'Ezan sesi baştan çıkarıcı bir deneyimdi'
Türkiye'ye üçüncü kez gelerek 22 Ağustos'ta Babylon Kilyos'ta sahne alacak olan İzlandalı elektronik müzik grubu GusGus'tan, Biggi Veira konser öncesi sorularımızı yanıtladı
Melik DEMİREL / HT CUMARTESİ
İzlandalı grubun adı, yönetmen Reiner Werner Fassbinder’in, 1974 yapımı “Ali: Fear Eats the Soul” filmindeki kadının pişirdiği kuskus yemeğinden geliyor. Gruba göre bu isim cinselliği çağrıştırıyor. 1995’te önce bir multimedya oluşumu olarak ortaya çıktılar, sonra elektronik müziğe yöneldiler. 12 kişilik grup, daha ziyade futbol takımı gibiydi. 2000’de ise dağılma noktasına geldiler ve sadece iki kişi kaldılar. Ama o günden beri yola devam eden Stephan Stephensen ve Biggi Veira bugünkü kemik kadronun oluşmasına katkı sağladı. Grup Björk, Depeche Mode, Moloko ve Sigur Rós başta olmak üzere pek çok ismin şarkılarına remiksler yaptı. GusGus şarkıları da DJ’ler tarafından pek çok kez remikslendi. 2008’de Daniel Agust’un gruba geri dönüşüyle techno’ya daha da yoğunlaştı. Bugüne kadar dokuz albüm yayınlayan GusGus, new wave’den techno’ya pek çok türü denedi. Daha önce 2011 ve Aralık 2014’te Türk seyircisiyle buluşan grup, bu kez 22 Ağustos’ta Babylon Kilyos’ta sahne alacak. Konser öncesi GusGus’tan Birgir Thórarinsson namı diğer Biggi Veira sorularımızı yanıtladı.
Turneniz nasıl geçti? İstanbul son durak mı?
Aslında turne 23 Ağustos’ta Odessa’da bitecek ama İstanbul’a oldukça geniş zaman ayırdık. Çünkü tekrar İstanbul’da olmak için cidden sabırsızlanıyoruz. Geçen aralıktaki harika konserden sonra eşimle 4 gün daha İstanbul’da kalmıştık.
Bizi nasıl bir konser bekliyor?
Sürprizler var mı? Evet, kadın vokalimiz Earth de bizimle birlikte İstanbul’da olacak. Bu da şarkı listesini etkiledi tabii. Son albümden Another Life’ı ve 2002’de çıkan David’i de çalacağız.
İstanbul’u açıkladıktan sonra sosyal medyadan sizi çağıran bir hayranınıza haber vermişsiniz. Davet edildiğiniz şehirleri not alıyor musunuz?
Son zamanlarda turneden dolayı kontrol edecek hiç vaktimiz olmadı, varsa yoksa iş iş iş. Ancak İstanbul dahil pek çok egzotik şehirden mesajlar geliyor. Son geldiğimde Galata Köprüsü’nde durdum ve dört bir yandan gelen ezan seslerini dinledim. Aklı baştan çıkarıcı bir deneyimdi.
Grupta film yapımcıları da yer alıyordu. Görsel zekânın etkisi müziğe nasıl yansıyor?
İlk yola çıktığımızda vardı, grubun son halinde ise yok. Ancak yine de müziğe odaklanırken görsel bakış açısını da ihmal etmiyoruz. Belki gelecek albümde doksanlarda bizle olan bazı eski film yapımcılarıyla tekrar bir araya gelebiliriz.
Elektronik müziği dışarıda veya iç mekânda çalmanın farkları neler sizce?
Çok fark yok gibi. Fakat dış ya da iç olsun konserlerde müzik yaratırken dinleyicilerimizle müziğin içinde kayboluyoruz. Daha büyük mekânlarda daha çok eğlensek de dar alandaki küçük bir kitleyle de güzel etkileşim oluyor.
‘EN İYİLERİ SON İKİ ALBÜMDE’
Daniel Agust’un gruba geri dönüşünün ne gibi olumlu yanları oldu?
Kendisi öncelikle üç kez İzlanda’nın en iyi şarkıcısı seçildi. 24/7 albümünü yaptığımızda gruba yeniden katılmak istediğinde seve seve kabul ettik. Onunla tekno sound ve groove’a derinleşmek çok güzel. Son iki albümümüz ve bence en iyi işlerimiz olan Arabian Horse ve Mexico da onunla daha karışık düzenlemelerin altından kalktık.
Deep Techno mu New Wave mi?
Bence ikisinin bir arada mikslenmiş hali.
GusGus şarkılarına yapılan remikslerden hangilerini seviyorsunuz?
Crossfade’e yapılan The Maceo Plex remiksi çok güzel. Hatta geçen yıl son albümde yer alan Airwaves şarkısı için remiks yarışması açtık, toplam 100 şarkı yollandı. Plak şirketimiz Kompakt beğendiği bazı remiksleri ayırdı. Ama en çok aklımızda kalan, Attmoss’un remiksiydi. Mexico albümünün kapağı.