Dayakla hakaret eşit kusur sayılır mı?
Eşini döven kocanın açtığı boşanma davasında mahkeme kadının hakaretlerini eşit kusur saydı. Doğru mu?
Özlem YILMAZ (AHT)
Manisa’nın Saruhanlı İlçesi’nde eşini döven koca, açtığı boşanma davasında, karısının kendisine ve ailesine asılsız ithamlarda bulunduğunu öne sürdü. Mahkeme, eşini döven kocanın açtığı boşanma davasında, dayak yiyen kadının hakaretlerini ‘ağır kusur’ saydı. Mağdur kadını, eşine tazminat ödemeye mahkûm etti. Mahkeme, dayak yiyen kadının yoksul nafakası talebini de yine ‘ağır kusurlu’ olduğu gerekçesiyle reddetti. Yargıtay ise kadına yoksulluk nafakası bağlanması gerektiğini belirtirken, kocasına manevi tazminat ödemesinin hukuka aykırı olacağına karar verdi. Kısacası dayakçı koca ile hakaret eden karısının eylemini ‘eşit kusur’ olarak kabul etti. Peki dayakla hakaret eşit kusur sayılır mı? İşte uzmanların görüşleri...
‘Kadın her fırsatta suçluveya kusurlu’
Eşitlik İzleme Kadın Grubu, TCK Kadın Platformu Sözcülerinden, Avukat Hülya GÜLBAHAR:
Eşit kusur, Türk hukuk sisteminde var olan bir müessese idi. Ancak çok istisnai durumlarda uygulanıyordu. 2002’den sonra Yargıtay bu kavramı birçok olaya uygulayarak, kadınların ekonomik haklarını almasını engelleyen bir kural haline getirdi. Erkeklerin işlediği her suçta “Kadın tahrik etmiştir adamı” diyerek ceza indirimleri yapan Yargıtay, nedense bu tür olaylarda kadınlar lehine hükümleri uygulamamaktadır. Aynı sorun kendini savunan kadınların da eşit kusurlu görülmesi ve erkekle aynı cezaya çarptırılması uygulamalarında yaşanmaktadır. Hukuk veya ceza daireleri farketmiyor, kadınlar her fırsatta suçluya da kusurlu olarak değerlendiriliyor.
'Hakaret de basit yaralama gibi kusurludur'
Ceza Hukukçusu Uygar ÇÖLTEKİN:
Hakaret, hukukdüzeninin yasakladığı ve hem özel hukuk hem de kamu hukukunun yaptırımlar uyguladığı bir eylemdir. Özel hukuk kapsamında ve somut olay öznelinde ‘hakaret’ haksız bir fiildir. Medeni Kanun’da ‘onur kırıcı davranış’ boşanma sebepleri arasında sayılmıştır ve haksız bir fiil ve hatta ceza hukuku anlamında bir suç sayılan ‘hakaret’ eyleminin, eylemi gerçekleştiren kişi açısından ‘kusurlu davranış’ olduğu açıktır. Evlilik birliği içerisinde eşe hakaret edilmesi de tıpkı basit yaralama gibi kusurlu bir davranıştır ve boşanma sebebi olarak her ikisinin de taraflara eşit kusur yüklediğinin kabulü isabetlidir.
‘Bu karar emsal olursa daha vahim’
Ceza Hukukçusu Filiz Yaşar YILDIRIM:
TCK’da şiddetin yargılandığı kanun maddesi farklıdır, hakaretin kanun maddesi farklıdır. Hakaretin cezası hafiftir, hatta bu eylem karşılıklıysa iki taraf ceza bile almaz. Hakareti içeren maddelerle, şiddeti içeren maddelerin eşit kabulü mümkün değildir. Ancak Yargıtay verdiği bu kararla açıkça yargının elini aileden çekmiş ve aile bireylerinin kendi hukuklarını yaratmasına imkân tanımıştır. Şayet bu karar emsal halini alırsa çok daha vahim durumlarla karşılaşmamız mümkündür.
'Kadın, zina yaptığının kanıtlanması halinde kocası tarafından dövülebilir'
İlahiyatçı, Yazar Ali Rıza DEMİRCAN:
İslam aile hukuku zaviyesinden bakıldığında, kadın ancak ve ancak zina yaptığının kanıtlanması halinde kocası tarafından, yaralanmayacak şekilde dövülebilir. Dolayısıyla hakaret dayakla eşit olamaz. Dayak daha ağır bir kusurdur. Yargıtay’ın dayakla hakareti eşit görmesini şahsen mevcut bilgilerimle onaylamıyorum. Ancak boşanmaya hükmeden yerel mahkemenin kadını tazminata mahkûmetmesini de son derece mantık ve hukuk dışı görüyorum. Bir davada boşanma talep ediliyorsa benim kanaatim, koca da boşanma talep eder ve ısrar ederse, kadın da boşanma talep ederse, mahkemenin boşanmayı gerçekleştirmesi gerekir. Hiçbir insan istemediği, razı olmadığı, sürdürmeyi kabul edemediği bir evliliğe mahkûm edilemez. Yargı boşanmaya hükmedebilir. Ancak kadını, dayak yediği kocaya hakaretten ötürü tazminata mahkûm edemez.
'Kadının boyun eğmesi bekleniyor'
Türk Kadınlar Birliği Genel Başkanı Sema KENDİRCİ:
İlk mahkemenin kararı kadar kötü bir kararı da Yargıtay vermiş. Zira şiddet söz konusu olduğu zaman hiçbir davranış onunla eş değerde olamaz. Şiddete uğrayan bir kadından, gerek ilk mahkeme gerekse Yargıtay, boyun eğmesini ve asla sesini çıkarmamasını beklediğinden olsa gerek bu tip kararlar bolca konuşulmaya başlandı. Biz de, bu yargıçlarımızın, şiddetin ne olduğunu ve hangi nedenle olursa olsun hiç kimsenin bunu yapmaya hakkı olmadığını öğrenmelerini bekliyoruz.
'Kadın dayaktan canı yandığı zaman küfür etmiştir'
Kadın Merkezi (KAMER) Vakfı Başkanı Nebahat AKKOÇ:
Hukuki açıdan dayak ile hakaretin eşit sayılabileceğini düşünmüyorum. Bir aktivist, bir insan hakları savunucusu ve kadınların yaşadığı şiddeti yakından izleyen biri olarak şunu söyleyebilirim: Kadın dayaktan canı çok yandığı zaman küfüretmiştir. Böyle koşullarda kadınlar küfür ediyorlar. Günlük hayatta sudan sebeplerle dayak yerken ara sıra kendisini savunmaya kalkan ya da küfreden kadınlara rastlıyoruz. Vicdani olarak ikisini eşleştirmek mümkün değildir. Çok yazık.