Nobelli yazar örnek vatandaş olmak zorunda mı?
Orhan Pamuk özel hayatıyla gündemden düşmüyor...
HANDE KÖSEOĞLU / HABERTURK.COM
Nobelli yazar Orhan Pamuk, bir süredir alışılmışın aksine, istemeden de olsa özel hayatıyla gündemde. Önce Hint asıllı yazar sevgili Kiran Desai ile görüntüleri, ardından bu ilişkinin bir reklam ilişkisi olduğunu, "esas kadın"ın kendisi olduğunu savunan ressam Karolin Fişekçi'nin açıklamaları ve son olarak Hamburg Üniversitesi Türkoloji Bölümü akademisyenlerinden Prof. Catharina Dufft'ın 5 yaşındaki Albert isimli çocuğunun babasının Pamuk olduğuna dair iddialar Pamuk'u bir anda başka bir gündemin içine soktu.
Haliyle herkese bir "söz düştü". Bu haberlerin Nobelli bir yazara yakışmadığını söyleyenlerin rüzgarından "İşte ben demiştim"ciler de faydalandı, eleştirilerin dozu arttı.
Biz de yazarlara sorduk, Nobel almış olmak, göz önünde olmak, örnek vatandaş olmayı gerektirir mi? Yazarların böyle bir misyonu var mı? İşte farklı görüşler...
Yazar göründüğü gibi olmak zorundadır yoksa hayal kırıklığı yaşatır
Yazar Ahmet Ümit
Örnek vatandaş olma misyonu konusunda başka yazarlar için bir şey söyleyemem, kendi adıma konuşurum. Orhan Pamuk ile ilgili çıkan bu haberleri, eleştirileri de doğru bulmuyorum. Bizi ilgilendirmez, onun kendi hayatıdır. Bu haberler üzerinden Pamuk'u eleştirmenin ya da kamuoyu önünde itibarsızlaştırmanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Her insanın bir özel yaşamı, kendisine göre doğru ve yanlışları vardır. Ama, ben Ahmet Ümit olarak, şuna inanıyorum: Yazarların, toplum önündeki insanların bir misyonu var, o misyon da şu: Söylediğiniz gibi olmak. Mevlana'Nın söylediği gibi, göründüğünüz gibi olmak. Bu, tutarlılıktır. Kamuoyunda çizdiğiniz bir portre var, insanlar sizi bir şekilde tanıyorlar, sizin hakkınızda bir fikirleri var ve siz de bunu desteklemişsiniz. Ama sonra bunun altından başka bir gerçeklik ortaya çıkınca, bu hayal kırıklığına yol açabiliyor. Ben mümkün olduğunca buna dikkat etmeye çalışıyorum. Ama bunu sadece kamuoyu beni böyle görsün diye değil, bir yaşam biçimi bir mutluluk biçimi olarak benimsiyorum. Mümkün olduğu kadar tutarlı bir hayat benimsemektir bu. Tutarlı derken muhafazakar sınırlanmış bir hayattan söz etmiyorum. Anlattığınız, çizdiğiniz yaşam biçimine uygun bir hayat yaşamaktan bahsediyorum. Freddie Mercury eşcinseldi, uyuşturucu kullanıyordu ama karışamazsınız, adam tutarlıydı. Amy Winehouse da keza. Bu portrelerde bir sorun yoktur. Sorun, o portrenin altından bambaşka bir insan çıkmasında. Ben kendi adıma tutarlılık içinde yaşamanın doğru olduğunu düşünüyorum ama başka bir yazarın, siyasetçinin ya da sanatçının ne yaptığı beni çok ilgilendirmiyor. Pamuk'a yönelik bu yaklaşımı da doğru bulmuyorum. Bizim konuşmaya ne hakkımız var, ne diyebiliriz yani olan olmuş, bekar bir adam... İsa Peygamberin bir lafı vardır, ilk taşı günahsız olanınız atsın diye. İnsanların akıllarından kim bilir neler geçiyor... İnsan o kadar güçlü bir varlık değil, tutarsız olmamız için bir sürü günaha son çağrı ile dolu çevremiz. Dolayısıyla kolay bir iş de değil bu.
