Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Cumhurbaşkanlığı Malazgirt Zaferi’ne özel bir ‘kızıl elma’ marşı ve klibi hazırlatmış.

1071 Malazgirt Zaferi'nden Osmanlı Devleti'nin kuruluşuna, İstanbul'un Fethi'nden Çanakkale’ye, 15 Temmuz’a ve Mavi Vatan’daki arama çalışmalarına göndermeler yapan ‘destansı’ bir klip.

Bugün Cumhur İttifakı’nın ideolojik perspektifini yansıtan Türk-İslam senteziyle uyumlu tema ve görsellerle dolu, geçmişten bugüne Türklerin tarihini anlatan bu klipte Alparslan var, Fatih Sultan Mehmet var, Cumhurbaşkanı Erdoğan var ama Atatürk yok.

Atatürk’ün silah arkadaşları, mesela Kazım Karabekir yok.

Doğu Akdeniz’deki filolarımız var ama bugün orada hak iddia edebilmemizi sağlayan Kıbrıs Barış Harekâtı yok, harekâtı gerçekleştiren Ecevit yok.

Elbette 4 dakikalık bir klibin içine bütün Türkiye tarihini sığdırmak mümkün olamazdı.

Ama bu klibin yayınlanmasıyla 30 Ağustos kutlamalarının kısıtlanması bir araya gelince “Tarihin belli bölümleri cımbızlanarak ideolojik bir anlatı mı ortaya çıkarılıyor?” sorusu geliyor akıllara.

30 Ağustos için de bu ülkenin bağımsızlık mücadelesini, kurucu lider Atatürk’ü, Cumhuriyet kazanımlarını içeren, 83 milyonu kucaklayan bir klip hazırlanacak mı acaba?

Ortada seçim falan yok fakat iktidar kanadı kendi tabanını motive etmek ve ‘bilinçlendirmek’ için sürekli yeni gündemler yaratıyor. Milliyetçi ve muhafazakâr seçmeni bir arada tutacak, yeni kurulan partilere oy kaymasını engelleyecek, 'yerlilik –millilik, dış tehditlere karşı bağımsızlık ve kalkınma' ekseninde giden politik söylemini canlı tutacak hamleler yapıyor.

Ayasofya’nın açılışı, Malazgirt kutlamaları, 'kızıl elma' klipleri, Doğu Akdeniz’deki filolar... Hepsi bir bütünün parçası. Erdoğan’ın 2023 kampanyasının temelleri bugünden atılıyor.

Muhalefetin ise kendi içinde bütünleşmiş bir ülküsü yok.

Millet İttifakı’nın 'kızıl elma'sı nedir?

Türkiye’yi çağdaşlaştırmak, muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak mı?

Güçlendirilmiş parlamenter sistem mi?

Ekonomi, hukuk, demokrasi, özgürlükler ve komşularla yaşanan sorunlar konusunda çözüm bulmak mı?

Hepsi mi?

Eğer öyleyse bu vaatleri kitlelere anlatacak, Cumhur İttifakı’nın politik söylemine galip gelecek ne yapılıyor?

Müjdeler, yerel yönetimlerde projeler, görseller, klipler... Bütün bunlara zaman ve emek harcamak için illa seçimin ilan edilmesini mi bekliyorlar?

Cumhur İttifakı seçime çoktan start verdi. Millet İttifakı bunu hangi noktada yakalayacak merak ediyorum doğrusu.

Üzerinde büyük keşif yapmış olmanın verdiği abartılı bir kibir hali yok.

Neşeli, gerçekçi ve temkinli cümlelerle anlatıyor Karadeniz’de bulunan gazın hikâyesini.

Ayağa kalkıp haritada teknik bilgiler anlatırken adeta işini seven bir öğretmen gibi.

Eleştiriler sorulduğunda hamasi tepkiler vermiyor.

Büyük siyasi laflar etmiyor, hayali düşmanlar yaratmıyor.

“Bu keşif 83 milyon için” diyor, muhalefet partilerine destekleri için teşekkür ediyor.

Rahat ve samimi bir havası var, güven veriyor.

Siyasetçi övmek pek tarzım değildir ama başıma bir şey gelmeyecekse, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’i ekranlarda izledikçe “Türkiye sadece doğalgaz keşfetmedi, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan sonra geniş kesimlerin sevebileceği bir bakan daha keşfetti galiba” diyorum.

Rasim Öztekin’in kavuğunu Şevket Çoruh’a devredeceğini açıklamasının ardından, her konuda bölünen güzel ülkemiz bu konuda da bölündü.

“Şevket Çoruh çok isabetli tercih, her kuruşunu tiyatroya yatırıyor, yakışır” diyenler...

“Sadece muhalif olduğu için aldı, diziler dışında oyunculuğu göz doldurmuyor” diye burun kıvıranlar...

“Banka reklamında oynuyor, bu ne biçim muhalif?” diye atarlananlar...

“Zaten ortada kavuk yok, İsmail Hakkı Dümbüllü'den Ferhan Şensoy'a asla geçmedi, o aslında Pişekâr takkesi” diye bilmişlik taslayanlar...

Böyle tatlı bir gelişmeyle bile bölünmeyi, kutuplaşmayı başardık ya, işte bu yüzden huzur bulamıyoruz.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00