Haftanın Kitapları
Biyografiden öyküye, araştırmadan romana, anıdan şiire bu hafta da pek çok kitap okurla buluştu. İşte yeni çıkan kitaplar arasından sizin için seçtiklerimiz...
OKUDUM DA NE OLDU?
(Yekta Kopan)
Okurluğun neşesi, tereddütleri ve yapay zekâ çağındaki geleceği üzerine samimi bir yüzleşme: Yekta Kopan’ın yeni kitabı Okudum da Ne oldu?: Yapay Zekâ Çağında Okur Olmak, Can Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı! Yekta Kopan, çocukluk anılarından kitaplarla kurduğu ilişkiye, sosyal medyanın gürültüsünden yapay zekâ çağının sorularına uzanan denemelerinde, okurluğun bugün ne anlama geldiğini araştırıyor. Okurluğun kolektif boyutundan çeviriye, dikkat ekonomisinden kitabın bir ürün olarak konumuna, yayıncılığın bugününden sesli kitaplara uzanan pek çok konuyu ele alan Kopan, kesin cevaplar vermek yerine okurla birlikte düşünüyor. Okudum da Ne Oldu?, hâlâ merak edenler için bir kitap...
MEÇHUL KUVVETLERE KURBAN
(Selim Nüzhet Gerçek)
Uzun yıllar Mısır’da yaşayan ve bu ülkenin tarih, kültür ve mitolojisine meraklı Agâh Paşa, topladığı kitaplar, antikalar ve gizemli objelerle dolu İstanbul’daki yalısında seçkin misafirlerini ağırlamaktadır. İstibdat döneminin şiddetine rağmen bir araya gelen misafirler arasında, hafiye olduğu söylenen ve pek sevilmeyen fakat sohbeti için katlanılan Ahmet Nebil Bey de vardır. Agâh Paşa’nın koleksiyonundaki en sevdiği parça, misafirlerce tekinsiz görülen kama biçimindeki timsah tanrı Sobek heykelciğidir. Herkesin aksine bu heykelciği çirkin bularak denize atılmasını öneren Ahmet Nebil Bey, bir müddet sonra yalıdaki bir odada ensesine Sobek saplanmış halde ölü bulunur... Bir tarafta aranan somut kanıtlar, mantıksal çıkarımlar, olay yeri ve görgü tanıkları, diğer tarafta duvarda beliren hiyeroglifler, kendiliğinden açılan fal kâğıtları gibi doğaüstü olaylarla bu esrarengiz cinayeti çözmek hiç de kolay olmayacaktır. Selim Nüzhet Gerçek’in Ahmet Kâmil müstearıyla 1922’de İleri gazetesinde tefrika edilen mistik polisiye romanı Meçhul Kuvvetlere Kurban, yazarın ilk kez yayımlanan “Habeşistan Hançeri” adlı hikâyesiyle birlikte İş Bankası Kültür Yayınları tarafından okurla buluşturuluyor.
SÖYLETME ÇOK AĞLARIM
(Kerem Bakıcı)
“Toprak soğuk. Eller toprakta. Yüz neredeyse toprakta. Karanlık tam. Fener titriyor. Titrediğinde eller duruyor, titreme geçtiğinde eller yeniden toprakta. Tünel dar. Bu kadar dar olacağını bilmiyordum. İnsanın içinde bir yer var, tam göğsün altında, tam mideyle yüreğin birleştiği yerde, korku oraya çöküyor. Çöktü. Ağır. Kımıldamıyor.” Kerem Bakıcı, sevgilisinden gelen mektuplar kesilince, yedi yıllık mahpusluğun ardından hapishaneden kaçan Merdan’ın hikâyesini anlatıyor. Ancak bu kaçış bir özgürlük getirmiyor ona. Ruhunun tüm azabıyla karanlık bir dünyanın içinde buluyor kendini. Saye’nin izinde, kaybolan yılların gölgesinde karla kaplı, soğuk sokakları arşınlarken; yarım akıllı Fehmi’nin sattığı akılla, Dayı’nın Kahvehanesi’ne sinmiş ağır yalanlarla ve babasının karanlık mirasıyla yüzleşmek zorunda kalıyor. Tutkusu arttıkça çaresizliği, çaresizliği arttıkça tutkusu büyüyor. İletişim Yayınları'ndan çıkan Söyletme, Çok Ağlarım, sevdayı ve varoluşu sorgulatan bir ilk roman…
CEPTEKİ PARA
(Asta Olivia Nordenhof)
