Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Genel olarak insan kavramı ikiye bölündüğünde, fiziksel ve ruhsal olarak karşı cinsin bazı hissiyatlarını anlamıyoruz. Ruhsal boyuttaki anlamamazlıklar stres ve kavgaya dönüşüyor, ama fiziksel farklar hiç öğrenemeyeceğimiz ayrıntıları kapsıyor.

        Bir kadının kolu kırıldığında, onunla aynı acıyı tadıyor olabilirim. Veya ikimizin de kafasına saksı düşse hissiyat muhtemelen aynı. Fakat konu bizi karşı cins yapan organlara geldiğinde durum değişiyor. Kadın hastalığı diye bir şey var ve biz erkekler hayatımız boyunca bu hastalığı duyduğumuzda 'haa' deyip alt dudağımızı üsttekinin üzerine çıkararak bir davranış bozukluğu sergiliyoruz. Bunu bize kim öğretiyor bilmiyorum ama sanırım bu asla anlayamayacağımız bir şeye karşı geliştirdiğimiz bir refleks.

        Bu organlardan biri de meme. Göğüs olarak adlandırmadığım için bana kızacaklar olabilir ama ben yine de bunu kullanacağım. Doğuşumuzdaki görüntüsü hem kız hem erkekte aynı olan, sonradan bir değişim gösteren tek şey meme. Kadının doğurganlığının ve vücut üretkenliğinin simgesini biz erkekler genelde görüntüsüyle değerlendiriyoruz. Ama bir gün geliyor ki bize içindekiyle ilgilenmemiz gerektiğini bazen mutlulukla, bazen de acıyla öğretiyor.

        Bu yılın başlarında tanıdığım ve nezle olmasını bile konduramadığım -canım diye hitap ettiğim- bir kadının memesine, hiç hissedemeyeceğim bir acı düştüğünde hissettim ben bunları. Geçen ay Facebook üzerinden yapılan bir kampanyayı eleştirdiğim geldi aklıma. Meme kanserine ilgi çekmek için uzun zamandır yemedikleri şeyleri yazıyordu kadınlar. Ve ben birinin 3 aydır sucuk yememesinin, diğer kadını memesini kontrol ettirmeye yönlendiremeyeceğini savunmuştum. Hala da savunuyorum. O şimdi daha iyi. Biraz daha tedaviye ihtiyacı var ve sonra yine bizimle olacak. Hastalığını rutin bir kontrolde fark etti. Ve ben bunu öğrendiğimden beri başta kızkardeşim ve annem olmak üzere bütün kadınları darlıyorum doktora gitmeleri için.

        Şimdi lütfen bana uzun zamandır yemediğiniz yarım kangal sucuktan daha fazla işe yarayabileceğimi gösterin. Ve lütfen 'Ben kendim sürekli elle kontrol ediyorum' iç rahatlatma cümlesini bırakarak kontrole gidin. Belki bir adamın hiç olmayan organların üzerine yazı yazıp bir işe yaramasının verdiği hazla daha güzel şeyler yazarım.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