Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        AHT

        Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları üzerine başlatılan 17 Aralık operasyonunun soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Zekeriya Öz'ün Dubai'de bir hafta tatil yaptığı ve 77 bin liralık faturasının bir inşaat şirketi şirket tarafından ödendiği iddiaları ortalığı karıştırdı. Bunun üzerine işadamı Ali Ağaoğlu'nun sahibi olduğu Ağaoğlu Şirketler Grubu önceki gün bir açıklama yaparak, Öz'ün, şirketin Dubai temsilciliği tarafından ağırlandığını belirtti. Ali Ağaoğlu da dün yaptığı açıklamada, Dubai temsilciğinin 15 yıldır faaliyet gösterdiğini belirterek, "Savcı Zekeriya Öz, bizim uluslararası Satış Koordinatörümüz Halil İbrahim Demirhan'ın 15 yıllık dostu. Bu nedenle kendisini ağırlamak istemiş. Olay bizim bilgimiz dahilinde oldu" dedi. Açıklamalar geniş yankı buldu. Peki bir inşaat şirketi savcıyı neden ağırlar, neden tatil faturasını öder? İşte görüşler...

        'Bu, savcının meslekten ihracını gerektirebilecek bir fiildir'

        Ak Parti Kastamonu Milletvekili TBMM Adalet Komisyonu Başkanvekili Hakkı KÖYLÜ:

        BU tür bir şey savcılık meslek, şeref ve onurunu kırıcı nitelikte kabul edilebilir. Hatta meslekten ihracı dahi gerektirebilecek bir fiildir. Üstelik bir de yargıyla bağlantısı olan, yargı olarak hakkında işlem yaptığınız, takip ettiğiniz şirketin size sağladığı imkanlardan yararlanarak tatil yapıyorsunuz! İnşaat şirketi sahibiyle tesadüfen veya biri vasıtasıyla tanışırsın, bir dosluk, iletişim başlayabilir. Bu olabilir. Sohbet esnasında 'Gezmeye gitmek istiyorum' der, onlar da 'gel biz seni misafir edelim' der veya kendisi böyle bir şeye inşaat şirketine yaklaştırmış olabilir ki onu bilemiyorum. Ama savcının böyle büyük miktarda bir masrafla tatile çıkmış olmasının su götürür tarafı olmaz.

        'Hakim ve savcılar, görev gereği yalnız insanlardır'

        İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç Dr. Hasan SİNAR:

        CUMHURİYET savcıları ve hâkimler, görev gereği yalnız insanlardır ve öyle de olmalıdırlar. Toplumun farklı kesimlerinden insanlarla yakın bir ilişki veya dostluk kuramazlar. Yarın o insanın, önlerine bir suç şüphelisi olarak çıkmayacağının bir garantisi yoktur. Bir savcının, şüphelilerden birisi ile böylesi bir çıkar ilişkine girdiği iddiası, son derece vahim ve mutlaka araştırılması gereken bir iddiadır. İddia doğruysa, savcının soruşturmadan el çektirilmesi, disiplin tahkikatı açılıp açığa alınması gerekir. Bu iddia sadece savcıyı yıpratmaya yönelik asılsız bir karalama çabası ise, bu durumun da açığa çıkartılması şarttır.

        'Ya gelecekte bir işi düşecektir, ya da işi düşmüştür'

        Ceza Hukukçusu Uğur POYRAZ:

        BANKALAR, yılbaşında neden icra iflas dairelerine hediyeler gönderir, biz bu soruları yıllardır soruyoruz. Ya gelecekte bir işi düşecektir, bugünden yatırım yapıyordur, ya da bir işi düşmüştür, gönlünü almaya, ikna etmeye çalışıyordur. Her halükarda aralarında dostluk ilişkisi bile olsa bir Cumhuriyet savcısı asla böyle bir hediyeyi kabul etmemelidir. 77 bin liralık hediyeyi kabul eden savcının bunu bağlı olduğu kamu kurumuna bildirmesi gerekir. Çünkü yönetmelik bunu gerektirir. Bu adam oraya gidiyorsa, mutlaka bir çıkar ilişkileri vardır. HSYK'nın da işlem yapması gerekir. Bu rüşvet değilse bile en azından yer değiştirme şeklinde disiplin cezası verilmesi gerekir.

        'Her iki soruşturma da adil bir şekilde tamamlanmalı'

        Siyasetbilimci ve köşe yazarı Prof. Dr. Mümtazer TÜRKÖNE:

        İNŞAAT firması, savcının tatil masraflarını karşılıyorsa burada usulsüz bir ilişki vardır. Savcı, savcılık ünvanını kullanarak pozisyonunu istismar ediyor demektir. Ama başka bir konu var. Savcının bir işadamının parasıyla tatil yapması, Hükümetin yolsuzluk yaptığı iddiası da soruşturulması gereken bir konudur. İkisini de yargının soruşturması gerekir. Ne soruşturmanın bu hikayeden gölgelenmesi lazım, ne de savcının durumunun yolsuzluk soruşturmasından dolayı gölgelenmesi lazım. Bize düşen savcıdan ya da hükümetten yana taraf olmak değil, her iki soruşturmanın adil bir şekilde tamamlanmasını beklemektir.

        'İpin ucu bir kaçarsa ortalık çamur deryasına döner'

        Gazeteci / Yazar Abdurrahman DİLİPAK:

        HEM bu kesime dava açacak, hem de onların daveti ile yurt dışında tatil yapacaksınız. Medya, mafya, sermaye, siyaset, bürokrasi ve STK'lar arasında öteden beri bu tür karanlık ilişkilerin olduğu bilinmektedir. Bu tür işlerde dostluk, sadakat, vefa yok. Kaz gelecek yerden birileri tavuk esirgemez. Bu örnek için söylemiyorum ama, bu tezgahlarda olan başka kirli örnekler de var: Kimi hem tatile gönderir, hem kadın gönderir, hem kayda alır. Rus kadınla otel odasına girerken görülen siyaset adamına sms'le "nerdesin" diyen arkadaşına "umredeyim" diyen anlayış açısından gayeye hizmet eden her yol meşrudur. Birileri kendi yanlışını örtmek adına dehşet dengesi oluşturmak için karşı tarafın açığını yakalama peşinde ise, ipin ucu bir kaçarsa, ortalık çamur deryasına döner.

        'Ağaoğlu'nun da içeri alınması lazım'

        CHP İstanbul Milletvekili Mahmut TANAL:

        İŞİN içinde kirli bir ilişki olmasa bir inşaat şirketi savcıyı ağırlamaz. Ağaoğlu'nun içeri alınması lazım. Rüşvet alan veren kadar suçludur. Burada demek ki hukuken olmaması gereken bir işin karşılığında tatile göndermiş. Ağaoğlu beni neden tatile göndermiyor? Tatile gönderildiği tarihte hangi davalar görüldü, onlara bakmak lazım. Acaba Ağaoğlu'nun bir takım suçlarına göz mü yumuldu? Çok büyük bir kirlilik. İşin içinde kirli ilişkiler olmazsa böyle bir şey olmaz. Hayatın olağan akışına aykırı.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