Romancı örnek olmak zorunda değil, ama insan olmak zorunda
Habertürk Gazetesi Yazarı Nihal Bengisu Karaca
Karolin Fişekçi'nin Pamuk'u düşürdüğü durum pek hoş değildi, yadırganacak ama son kertede gülünüp geçilecek bir şeydi. Zira, modern çağda romancı ya da şair, topluma din ve ahlak öğretilerine uygun bir yaşam sürme sözü vermiş kişi değildir. Modern çağda hukuk ve ahlak insanları yargılama işini bölüşmüş iken, edebiyat bu ikisinin yargıladığı kötülükleri anlayan, karanlık taraftaki insani boyutları yoklayan , iyiliğin içindeki kötülüğü, kötülüğün içindeki masumiyeti ayıklayan bir izlekte yol alır. Orhan Pamuk da 'her işin başı ahlak ve erdem' mesajları vermiş bir romancı değil sonuçta. Kara Kitap, Benim Adım Kırmızı ve Kar romanları Pamuk için ebeveynlerin, evlatların ve hatta karşı cinsle yaşanacak ilişkinin ne kadar 'yorucu' ve aslında hesaplar üzerine döndüğü gibi bir yığın satır arası içerir, Pamuk romanlarındaki kahramanlar iyiliğe dair bir iyimserliğe sahip değildir. O romanlarda yüce gönüllülüklere, büyük fedakarlıklara değil, daha çok küçük hesaplara, insanın tekamül etmesi zor bir varlık olduğu fikrine rastlarsanız. Aslına bakarsanız, Orhan Pamuk'un böyle hissetmesine rağmen uzun yıllar evli kalması, küçük, sade ve sorumluluklarını yüklenen bir hayat yaşamış olması 'ilginç' idi. Daha sonra olan olsa olsa ilginçliğini yitirmesi olarak kayda geçilebilir. Ancak Prof. Catharina Dufft 'tan olan çocuğunun velayetini almaması vs., gerçekten tatsız ve bu bağlam dışında kalması gereken bir şey. 'İyi bir baba değil' diye eleştirilseydi yine itiraz ederdim, ama burada tabii eğer doğruysa, bir çocuğa sebebiyet vermek ama sonra o çocuğu kabullenmemek gibi epey bayağı bir durum var. Bu mesele 'romancı örnek bir yaşam sürmeli midir?' sorusunun dışına taşmış bir mesele. Burada ' örnek olmak' 'her dem çok erdemli ve düzgün insan olmak'tan filan değil, çok basit, insan olmanın gereği olan bir sorumluluktan bahsediyoruz . Romancının örnek olmak gibi bir sorumluluğu yoktur, ama bu durum insan olmaktan ileri gelen mecburiyetleri hükümden düşürmez. İster Nobelli bir romancı ol, istersen asgari ücretle çalışan bir tezgahtar, çocuk yaptıysan onu babasından yani kendinden mahrum bırakamazsın, bırakırsan bu zulmün dik âlâsı olur. Okur ise, zulmetme ihtimali olan ama bunu yapmayan insanların zihnindeki çatışmalardan türemiş eserleri sever, ama bizzat zulmedeni, bir çocuğa kötü davranan adamı kimse sevmez.
Yazar örnek değil özgür olmalı, çünkü ancak o zaman yol gösterebilir
Yazar Müge İplikçi
Bir yazarın özel yaşamı kendini ilgilendirir. Yazarlar örnek değil özgür olmalı diye düşünenlerdenim. Benim özgürlükten anladığım sansür ve otosansürün girdabında olmamak ve özgürlüğün sorumluluğunu üstlenebilmektir. Bu sorumluluk ise özgür olacağım derken başkasının sınırlarını ihlal etmemek anlamını taşıyor benim için. Bu ortam içerisinde serpilen bir yazar hem özgürlüğüne sahip çıkacak hem de özgürlüğünün sorumluluğunu taşıyabilmesiyle kitlelere özgürlüğü anlatacak ve yol gösterecektir.
Hiçbirimiz, insanları yargılama hakkına ahlaken sahip değiliz
Yazar, Yeditepe Üni. İletişim Fak. Öğr.Üy. Mario Levi
Örnek vatandaş olmak ne demektir? Ben en çok birtakım insan hallerinin, belirlenmiş ahlak kurallarına göre değerlendirilmesine karşı çıkıyorum. Örnek vatandaş evli barklı, çocuklarına sahip çıkan herhangi bir adam mı olmalıdır? Başkalarına göre de örnek vatandaş tanımı değişebilir. Haliyle böyle yaklaştığımızda sorunun kendisi anlamsız oluyor. Ama meseleye bir başka açıdan da yaklaşabiliriz: Bir yazarın özel hayatı neden insanları, basını ve toplumu bu kadar ilgilendiriyor? O yazarın özel hayatının nasıl olduğunun ne önemi var? Varsayalım ki Orhan Pamuk ile ilgili gazetelerde yer alan çocuk haberi doğrudur, mutlaka ciddi bir gazetecilik soruşturması ciddi bir takım kanıtlara belgelere dayanır, bunda da prensip olarak bir hata yapıldığını düşünmek istemem. Ama öte yandan bir de şöyle bakmak lazım bu bilgilerin ne anlamı var ve hatta bize ne? Orhan Pamuk'un 'gayri meşru' bir çocuğunun olmasından bize ne? Ayrıca herkesin hayatı kendinedir ve hayatını istediği gibi yaşayabilir. Bireysel olarak sadece şunu söyleme hakkına sahip olabiliriz: ''Bu bana göre yanlıştır'' ya da ''Bu bana göre doğrudur'' diyebiliriz ama insanları yargılama hakkına hele hele yargılayıcı sayılabilecek bir takım haberler yayınlama hakkına ahlaken sahip değiliz.
HANDE KÖSEOĞLU / HABERTURK.COM