Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar Poulo Cohelho pazar yazıları

        Paulo COELHO /'SİMYACI'

        HT PAZAR

        BİR MUSEVİ HİKÂYESİ

        Haham Elimelekh iyi bir vaaz verdikten sonra memleketine dönmek üzere yola çıktı. Onu dinleyen cemaat de ona saygı ve şükranlarını sunmak adına Elimelekh’in arabasına şehirden çıkana kadar ardından yürüyerek eşlik etmeye karar verdi.

        Ancak belli bir noktaya geldiklerinde Haham at arabasını durdurdu ve arabacıya yola onsuz devam etmesini söyleyerek inip insanlarla birlikte yürümeye başladı.

        “Bu güzel bir alçakgönüllülük örneği” dedi arkasından yürüyen adamlardan biri.

        “Yaptığımın alçakgönüllülükle ilgisi yok, daha çok akıllılıkla ilgili” diye cevap verdi Elimelekh. “Hepiniz burada yürürken egzersiz yapıyor, şarkılar söylüyor, şarap içiyor, birbirinizle kaynaşıyor, yeni arkadaşlar ediniyorsunuz; ve bütün bunları yaşlı bir haham kasabaya gelip yaşama sanatı hakkında konuştu diye yapıyorsunuz. İşte bu yüzden ben de teorilerimi arabada bıraktım, sizinle bu coşkuyu yaşamak için.”

        BİR BUDİST HİKÂYESİ

        Karısı hasta olan bir çiftçi, bir Budist rahipten karısı için dua etmesini istedi. Rahip duaya başladı ve Tanrı’dan tüm hastaları iyileştirmesini diledi. “Bir dakika” diye araya girdi çiftçi; “Ben senden karım için dua etmeni istemiştim ama sen bütün hastalar için yardım istiyorsun.”

        “Ben karın için dua ediyorum” diye cevap verdi rahip.

        “Ama herkes için yardım diliyorsun. Bu dua benim hasta komşuma da faydalı olabilir ve ben onu hiç sevmem!”

        “Hiç anlamıyorsun,” dedi rahip oradan uzaklaşırken; “Ben herkes için dua ederken dualarımı kendi hastaları için dua eden milyonlarca insanın duasıyla birleştiriyorum. Çünkü hepimizin duası birleşince sesimiz Tanrı’ya ulaşır ve herkes bundan faydalanır. Eğer, tek başına dua edersen duan yeterince güçlü olmaz ve hiçbir yere ulaşmaz.”

        BİR MÜSLÜMAN HİKÂYESİ

        Şirazlı Sadi şu hikâyeyi anlatırdı:

        “Küçük bir çocukken babamla, amcalarımla ve kuzenlerimle birlikte dua ederdik. Her akşam biraraya gelir ve Kuran’dan bir bölüm okurduk.” “İşte yine böyle bir akşam, amcam Kuran okurken diğerlerinin çoğunun uykuya daldığını fark ettim. Babama: ‘Bu uykucu kafalar Peygamberimizin sözlerini duyamıyor. Tanrı’ya asla ulaşamayacaklar’ dedim.”

        “Babam bana şöyle cevap verdi: ‘Canım oğlum, sen inanç yolunda kendi rotanı bul, bırak diğer insanlar da kendi yollarını bulsunlar. Kim bilir, belki de rüyalarında Tanrı’yla konuşuyorlardır. Doğrusu senden bu sert yargılama ve suçlamayı duyacağıma onlar gibi uyuduğunu görmeyi bin kere yeğlerdim.’”

        DEĞERLENDİRME

        Hintli şair Kabir’den (1440-1518): “Kutsal göller ve nehirlerde suyun ötesinde bir şey yoktur. Biliyorum çünkü her ikisinde de yüzdüm.” “Tüm Tanrılar, ahşaplara, mermerlere oyulmuş, hepsi sessizdir. Biliyorum çünkü hepsine yakardım.” “Doğu ve Batı’nın tüm kutsal kitapları sadece kelimelerden ibarettir. Biliyorum çünkü hepsini inceledim, hepsini okudum.” “Ancak eğer yüce varlıkla tanışma deneyimini yaşadıysanız her şey anlam kazanır: Sular kutsallığı taşır, Tanrılar size cevap verir, kitaplardaki sözler sizi aydınlatır.” “Ancak yüce varlığı hissederseniz hepsi gerçek olur. Aksi takdirde bütün bunlar, önceki nesillerin tam olarak açıklayamadan bize bırakmak istediği birtakım önemli şeylerden ibaret olur.”

        Çeviren: Mine Akverdi Denktaş