Anne babalar gerçekten tüm çocuklarını eşit mi seviyor? 19 bin kişilik araştırma 'favori çocuk' profilini çıkardı
19 binden fazla kişinin verilerinin incelendiği araştırmaya göre ebeveynlerin çocuklarına yaklaşımında cinsiyet, doğum sırası ve kişilik özellikleri etkili olabiliyor. Kız çocukları ve küçük kardeşler bazı açılardan daha avantajlı görünürken, ilk çocuklardan daha fazla sorumluluk beklenebiliyor.
Anne babalar çocuklarını eşit sevdiklerini söylese de kardeşler arasındaki ilgi, sorumluluk ve beklenti farklılıkları zaman zaman tartışma konusu olabiliyor. Brigham Young Üniversitesi'nden aile yaşamı profesörü Alexander C. Jensen'in farklı araştırmalardan 19 binden fazla kişinin verisini inceleyerek değerlendirdiği çalışma, ebeveynlerin çocuklarına davranışlarında dikkat çeken eğilimleri ortaya koyuyor.
KIZ ÇOCUKLARI VE KÜÇÜK KARDEŞLER ÖNE ÇIKIYOR
Araştırmaya göre ebeveynler, kız çocuklarına erkek çocuklarına kıyasla daha olumlu yaklaşma eğilimi gösterebiliyor. Doğum sırası da çocuklarla kurulan ilişkide etkili olabiliyor.
İlk çocuklardan genellikle daha fazla sorumluluk almaları ve yüksek beklentileri karşılamaları istenirken, sonraki çocuklara karşı daha sevecen bir tutum sergilenebiliyor. Özellikle kız çocuklarının bu açıdan daha avantajlı olabildiği belirtiliyor.
Ancak bu sonuçlar, bütün ailelerde aynı durumun yaşandığı anlamına gelmiyor. Araştırma, ebeveyn davranışlarında görülebilen genel eğilimlere dikkat çekiyor.
UYUMLU VE SORUMLULUK SAHİBİ ÇOCUKLAR DAHA AVANTAJLI OLABİLİYOR
Cinsiyet ve doğum sırasının yanı sıra çocukların kişilik özellikleri de ebeveynlerin yaklaşımını etkileyebiliyor. Araştırmaya göre uyumlu davranan ve sorumluluk sahibi olan çocuklar, diğer özelliklerinden bağımsız olarak daha olumlu bir tutumla karşılaşabiliyor.
Bu durum, aile içinde farkında olmadan oluşan beklentilerin çocuklara yaklaşımı değiştirebileceğini gösteriyor. Daha az sorun çıkaran ya da kendisinden bekleneni kolayca yerine getiren çocuklara gösterilen olumlu tutum, diğer kardeşler tarafından zaman zaman kayırma olarak algılanabiliyor.
KARDEŞLERİ BİRBİRİYLE KIYASLAMAK SORUNU BÜYÜTEBİLİYOR
Araştırmacı Alexander C. Jensen, ebeveynlerin çocuklarını birbirleriyle kıyaslamaktan kaçınmasını öneriyor. Bir çocuğu sürekli “akıllı olan”, diğerini ise “sorumluluk sahibi olan” şeklinde tanımlamak bile kardeşler arasında farklı muamele yapıldığı düşüncesini güçlendirebiliyor.
Bunun yerine her çocuğun güçlü yönlerini ayrı ayrı takdir etmek ve onlarla bireysel olarak zaman geçirmek önem taşıyor.
Jensen'e göre çocukların ihtiyaçlarına göre farklı davranmak tek başına kayırmacılık anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan, her çocuğun kendisini değerli hissetmesi ve aile içinde haksızlığa uğradığını düşündüğü durumların göz ardı edilmemesi. Ebeveynlerin bu tür durumları fark etmesi, kardeşler arasındaki ilişkilerin ve aile içindeki iletişimin güçlenmesine yardımcı olabiliyor.