Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DÜN, Habertürk ekranlarında "Bir katliamın yıldönümü 16 Mart" başlıklı haber paketlerimizi bir belgesel kurgusu içinde izlediniz...

        Bugün bile çok ciddi şekilde sorgulanıp düşünülmesi gereken detayları içeren bir çalışmaydı. Editörümüz Ecevit Kılıç'ın titiz çalışmaları sonucunda birleştirdiği dosyalardan çıkardığım bazı notları izleyemeyenler için, özellikle "12 Eylül nasıl hazırlandı" sorusuna cevap arayanlar için, altını çizerek aktarmak istiyorum:

        "...Emniyet Müdür Yardımcısı Şükrü Balcı, şube müdürlükleri ve üniversitedeki polis birimine resmi bir uyarı yazısı gönderdi... Yazıda 'Solcu öğrencilerin üzerine 8-10 gün içinde dinamit atılacak' diyordu....16 Mart sabahı da, solcu öğrenciler yine toplu halde üniversiteye girdi ama o gün herkes üzerinde bir tedirginlik vardı...

        Öğrenciler çıkışta her günkü gibi toplu olarak üniversitenin kapısına doğru yürüyüşe geçti, polis de güvenlik çemberi oluşturmuştu ancak polis yan kapıdan çıkışlarına izin vermedi, öğrencileri ana kapıya doğru yöneltti....O sırada dışarıda bekleyen 15-20 kişilik grup 'Beyazıt Meydanı komünistlere mezar olacak' diye slogan atmaya, öğrencilerin üzerine doğru yürümeye başladı...Polis her zaman öğrencileri Milli Savunma Bakanlığı Yurdu'na kadar götürüyor ve onları dışarıdaki arkadaşlarına teslim ettikten sonra geri dönüyordu. Ancak polis, o gün öğrenciler ana kapıdan dışarı çıkar çıkmaz güvenlik çemberini kaldırdı, öğrencilerin peşinden de gitmedi...Üniversite kapısının hemen dışında her gün 30-40 polis görev yaparken, o gün sadece 8 polis vardı...

        İşte tam o sırada solcu grup içindeki hukuk fakültesi öğrencisinin gözüne elinde bomba olan gençlerden biri ilişti. İlk önce tereddüt etti; 'bomba mı değil mi' diye, emin olduktan sonra da 'bomba' diye bağırdı. Bomba da tam o sırada geldi, hemen sonrasında öğrencilerin üzerine otomatik silahlarla ateş açıldı...3-4 polis, bomba atan ve ateş açan kişileri yakalamak için peşlerinden koşmaya başladı, saldırganlara yaklaştıkları anda ise telsizden polislere 'dönün' emri geldi ! Emri veren Komiser Muavini Reşat Altay'dı...Türkiye bu komiser muavininin adını ileriki yıllarda Susurluk skandalında da, Hrant Dink cinayeti sürecinde de yeniden duyacaktı. Hukuk ve iktisat fakültesi öğrencilerinden Cemil Sönmez, Baki Ekiz, Hatice Özen, Abdullah Şimşek, Murat Kurt, Hamdi Akıl ve Turan Ören yaşamını yitirdi, 41 öğrenci de yaralandı...

        16 Mart katliamı bir dönüm noktası oldu. Daha önceki olay ve cinayetlerde silah kullanılıyordu, o gün ilk kez bir saldırıda bomba kullanıldı. Üstelik bombalar tahrip gücü çok yüksek olan ve ABD'nin Türkiye'ye 'askeri amaçlarla' hibe ettiği TNT kalıplarıydı...

        Bombayı atan, bir dönem Beyazıt'ta ayakkabıcılık yapan Zülküf İsot'tu...Katliamdan sonra Kars'a, ablası Remziye Akyol'un yanına gitti. Geceleri hep kâbusla uyanıyor, katliamı sayıklıyordu, ağlıyordu. Sonunda ablası Remziye Akyol'a anlattı: 'Minibüsle bizi olay yerine götürdüler, bir polis bombayı atacaktı ama son anda bombayı bana attırdılar...'

        İlerleyen günlerde İsot, katliamı itiraf etme kararı aldı, bu kararını olaylarda birlikte görev aldığı Latif Aktı'ya anlatmak için Elazığ'a gitti. Kararını açıkladıktan iki gün sonra da Aktı tarafından öldürüldü. Ablası Remziye Akyol, kardeşinin bu ifadelerini sonraki yıllarda 16 Mart katliamı davasının görüldüğü mahkemede anlatacaktı...

        16 Mart katliamıyla birlikte Türkiye darbe ortamına sokuldu. 18 Mart günü Ümraniye'de Milliyetçi İşçi Sendikaları üyesi beş işçi öldürüldü. Siyasal cinayetler ve katliamlar gittikçe arttı... 16 Mart, Türkiye'yi 12 Eylül felaketine götüren katliam serisinin başlangıcı oldu. Sonrasında Bahçelievler, Maraş ve Çorum katliamları peş peşe geldi... Üstelik Kahramanmaraş olaylarında da 16 Mart katliamında kullanılan TNT kalıpları yakalandı..."

        Sevgili dostlar, "12 Eylül'ü hazırlayan TNT kalıplarını" sorgulamaya ve daha fazla yazmaya gerek var mı?!

        Diğer Yazılar