Maggie ve Kurt toplumun kıyısında, şehir dışında bir çiftlikte yaşayan, zar zor geçinen bir çift. İlişkileri zamanla yıpranmış, birbirlerine soğumuşlar. Kızları Sofie’nin evi terk etme vakti geldiğinde ikisi de ayrı ayrı derin bir boşluğa düşüyor. Ancak bir türlü sorunun adını koyamıyorlar. Yaklaşık on sene önce, “İskandinav Yıldızı” adlı yolcu taşıyan feribot alev alıp batmış. Kazada 159 kişi ölmüş. Felaket Danimarka ve Norveç için ulusal bir travma haline geliyor. Dahası asla çözümlenmemiş bu olayın bir kaza değil de ülkenin önde gelen sigorta şirketinin para kazanmak için düzenlediği, kontrolden çıkan bir kumpas olduğu yönünde güçlü deliller ortaya çıkıyor. Maggie ve Kurt’un yıpranan ilişkisi ile kaza süsü verilmiş bir yangın… Bu iki vaka arasında nasıl bir ilişki var? Para hayatlarımıza nasıl etki eder? Büyük şirketler özellikle toplumun alt kesimindekilere, yani devletin terk ettiklerine ne gözle bakarlar?.. Asta Olivia Nordenhof, Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan, çarpıcı romanında bu zor sorulara yanıt arıyor. Yayımlandığında PO Enquist ve Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü’nü kazanan ve on sekiz dile çevrilen Cepteki Para, düzenin alaşağı ettiği, kullanıp attığı insanları ve yozlaşan hayatları anlatıyor.
HARUN EL REŞİD
(Reşad Ekrem Koçu)
Reşad Ekrem’in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü… Harun Reşid dönemi, İslam tarihinde Bağdat halkının bolluk ve zenginlik içinde yaşadığı, halifenin sarayının kapılarını âlimler ve sanatçılara açtığı, vezirlik görevinde bulunan Bermeki ailesinin de sayesinde devletin iyi idare edildiği bir altın çağ olarak anılagelir. Harun Reşid, Bizans’a düzenlediği seferler, Batı’nın imparatoru Charlemagne’e gönderdiği hediyeler ile Batı kaynaklarında da boy gösteren bir hükümdardır. Reşad Ekrem Koçu Tercüman gazetesinde yüz altı bölüm olarak tefrika ettiği eserinde, Harun Reşid’in saray hayatını ve kişiliğini merkezde tutarak dönemin görkemli bir portresini çiziyor. Doğan Kitap'tan çıkan eser saray halkının ve devlet erkânının hikâyeleriyle beslenip ustaca anlatılmış, renkli bir “hayat panoraması” sunuyor okurlara…
KAR YAĞIYOR BEHÇET HANIM
(Mustafa Orman)
Mustafa Orman'ın yeni romanı Kar Yağıyor Behçet Hanım Everest Yayınları'ndan çıktı! Salih, ölüm döşeğindeki ikizi Selim’in kimliğini çalarak gittiği Kars’ta yepyeni bir hayata başlar ve Behçet Hanım’la tanışır. Yeni bir yerde eski duygularıyla sınanan Salih’in yolu kendi içinde yaşadığı çatışmalar, yalanlar, aldanışlar ve tuzaklarla doludur. Dahası, bunların çoğunu kendisi kurmuştur... Mustafa Orman Kar Yağıyor Behçet Hanım’da, atalarımızdan devraldığımız mirasın, aşktan siyasete kadar tüm varlığımızı nasıl etkilediğine çok derinlerden bakıyor. Kaderleri doğum anında birbirine bağlanan ikizlerse günümüzde geçen bir Habil ile Kabil hikâyesinde hayat buluyor. Roman, bireysel suçluluk ve vicdan sorgulamasının ötesine geçerek kentin üzerini örten karın ve sessizliğin arkasındaki toplumsal ve siyasi gerilimleri de görünür kılıyor. Orman; mekânın, iklimin ve insan psikolojisinin birbiriyle kenetlendiği bu atmosferde dili şiirsel bir ritimle kurgularken hakikat, yalan ve yanılsama arasındaki ince çizgiyi sorguluyor.
EPİSTEMOLOJİ NEDİR?
