Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Ortadoğu Erbil-Bağdat gerilimi Suriye’de çözülür | Dış Haberler

        DIŞ HABERLER SERVİSİ / Özcan TİKİT

        Nefesler tutuldu, Irak’ta Şii Başbakan Nuri Kemal el Maliki ile Kürt Lider Mesud Barzani arasındaki düelloyu izliyoruz. Kerkük’teki gerilim Maliki için ciddi bir teste dönüşmüş durumda. Maliki, Iraklı Kürtlerin Saddam dönemindeki durumlarına dönmelerini istiyor. Gelgelelim Barzani kendisine karşı tüm kartlarını açan Maliki‘nin resti önünde eğilmek niyetinde değil. Talabani de Barzani de çözüm için Maliki‘nin gitmesi gerektiğini söylüyor.

        Barzani önceki gün yaptığı açıklamada Bağdat’taki haklarından da vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak, Kürtlerin tek derdinin Maliki olduğunu anlatmaya çalıştı. Kurduğu Dicle Gücü’nü Kerkük sınırına gönderen Maliki‘yse Kürtlerin 2003 öncesi duruma dönmesi talebinde ısrarlı. Hal böyle olunca Kerkük sınırında dişe diş pozisyon alan peşmergeyle Irak ordusunun savaşa tutuşması da tek bir kıvılcıma bakıyor.

        Neyse ki bir yandan da çözüm çalışmaları devam ediyor. Maliki, dün Meclis Başkanı Nuceyfi‘yi Barzani‘yle görüşmek üzere Erbil’e gönderdi. Irak Cumhurbaşkanı Talabani de birkaç gün önce Bağdat’a döndü ve çözüm için ağırlığını koymaya başladı.

        Çabalar ne kadar işe yarayacak hep birlikte göreceğiz. Lakin sonuç ne olursa olsun, Irak’taki gerilimin Suriye’deki sorun çözülmeden noktalanmasını beklemek hayal olur. Zira Bağdat-Erbil ve hatta AnkaraBağdat arasındaki gerilimlerle Suriye’de devam eden devrim süreci arasında sıkı bir bağ bulunuyor.

        İran’la birlikte Beşar Esad rejimine açıktan silahlı destek veren Maliki, Esad‘ın devrilmesinden sonra Irak’ta yaşanacaklardan derin kaygı duyuyor. Suriye’de Sünnilerin iktidara gelmesiyle birlikte sıranın Irak’taki dengelere yani kendisine gelmesinden korkuyor. Bir diğer endişesiyse Suriye’deki devrime destek veren Barzani‘nin bu süreçten bölgesel bir lidere dönüşerek çıkması.

        İşte bu iki ihtimal Maliki‘nin uykularını kaçırıp onu saldırgan hale getiriyor. Doğrusu korkularında haksız da sayılmaz. Zira Suriye’deki devrim tamamlandığında tek kaybeden Esad olmayacak. Esad‘dan sonra sıra bölgenin diğer Saddam’larına gelecek. Ve diktatörler devrilirken, bölgedeki dengelerin daha gerçekçi bir perspektifle Kürt, Türkmen, Sünni, Alevi, Asuri-Süryani, Yezidi, Dürzi ve diğer tüm toplulukların haklarını emniyet altına alacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekecek.

        AB'YE GİDEN YOL NEREDEN GEÇİYORDU?

        Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin AB Dönem Başkanlığı sona ermek üzere. AB’nin Dönem Başkanlığı İrlanda’ya geçecek. Rumların altı aylık sultanlığının sona ermesiyle birlikte, Türkiye’yle müzakerelerin de yeniden canlanacağı umut ediliyor.

        Umut verici başlıca etken ise Fransa’da Cumhurbaşkanlığı koltuğunda artık Nicolas Sarkozy‘nin yerine Türkiye’ye düşmanca bakmayan François Hollande‘ın oturuyor olması. Ancak bana kalırsa ümitlenmek için henüz çok erken.

        Hollande‘ın yakın bir zaman içinde Türkiye’ye yapacağı ziyareti beklemek lazım. Paris’in tavrını bu ziyaretle birlikte anlayacağız. Lakin şurası da kesin ki AB’yle müzakerelerin yeniden başlaması, Türkiye’nin iç siyaseti için de büyük önem taşıyor.

        Zira yetkili ağızlar gerçeği gizlemeye çalışsa da AK Parti’nin Kürt meselesindeki iştahsızlığının temelinde AB’yle yaşanan soğuk savaşın olduğu aşikâr. Hükümet, demokratik adımları atmak için AB’nin de müzakere sürecini “olmazsa olmaz” olarak görüyor.

        Hal böyle olunca, geldiğimiz nokta kaçınılmaz olarak Mesut Yılmaz‘ın “Brüksel’e giden yol Diyarbakır’dan geçer” sözünü hatırlatıyor. Evet, Brüksel’e giden yol Diyarbakır’dan geçmeye devam ediyor. Ve ne yazık ki hükümet de böyle düşündüğü için Brüksel yolu açılmadan, Diyarbakır’a uğramak istemiyor.

        Tüm 'Kelebek Etkisi' yazıları için tıklayınız...