman Bey döneminde savaş esirleri, fidye karşılığı serbest bırakılır ya da hür insanlara verilen ücretin yarısı kadar ücret verilerek tarlalarda çalıştırılırmış. özgürlüğün yolu da açık... Osmanlı'da kölelerden isteyenler özgürlüklerini kazanarak halk arasına katılabiliyormuş. Kölelerin özgürlüklerini kazanabilmelerinin üç yolu varmış: ■ Birincisi, efendisi köleye "Ben öldükten sonra hürsün" derse, ■ ikinci olarak, efendisi köleye sağlığında "Bundan sonra hürsün" derse, ■ Üçüncüsü de kişinin bedelini ödemesiyle... Kişinin kendisi için belirlenen bedelini ödemenin en çok bilinen yolu da teklif yöntemidir. Kölenin bu hususta getireceği teklifi efendi kabul ettikten sonra, geriye, üzerinde anlaşmaya varılan paranın kazanılıp getirilmesi kalmaktadır ki bu görev de köleye aittir. Bunların dışında efendisi, cariyesiyle evlenerek ya da onu başkasıyla evlendirerek köle hürriyetine kavuşabiliyormuş. Ayrıca, Osmanlı Devleti'nde köleliğin belli bir süresi varmış. Bu süre sonunda köleler hürriyetlerine kavuşabüiyormuş. Genelde bu süre, beyaz köleler için dokuz, siyah köleler için yedi yılmış ve süre dolunca köleye azatlık kâğıdı verilirmiş.
Çalışanlara yer verilmez
Yeni yasayla 'modern kölelikte', ■ Yiyecek verilmez. ■ Ayda 666 lira brüt ve 477 lira net ücret verilir. ■ İşveren ile aralarında hizmet akdi olmadığından, ■ Kıdem tazminatı isteyemez. ■ İhbar tazminatı isteyemez. ■ İşten çıkarılsa işe iade davası açamaz. ■ 4857/30 anlamında işçinin hesabında dikkate alınmaz, yok sayılır, insan bile değil muamelesi yapılır. ■ Bir gün bu işverene, ertesi gün başka işverene kiralanabilir, ses çıkaramaz.
Dullara aylık reformla düştü
Eşimin aylık maaşı 1692 lira idi ve eşim vefat etti. Bana aylığın yüzde 75'i bağlanacakmış ancak bana bağlanan maaş tutarı 917 lira oldu. Başka bir güvencem de yok ancak fazla kesinti yapıldığını düşünüyorum. Şaziye Akdur
Sayın okurum, eşinizin hangi kurumdan emekli olduğunu ve ne zaman vefat ettiğini de yazmamışsınız. Öte yandan sizden başka aylık alacak kimse (çocuk veya çocuklarınız) olup olmadığını da belirtmemişsiniz. Bunlara göre normal şartlarda Sosyal Güvenlik Reformu'ndan önce (eşiniz SSK veya Bağ-Kur emeklisi ise) dul kalan eş tek başına aylık alacaksa (yani çocuklardan aylık alma hakkı olan yoksa) aylığın yüzde 75'ini alırlardı ama Sosyal Güvenlik Reformu 1 Ekim 2008 gününde yürürlüğe girdikten sonra eşiniz vefat etmişse alacağınız aylığın oranı sizin durumunuza bağlı. Çalışmıyorsanız, emekli değilseniz yine yüzde 75 oranında alırsınız ama çalışıyorsanız, emekli iseniz yüzde 50 oranında alırsınız. Bu da Sosyal Güvenlik Reformu'nun etkilerinden birisidir. Öte yandan eşiniz 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı emeklisi ise durumunuz değişmez eskiden olduğu gibi yani Sosyal Güvenlik Reformundan önceki uygulamalara göre dul aylığı bağlanmaktadır. Şimdi bunlara göre durumunuzu değerlendiriniz ve kafanızda yine de soru ve sorunlar varsa yukarıda eksik kalan hususları da belirterek yeni bir mektup gönderiniz.