Her sene film çekmek dezavantaj mı?
Kerem Akça, bu hafta DVD'si çıkan filmleri değerlendirdi
DVD’leri yeni çıkan “Koğuş”, “Çığlık 4”, “Ciddi Bir Adam” ve “Başka Bir Yerde”, yönetmen sinemasının ‘koşulsuz’ örneklerini sunuyor. “Milk”, “Özgürlük Yolu” ve “Kadın İsterse” ise düşüşteki kariyerlerin resimlerini...
Amerikan bağımsız sinemasından çıkan dört yönetmen. John Carpenter, Wes Craven, Coen Kardeşler ve Sofia Coppola. Bunların ilk ikisi bu kimliği 1970’lerin başında üstlendiğinden, stüdyolarda işlevlerini sürdürüp ‘korku filmlerinin has yönetmenleri’ ibaresini sırtlarına geçirmelerinin üzerinden uzun zaman geçti. Ancak bu ikilinin, bunu yaparken son yıllarda belirgin bir düşüşe geçtiklerini de kabul etmeyen yok.
Carpenter ve Craven’dan geri dönüş müjdesi
Son filmleri “Koğuş” (“The Ward”, 2010) ve “Çığlık 4” (“Scream 4”, 2011) ise yönetmensel zekalarını ortaya koyuyor. Zira Carpenter, alışık olduğumuz ‘atmosfer sineması’nı gotik korku filmi geleneğine uygularken, Craven türleri bozma düsturunu son 10 yılın korku sineması için harekete geçirmiş. Aslında her ikisinin de yeni milenyumda olup bitene ayak uydurma açısından fazlaca ortak tarafları var.
Tek fark birinin alaycı, diğerinin ciddi olması, ya da birinin atmosfer duygusuyla daha geniş mercekler kullanması, diğerinin klasik Amerikan sinemasına yakın seyredip orta-yakın ölçekli planları harekete geçirmesi. Ancak Craven da Carpenter da bekleyen hayranlarına kendi kimliklerini yıllar sonra yeniden yaşatıyorlar bu iki özel filmle. Elbette bu durum için ‘başlarını alıp giderler’ yorumunu yapmak yanlış olur.
Yönetmenlerin diyarlarından derinlikli görüntüler
Coen Kardeşler’in, “Bir Ciddi Adam”la (“A Serious Man”, 2009) gerçekleştirdikleri ise kendi kara komedi geleneklerini ve kafadan kontak karakterlerini bu sefer ‘slapstick (kaba) komedinin en saf geleneği’ne uydurmak. Burada Buster Keaton’ın ürettiği ‘bir kasabayı yerle bir edecek kadar sakar’ tipleme, Yahudi bir öğretmene dönüştürülmüş. Buna istinaden Coenler’in oluşturduğu yabancılaştırıcı dilin izinde gerçek anlamda ilerlerken, eğlence ve dramı tadıyoruz. Nihayetinde eşsiz bir yönetmen filmiyle yüzleşiyoruz.
Sofia Coppola’ya gelirsek, 10 sene önce çıktığı için henüz stüdyo kamçısı yememiş bir yönetmenden söz edebiliriz. Ancak “Başka Bir Yerde”nin (“Somewhere”, 2010) onun “Bir Konuşabilse..” (“Lost in Translation”, 2003) ile gördüğümüz modern sinema etkisini postmodern olgulara geçirme güdüsünün bir karşılığını sunduğu kesin. Fazlaca kişisel duran hikayesine karşın Hollywood’u bir fanusa benzetirken baba-kız ilişkisine de minimalist yaklaşımıyla sınıf atlatan bir eserden bahsediyoruz.
Her sene film çekmek dezavantaj mı?
“Başka Bir Yerde”, fazlasıyla bir yönetmen dokunuşu dediğimiz şeyi, auteur kimliğini taşıyan bir ürün. Ancak bir diğer taraftan da François Ozon’un “Kadın İsterse” (“Potiche”, 2010) ile “8 Kadın” (“8 Femmes”, 2002) ayarında uçuk ama zeki bir ürün veremediği, Peter Weir’in “Özgürlük Yolu” (“The Way Back”, 2010) ile yaşlılık sinyallerine gebe oduğu, Gus Van Sant’in ise “Milk” (2008) ile ana akım sinemaya yaklaştığı kesin.
Bunlardan çıkacak sonuç ise film çekmek için araya birkaç yıl koyan yönetmenler, genelde Van Sant ve Ozon gibi ‘her yıl bir şey üretmem lazım’ görüşünün üzerinde kariyerlere sahip olabiliyorlar. Bu bakış açısı için yazıda ele aldığımız yedi filme bakmak yeterli. Ancak bu tanım ne kadar ‘kıstas’ olabilir, işte orası tartışma konusu. Zira Coen Kardeşler’in son yıllarda böylesi bir ivmeye girmeleriyle ‘araya klasik sinema örneği veya çok önemsenmeyen komedi sıkıştıralım’ görüşünü de taşımak zorunda kaldıkları ortada.
Kerem Akça’nın Önerdiği 15 DVD:
1-Başka Bir Yerde (Somewhere)
2-Hanna
3-Çığlık 4 (Scream 4)
4-Ciddi Bir Adam (A Serious Man)
5-Ateşli Oda (Room in Rome)
6-Ölüm Odası (Chatroom)
7-Şeytanı Gördüm (I Saw the Devil)
8-Sucker Punch
9-Kutsal Savaşçı (Priest)
10-9
11-Kağıt
12-Zoraki Kral (The King’s Speech)
13-Öteki Dünya (Hereafter)
14-Quadrophenia
15-Aşkın İkinci Yarısı
Not: Liste, son 2 ayda çıkan DVD’lerden oluşturulmuştur. Her hafta güncellenecektir.
keremakca@haberturk.com