NURETTİN Kurt’un müthiş haberi Türkiye’de kadına yönelik şiddetin neden engellenemediğini ve neden asla engellenemeyeceğini gözümüzün içine sokacak nitelikteydi.
Okumadıysanız haber şu:
“Ailesiyle Bodrum’da yaşayan 22 yaşındaki genç kız, liseyi bitirdi. Ancak üniversite okumak isteyince hayatı kâbusa döndü. Eve üniversite sınav belgesi geldiğini gören ağabeyi S.G. onu odaya kilitledi. 
Genç kız bu süreçte ağır şiddet gördü.” Genç bir kız okumak istiyor. Ağabeyi bunu öğrenince genç kızı odaya hapsediyor ve feci şekilde dövüyor. 
İşin özeti bu. 
Peki üniversite okumaktan başka hiçbir amacı olmayan genç kızı odaya kilitleyip hapseden ve döven ağabey ne iş yapıyor dersiniz! 
Mafya üyesi değil. 
Boşta gezer değil. 
Cahil, okumamış bir adam değil.
Adam savcı, SAVCI... 
Hukuk fakültesini bitirmiş, devletin açtığı sınavı kazanıp savcı olmuş. 
Savcı olmuş ama ne fayda? 
Şimdi kendisi savcılıkta inşallah. 
Düşünün, böyle bir olay patladığı için biz o savcının “nasıl bir savcı” olduğunu öğrendik. 
Kız kardeşi üniversite okumak istemese ve başına bunlar gelmese, o savcı Türkiye’de adalet dağıtacaktı. 
Bu adamın önüne şiddete maruz kalmış kadınların, kızların dosyaları gelecekti. 
Ve o kafadaki bu savcı, o dosyaları inceleyecek ve o kadınların haklarını savunacaktı. 
Bu kafadaki adam böyle bir olayda kimden yana olur dersiniz!
Ama dediğim gibi bu deşifre olmuş olanı.
Ya olmayanları. 
Bu kafada savcılar var da, polisler, bu kafada hâkimler, bu kafada milletvekilleri yok mu! 
Ben size söyleyeyim, çok. Hem de tahmin ettiğimizden daha çok büyük ihtimalle.
O yüzden bu ülkede kadına yönelik şiddetle baş edilemiyor.
Bu nedenle bu ülkede kadına yönelik şiddet azalmıyor. 
Mücadele etmesi gereken kafa bu olunca, olan kadına oluyor! 

Not: Savcı ağabey, babası ve diğer erkek kardeşiyle çıkarıldığı mahkeme tarafından kız kardeşe yaklaşma yasağıyla cezalandırıldılar. Kız kardeş ise devlet korumasına alındı, aile tarafından bulunamasın diye sınav yeri değiştirildi ve mahkeme kararı ÖSYM’ye gönderildi. Bu kararı alan mahkemeye şükranlarımı sunuyorum. 

Ağaoğlu, milli parka da göz dikti

BİZ Ali Ağaoğlu’nun rezaletlerini yazdıkça, o mahkemeye koşuyor.
Zannediyor ki, beni yıldıracak, korkutacak ve yaptıklarını yazmayacağız, o da çevreyi talan edecek.
Ali Ağaoğlu’nun bilmediği, benim bunlardan çekinmediğim.
Artık Türkiye’ye gelemeyen Uzan Ailesi de böyle yapmıştı vakti zamanında. 
Binlerce dava açtılar.
Binlercesini de adamlarına açtırdılar. 
Teker teker hepsinde gidip ifade verdim.
Hepsinde yargı kararıyla haklı çıktım. 
Şimdi onlar yok, ama şimdilik Ali Ağaoğlu var. 
O da yazdığım her satırı yargıya taşıyor. 
Her seferinde yargıdan da tokadı yiyip yerine oturuyor. 
Son olarak My Roseville projesinde devlete ait ormanı kendisininmiş gibi çevirerek tabelasını astığını yazdık ve “Ağasının ormanı, ağasının müdürü” diye bir yazı yazdım. 
Ali Ağaoğlu benden şikâyetçi oldu.
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı Basın Bürosu, “AİHM’nin basın özgürlüğüyle ilgili kararları ve Yargıtay’ın içtihatlarını örnek göstererek kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi. 
Türk adaletine teşekkür ediyorum.
Ali Ağaoğlu’na da, “Sana bu ülkenin yeşil alanlarını talan ettirmeyeceğim” diyorum. 
Gerçi Uludağ’da da kaçak yapılaşma, imar planına aykırı hareketler nedeniyle şu anda mercek altında. 
Belediyenin yıkım kararını dün uygulatmamış ve artık milli parklara da göz diktiğini cümle âleme göstermiş, ama önemli değil.
Türk adaleti bu adamı durduracak.
Türkiye’yi bundan kurtaracak. 

Sizi çok şaşırtacağız 

GAZETEMİZİN yayın hayatına başladığı günden bu yana Konsensus’a düzenli olarak yaptırdığımız anketlerin sonuncusunun ham hali dün masama geldi.
Öcalan’la yapılan görüşmeler, İmralı ve Kandil’e giden heyetler hakkında Türkiye halkı ne düşünüyor? 
Anayasa’da değiştirilmesi planlanan maddelerle ilgili halkın tepkisi ve talebi ne? Tüm bu gelişmeler hangi siyasi partiye yarıyor, hangi siyasi partiye zarar veriyor? Bu süreçten kârlı çıkan kim? 
Tüm bu soruların yanıtlarını aldığımız anketin sonuçları inanılmaz derecede şaşırtıcı. 
Türkiye’nin nasıl ve ne kadar değiştiğini bu anket kadar çarpıcı bir biçimde oraya koyacak başka bir şey olamaz. 
Anket birkaç gün içinde yayına hazır hale gelince sizlerle paylaşacağız. 
En az benim kadar şaşıracaksınız. 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Kadınları çaresiz bırakmadığımız zaman.


BAKMADAN GEÇME