(Stephen Hetherington)
Adınızı, adresinizi ve en sevdiğiniz rengi biliyor musunuz? Peki, bu bilgileri nasıl edindiniz? Bilginin anlamını veya nasıl bildiğinizi hiç düşündünüz mü? Felsefenin temel disiplinlerinden epistemoloji, yani bilgi felsefesi genel olarak bu soruyla ilgilenir. Hatta epistemoloji daha ileri gider, bilip bilemeyeceğimiz şeylerin sınırlarını arar ya da çok emin olduğumuz bilgileri bile çürütebilir. Bir epistemolog sizi, beş dakika önce hayatta olup olmadığınız konusunda kuşkuya düşürebilir. Stephen Hetherington, Alfa Yayınları'ndan çıkan, 'Epistemoloji Nedir?' kitabında, bilgi üzerine düşünmenin entelektüel ve yaşamsal yönlerini bir araya getiriyor. Düşünmenin, inanmanın ve kuşku duymanın bilgiyle ilişkisini irdeleyen yazar, bilgi teorisinin tarihsel ve kavramsal çerçevesini sunuyor. Bir yandan klasik görüşleri rahat anlaşılır bir dille ortaya koyarken, diğer yandan bu görüşlerin nasıl geliştirilebileceğini ve hayata uygulanabileceğini gösteriyor.
HORMİSDAS UYURKEN
(Bahadır Karasulu)
Sasani ülkesinden kaçarak Roma'ya sığınan Prens Hürmüz, ardında bıraktığı topraklara bir gün dönebilmeyi ummaktadır. Konstantin'in yeni başkentinde kendisine bir hayat edinir, Hormisdas adını alır; fakat eski bir kalenin duvarında bulduğu mücevher, onu henüz doğmamış insanların yaşadığı çağlara sürükleyecektir. Sevdiklerini ararken karşısına başka hükümdarlar, başka inançlar ve başka diller çıkar; verdiği kararların sonuçlarıysa yüzyıllar sonra bile peşini bırakmaz. Marmara kıyısındaki konutunda başlayan serüven, savaş meydanlarından manastırlara, karanlık mahzenlerden günümüz İstanbul'unun kalabalık sokaklarına uzanır... Bahadır Karasulu, Kanon Kitap'tan çıkan kitabında İstanbul'un değişen yüzleri boyunca izlediği bu yolculukta, iktidar hırsıyla alınmış kararları, yıllarca bekleyen insanları ve tutulması giderek zorlaşan sözleri bir araya getiriyor...
ŞİİR ÜZERİNE YAZILAR
(Özcan Temel)
Şiir üzerine düşünmek, şiiri anlamaktan daha derin bir çabadır. Ati Yayınları'ndan çıkan bu kitap, şiiri yalnızca bir estetik ifade biçimi olarak değil, aynı zamanda bir kültür, düşünce ve duyarlık alanı olarak ele alıyor. Özcan Temel, uzun yıllara dayanan birikimini, edebiyat öğretmenliğinden ve edebiyata olan ilgisinden gelen gözlem gücüyle birleştirerek Türk şiirinin farklı dönemlerine, şairlerine ve temalarına dair kapsamlı değerlendirmeler sunuyor. "Şiir Üzerine Yazılar" yalnızca bir denemeler toplamı değil; aynı zamanda halk şiirinden divan geleneğine, modern şiirden çağdaş seslere uzanan bir şiir haritası. Her yazı, bir şiir metni üzerinden hareketle dil, üslup, tema ve imge çözümlemeleri yaparken; şiirin bireysel ve toplumsal bağlamdaki işlevine de ışık tutuyor. Şiirin izini süren, söze ve duyguya kıymet veren herkes için anlamlı bir okuma deneyimi sunan bu kitap hem şiiri yeniden düşünmek isteyenlere hem de şiirle derin bir bağ kurmak isteyenlere sağlam bir yol haritası çiziyor.
Ö
(Guridi)
Ayı Ö, kış uykusuna yatmak yerine doğayı keşfetmeyi seçer. Yol boyunca pek çok canlıyla dostluk kurar; ancak insanlara mesafeli durur. Sayfalar ilerledikçe okur, insanların çevre üzerindeki etkisini ve doğanın karşı karşıya olduğu sorunları Ayı Ö’nün gözünden izler. Hiç metin kullanmadan anlatılan bu etkileyici sessiz kitap, yaşam sevgisi ve doğaya saygı üzerine güçlü bir hikâye kuruyor. Görseller aracılığıyla anlatılan yolculuk, çocukları kendi yorumlarını oluşturmaya ve hikâyenin boşluklarını hayal güçleriyle tamamlamaya davet ediyor. Ketebe Çocuk'tan çıkan, dünya çapında pek çok ödüle ve kısa liste başarısına layık görülen Ö, 2025 Bologna Çocuk Kitapları Fuarı’nın sürdürülebilirlik temalı seçkisi BRAW Amazing Bookshelf Sustainability Ödülü'nü kazanmasının yanı sıra çevre ve çocuk edebiyatı alanındaki önemli ödüllerde de öne çıktı. Doğa ve iklim krizi üzerine çocuklarla konuşmak için güçlü bir başlangıç sunuyor.