'Siz başkanlığı, biz ise parlamenter sistemi istiyoruz'
Tunus'ta seçim için iktidar bırakan Nahda Hareketi lideri Gannuşi, seçim sürecinde ilk kez HABERTÜRK'e konuştu
NEVZAT ÇİÇEK / HABERTÜRK
TUNUS demokrasiye geçiş sürecini kazasız belasız tamamlamaya çalışıyor. İslam dünyasının en önemli fikir adamlarından olan Nahda Hareketi Lideri Raşid Gannuşi, Tunus’ta çoğulcu bir yapının geçiş süreci için gerekli olduğuna inanıyor ve bu nedenle kendi deyimiyle Tunus sevgisini her şeyin üzerinde tuttuğu için fedakârlık yapmaktan çekinmiyor. “Özgürlüklerin geliştiği yerde İslam gelişir” diyen Gannuşi, IŞİD’in en etkin panzehirinin ‘demokratik İslam’ olduğunun altını çiziyor. Ona göre Türkiye’nin başkanlık sistemine geçme isteğine karşılık Tunus, başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçmeye çalışıyor. Devrimden kısa süre sonra kendi anayasasını yapabilen Tunus’u yaklaşık 2 ay boyunca sahada inceleme imkânı buldum. Tunus’ta, İslam ve demokrasi bağlamında, Gannuşi’den ve kısa sürede anayasasını yapabilmesinden alacağımız dersler var...
NİDA TUNUS PARTİ BİRİNCİ OLDU
TUNUS’ta resmi olmayan sonuçlara göre, ülkede önceki gün yapılan seçimleri Nida Tunus (Tunus’un Sesi) Partisi kazandı. Geçen seçimlerden zaferle ayrılan ve Türkiye’deki AK Parti’yi örnek alan Nahda Hareketi ise ikinci sırada kaldı. Resmi olmayan sonuçlara göre, Nida Tunus Partisi oyların yüzde 38.24’ünü alarak parlamentoda 83 sandalyeye ulaşırken, Nahda Partisi oyların yüzde 31.33’ü ile 68 sandalyeye sahip oldu. Seçimlere katılım oranı yüzde 61.8 olarak açıklandı.
Tunus devrimden sonra ilk defa seçime girdi. Ne söylersiniz?
Biz öncelikle ülkede birliği sağladık, anayasayı yaptık, demokrasinin yerleşmesi için hakkımızdan fedakârlık edip iktidarı paylaştık. Özgürlük ve demokrasinin gelişmesi için çalışıyoruz. Devrim bunları yapmamızı sağladı. Birinci önceliğimiz devrimin kazanımları ve geçiş sürecinin tamamlanmasıdır.
1 ay sonra yapılacak devlet başkanlığı seçimi için partiniz neden aday çıkarmayacak?
Başkanlık seçimine girmeyeceğiz, biz aday çıkarmayacağız ama dostumuz olacak bir adayın seçilmesi için de uğraşacağız. Biz hiçbir zaman kendi iktidar hırsımızı Tunus’un geleceğinden öncelikli görmedik. Daha demokrasinin başındayız. Normal bir demokraside yüzde 51 normal ama geçiş dönemi yaşanan süreçte güçleri kuşatacak bir sürece ihtiyaç var. Bu nedenle böyle bir kararın daha hayırlı olduğuna inanıyoruz.
Türkiye ve Tunus siyasetini karşılaştırırsanız ne söylersiniz?
Türkiye önemli siyasi ameliyatlar gerçekleştirdi ve bu ameliyatlar sonrasında parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçmeye çalışıyor. Biz başkanlık sisteminden parlamentoya geçmeye çalışıyoruz. Yaptığımız anayasada halkın ve İslami hareketlerin özüne dönmesinin yolunu açtık ve iktidarın paylaşılmasını istiyoruz. Türkiye’de iktidar, koalisyonların getirdirdiği sıkıntılardan dolayı merkezi bir hükümete doğru yönelmek durumunda kalıyor. Biz ise merkezi hükümetin yaptıklarından çekindiğimiz için gücü paylaşmak amacıyla parlamenter sisteme dönmeye çalışıyoruz. Türkiye’de demokrasi yerleşmiş, bizde yeni. Sizin demokrasiniz çok sert sözleri kaldırabilir, ama bizde hayır. Bize karşı aşırı sert dil kullananlara biz bu hassasiyetten dolayı aynı dili kullanmamayı tercih ediyoruz. Dolayısıyla Tunus ve Türkiye karşılaştırması yaparsak; sizde yerleşmiş bir yapı var, bizde ise yerleştirmeye çalıştığımız bir demokrasi ve bunun kurumları...
Halk oyuyla iktidara geldiniz ama iktidarı bıraktınız. Bırakmayabilirdiniz.
Karşımızda olanlar bizi gericilikle suçladı, kendilerine “İlerici” dedi. Biz Tunus için ne fedakârlık gerekiyorsa onu yaptık ve bunu eyleme döktük. Halk oyuyla kazandığımız bir iktidarı Tunus demokrasisi zarar görmesin diye bırakabildik. Dengeler için iktidarı bıraktık. Mısır’dakine benzer bir durumun yaşanmasını engellemek için bıraktık.
Siz bir oyunu bozmak için mi iktidardan çekildiniz?
Tunus’ta da Mısır’da yaptıklarını yapmak istediler. Temerrud Hareketi gibi Tunus’ta da bir direniş hareketi oluşturdular. Mısır’da Tahrir, Türkiye’de Taksim ve Tunus’ta Kasba aslında aynı meydanlardı. Tunus’ta Gezi gibi kurulan meydandan sonra iktidardan geri adım atma seçeneği dışında bir seçeneğimiz kalmayınca biz iktidara yapışmadık ve ulusal mutabakatı sağlamayı başardık. Bununla yetinmeyip ulusal diyaloğu da başlattık ve ortak hükümette anlaştık. Parlamentonun anayasa yapması gerekiyor, yapılan anlaşma neredeyse toplumun tamamını kapsıyordu ve sonrasında anayasa yapıldı.
Bu süreç nasıl gelişti?
Tunus’ta olaylar olunca solcular parlamentodan çekilip anayasa yapılmasını istediler. Hükümeti sokakta işgal etmek ve asker müdahale etsin istediler. Biz de hükümeti paylaşarak bütün oyunu bozduk, seçim kararı aldırdık.
Mısır sonrası dalgalar duruldu mu?
Aslında bu bölgede dalgalar devam ediyor. Birinci dalga Mısır’dı. İkinci dalga Türkiye’de belediye başkanlığı seçimleriyle kırıldı. Üçüncü dalga ise Gazze’nin direnmesiyle kırıldı. Dikkat edin; bu dalgalar belki ezip geçmiyor ama sürekli sahile vuruyor. Dördüncü dalga ise Libya’da emekli General Hafter’in darbe girişiminin önlenmesi ve ona karşı verilen mücadele ile kırılıyor. Dolayısıyla bu dalgalar ve onlara karşı dalga kıranlar devam ediyor.
Türkiye’de AK Parti’nin yerel seçimleri kazanmasını siz oyunu bozma olarak mı okudunuz?
Türkiye’de İslami projede kazanmış bir parti var. Sizdeki belediye seçimleri aslında belediye seçimleri değildi, “İslami bir hareket kalsın mı gitsin mi?” seçimleriydi. Bu bakımdan bu oylama sadece Türkiye için değil, bölge için de son derece önemliydi. AK Parti bu seçimleri alarak bölgede oyunu bozabildi.