Tarihi buluşma Türkiye'ye ne kazandıracak?
Diyarbakır'da hafta sonu gerçekleşen tarihi buluşma, Kürt sorununu çözüme kavuşturur mu?
Ümran AVCI/AHT
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hafta sonu gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretinde, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani'yle bir araya gelip görüştü. Buluşmaya, sanatçılar Şivan Perver ve İbrahim Tatlıses'in şarkıları renk katarken, Başbakan Erdoğan ile Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir el ele geldi. Peki basına yansıyan bu sahneleri siyaseten nasıl okumalı? Diyarbakır'daki tarihi buluşma Türkiye'ye ne kazandırır? Kürt sorununu çözer mi? Bu soruların yanıtlarını siyaset bilimcilere ve gazetecilere sorduk.
'Barzani ile Türkiye'deki Kürt sorunu çözülmez'
Siyaset Bilimci Prof. Dr. Baskın ORAN:
"EĞER Başbakan Barzani'yi davet ederek BDP-PKK çizgisini zayıflatmayı amaçlıyorsa bu diyalog değil monolog olur. En önemli konu budur. Türkiye'deki Kürt sorunu sadece diyalogla çözülür. Burada önce kardeşlik sonra demokrasi olmaz. Önce demokrasi sonra kardeşlik olursa olur. Kürt sorununu çözdünüz arkasından Alevi sorunu gelecek, arkasından kimlikler sorunu gelecek. Onun için demokrasiden başlamak gerekir. Anayasa'yı yapmak gerekir ve de anti-demokratik kanunları kaldırmak gerekir. Yoksa kardeşlik mardeşlik olmaz. Hele PKK ile Suriye Kürtleri konusunda ve Erbil'deki Kürt konferansı konusunda kavgalı olan Barzani ile Türkiye'deki Kürt sorunu çözülmez. Türkiye Kürtleri ile çözülür."
'Kürtler açısından yapılan bir iş yok'
Gazeteci-Yazar Mehmet ALTAN:
"Genel Kürt hareketi, Ortadoğu'daki Kürt hareketi açısından bir başarısı ama Türkiye Kürtleri'nin devleti olma açısından yapılan bir iş yok. Barzani'nin Diyarbakır'da ağırlanması, Şivan Perver'in onca yıllar ardından ülkeye dönmesi büyük bir adım. Ankara'nın Kürtleri inkarından, Barzani'nin en üst düzeyde kabulüne gelindi. Ama Türkiye Kürtleri açısından durum aynı mı? Iraklı Kürt liderine gösterilen saygı Türkiyeli Kürt liderlere gösteriliyor mu, Türkiye'deki Kürtlerin anadilde eğitimi kabul ediliyor mu, Kürtlerin ısrarla vurguladıkları 'özerklik' tartışılıyor mu, İmralı'da Öcalan ile sürdürülen görüşmeler resmi müzakerelere dönüştürülüyor mu? Hayır... Zaten bu yüzden, süreç Türkiyeli Kürt liderlerle değil Iraklı Kürt liderle 'taçlandırılıyor'. Türkiye, Diyarbakır'da geri dönemeyeceği bir adım attı ama attığı bu adım Türkiye'de ve Suriye'de izlediği Kürt siyasetine uymuyor."
'Pankürdist talepler meşrulaştı'
21. Yüzyıl Türkiye Ens. Baş. Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ:
"Diyarbakır'da gerçekleşen buluşma Barzani'nin pankürdist taleplerinin meşrulaştırılmasıdır. Barzani'yi Türk dış politikasında bir faktör haline getirmektedir. Kürdistan Demokrat Partisi KDP'nin resmi internet sitesinde Türkiye'nin 22 ilinin hala Kuzey Irak'ın bir parçasıymış gibi gösterildiği gerçeği unutulmamalıdır. Türkiye, Suriye'yle ilişkilerinde sadece Hatay sorunu nedeniyle gerginlik yaşayan bir ülkeyken, şimdi 22 ilini kendi toprağı olarak gösteren bir federe yönetimle ilişki geliştirmektedir. Üstelik imzalanan petrol anlaşmaları, doğalgaz anlaşmaları ve Barzani'nin Kerkük üzerindeki taleplerini de meşrulaştırıcı niteliktedir."
Siyaset Bilimci Prof. Dr. Doğu ERGİL:
'Çözüme ilişkin ümitler hemen kuvvetlendi'
"BU, çok iyi planlanmış bir halkla ilişkiler olayı. Bir anda koptu kopuyor, şiddet başlayacak mı başlamayacak mı denilen çözüm sürecine ilişkin ümitler hemen kuvvetlendi. Sarıgül İstanbul'u alır da AK Parti'nin kalesini düşürür mü tartışması bir anda gölgede kaldı. Aslında Başbakan somut pek bir şey önermeden iki şeyi vurguladı. Birincisi; 'artık şiddetle değil siyasetle ne yapılacaksa yapılmalı'. Bu yeni bir şey değil. İkincisi, 'Biz sizin yaşadığınız bölgeye Kürdistan demekten artık çekinmeyeceğiz ve silah bırakıldığı zaman hapishaneleri de boşaltabileceğiz' gibi şartlı bir tarzda eski söylemi tekrarladı. Birkaç kere ad vermeden PKK-BDP çizgisini eleştirdi ve onu bir barış, görüşme partneri olarak nitelemekten çok, şiddetten vazgeçmeyen menfi bir unsur olarak tanıttı. Ve onun yerine, Kürt siyasal oluşumunun liderliğine PKK'yı değil Barzani'yi uygun gördüğünü söylemeye çalıştı."
Habertürk Gazetesi Dış Haberler Müd. ve Yazarı Soli ÖZEL:
'Çözüm sürecine bir umut enjekte edildi'
"BUNUN önümüzdeki dönem için ne tür sonuçları olacağını görmek için beklememiz gerekecek. Başbakan'ın 'Dağdakiler inecek, hapistekiler çıkacak' sözü bir af işaretidir. Her ne kadar sonradan biraz çevrildiyse de o noktaya nasıl varılacaktır, ne zaman varılacaktır?Bütün bunları görmemiz gerekecek tavır koyabilmek için ama kuşku yok ki çözüm sürecine bir umut enjekte edildi. BDP'lilerin önce çok ters tepki verip ardından en azından bir kısmının Başbakan'ı karşılamaları, Başbakan'ın Baydemir'e gitmesi, içeride de bir yumuşama olabileceği ya da en azından BDP'nin muhattap kabul edilebileceği ümidini yeşertti. Yani böyle pek çok işaret bu ziyaret neticesinde ortaya çıktı. Bu işaretlerden bir yol planı çıkacak mı onu zaman içinde göreceğiz. Bir takım adımlar atılmış olduğunu düşünüyorum."
'Barış sürecine katkı sağladı'
Siyaset Bilimci Prof. Dr. Mümtaz'er TÜRKÖNE:
"Diyarbakır buluşması barış sürecine katkı sağladı. Sonuç da elde edildi. Barış sürecinin siyasetinin geliştirilmesi gerekiyordu. Siyaset de imkan ve fırsat tanıdı. Güneydoğu'da oluşan atmosfere bir imkan sundu. KDP ile PYD arasındaki kavga da bir fırsat sundu. Hükümet Diyarbakır buluşmasıyla bunu değerlendirdi. Ben tabloyu ve sonuçları son derece başarılı buluyorum."