'Aile denilen şey koskoca bir yalan'
Evli bir adamın karısını aldatması üzerinden yola çıkan 'Geriye Kalan' filmi Altın Portakal Film Festivali'nde izleyicilerden geçer not aldı
CEZMİ ve Sevda uzun yıllardır evlidir. Zuhal, eşinden ayrılmış ve oğluyla yaşamaktadır. Kendi ayaklarının üzerinde durmasına rağmen bir omza ihtiyacı vardır. Çalıştığı hastanede doktor olan Cezmi’yle ilişki yaşamaya başlar. Bu ihaneti öğrenen Sevda, kocasına hiçbir şey söylemez ve evliliğini kurtarmaya çalışır. 48. Altın Portakal Film Festivali’nde yarışan ‘Geriye Kalan’ filmi çok basit bir hikâyeyi farklı bir dille anlatıyor ve özellikle kadın izleyiciyi
kendisiyle yüzleştiriyor. Herkes kendisinden bir parçayı Sevda ve Zuhal karakterlerinde görebiliyor. Filmin başrol oyuncuları Erkan Bektaş ve Şebnem Hassanisoughi’yle evlilikler ve aldatmanın ardından ‘geriye kalan’ı konuştuk.
‘Geriye Kalan’ özellikle kadınları tam kalbinden vuruyor. Sizleri oyuncu olarak en çok ne etkiledi bu filmde?
Şebnem Hassanisoughi: Benim sanatta ihtiyaç duyduğumşey cesaret. Bu senaryonun da yüzleşmekten korkmayan bir tarafı var. Birilerinin kıvırmadığını görmek benimutlu etti ve bu işin içinde olmak istedim.
Erkan Bektaş: Canlandırdığım Cezmi karakteri karısını aldatıyor. Yani bir yanda karısı ve çocuğu, diğer tarafta hoşlandığı, evliliğin rutininden kaçtığı bir kadın var. Günümüzde evlilikler yalanla yürürken, boşanmalar bu kadar artmışken bu filmin kadınların ne kadar çaresiz ve bağımlı olduğunu göstermesi beni en çok etkileyen şey oldu.
Film izleyiciden de olumlu tepkiler aldı...
Bektaş: Çünkü bugüne kadar dizilerde ve filmlerde söylenmeyen çok çarpıcı cümleler var filmde. Hikâye ve oyunculuklar çok gerçek.
Hassanisoughi: Kadın-erkek ilişkilerinde aldatma çok eski bir şey. İnsanın hayata geldikten sonra ilk yalanı söylediği süreç, iki haftaya denk geliyormuş. O nedenle bizim ilişki kurmamız için yalan söylemeye devam etmemiz gerekiyor. Dürüst olmak kolay değil. Onu kaldırabilmek de acıyı kabul etmekten geçiyor. Karılar ve kocalar birbirlerine dürüst olabilecekleri bir yerde yaşamıyorlar.
Bektaş: Sisteme baktığınızda en kutsal şey aile. Çünkü aile çökerse sistem de biter. Dolayısıyla sistem ne kadar yalansa aile kavramı da kocaman bir yalan.
Hep eski aşkları konuşuyoruz. Geçmişte hiç mi aldatma olmuyordu?
Hassanisoughi: “Eskinin aşkları çok güzelmiş, kutsalmış” laflarına ben inanmıyorum. Belki de insanlar saklamayı iyi beceriyorlardı.
Bektaş: Bugün baktığımız her yerde seks ve para var. İnsanlar hep daha fazlasını istiyor. O nedenle düzgün bir hayat yürütmen, bir aileyi devam ettirmen çok zor.
Evlilikleri yürütmek neden bu kadar zorlaştı?
Bektaş: İki insanın aynı çatı altında huzurlu bir şekilde yaşaması çok zor. Bunun içine evlilik kurumunu, aileleri ve çocukları koyunca daha da zorlaşıyor.
Hassanisoughi: Zaten bir insana hisleriniz üzerine söz vermeniz temelde yalan bir şey. Çünkü ne olacağınızı bilmiyorsunuz. Sonsuza kadar birlikte yaşamayı vaat etmek güvenilir değil.
Bektaş: ‘Geriye Kalan’daki iki kadın da gösteriyor ki, toplumda kadınlar çok bağımlı. Sevda’nın yaşaması için kocasına ihtiyacı var. Zuhal’in de duygusal bağımlılığı var. Bir omuz arıyor. Film, bağımlılığın onları nerelere kadar götürebildiğini gösteriyor.
Erkekler neden aldatır?
Bektaş: Sebebi her şey olabilir. Verilen sözlerin çok büyük olduğunu düşünüyorum, bunlar çok büyük yalanlar.
Hassanisoug: Aldatmayı kadın-erkek diye ayırmamak lazım. Seven bir insanın iki insanı aynı anda istemesi bana pek mümkün gelmiyor. Bir insan birini aldatıyorsa zaten öteki tarafla ilgili bir acısı vardır. Aslında her şey bir yalan.