Bir Instagram yıldızının sırları
Hillside Beach Club, 2 yıldır Instagram hesabını yönetecek kişileri Instagram'da açtığı yarışmayla seçiyor. Bu yıl yarışmayı kazanan Instagram yıldızı Rafael Hansen'a sırlarını sorduk
Deniz EGELİ /HT PAZAR
Tatil yapacağımız mekânı artık en iyi fotoğraf karesi veren, daha doğrusu Instagram’da “like” potansiyeli yüksek yerler arasından seçiyoruz. Hillside Beach Club da Instagram’da daha güçlü olmanın formülünü bir yarışma düzenlemekte bulmuş. Dünyanın en iyi projeleri arasında gösterilen “#JobAtHeavenOnEarth” ile Chief Instagram Officer’larını yani bu mecradaki hesabını yönetecek kişiyi yine Instagram’dan seçiyor. İlk olarak geçtiğimiz yıl Instagram üzerinden verdiği Chief Instagram Officer iş ilanı ile dünyada büyük beğeni toplayan otel, bu yıl Türkiye’yi dâhil ederek 2. kez gerçekleştirdiği projesiyle, geçen seneki rekorunu kırarak tüm dünyadan 50 bin başvuru topladı, 23.5 milyon kullanıcıya ulaştı. Güney California’dan Berlin’e, Rio De Janerio’dan Londra’ya, dünyanın farklı kıtalarından seçilen 6 CIO, 1 hafta boyunca Hillside Beach Club’ı deneyimleyecek ve tatil köyünün Instagram hesabını yönetme şansına sahip olacak. Onlardan biri olan Rafael Hansen ile Fethiye’de buluştuk.
Instagram üzerinden işe alınma fikri enteresan, ama aynı zamanda riskli de. Tüm takipçilerin senin başvuru yaptığını biliyordu, kabul edilmeseydin herkes bilecekti.
Instagram aracılığıyla işe alma fikri işe aldığınız kişinin fotoğrafçılık stilini, ne tip takipçileri olduğunu önceden görebildiğiniz için gerçekten çok farklı ve heyecanlı. Bu şekilde işe alım dünyada ilk defa Hillside tarafından geliştiriliyor. Bu uygulama, bugünün yaşam şekline ve insanların bireysel becerilerine önem vermesi açısından da çok yenilikçi. Bu projeye başvuru yaptım ancak Chief Instagram Officer’lardan biri olamasam da üzülmezdim. Çünkü burada farklı düşünceler, farklı kareler aranıyor. Ve beni takip edenler biliyorlar ki, daha önce yapılmayanı yapmak ya da diğer katılımcıların yaptıklarından farklı bir şeyler sunmak önemli olan. Yarışın kaybedeni olmak kazananlardan daha kötü bir performans sağladığınız anlamına gelmez. Seçilenlerden biri olarak şöyle özetleyebilirim: Benim özelliklerim “işin tanımına” en uygun olandı!
Dünyanın en güzel koylarından biri burası, hesabını yönetmek zor mu kolay mı emin olamadım.
Evet, şu an cennet gibi bir yerdeyim, burada muhteşem bir fotoğraf için sadece ekrana dokunmanız yeterli. Ama bunun avantajları olduğu kadar dezavantajları da var. Avantajlısınız çünkü yorulmadan çok güzel bir fotoğraf çekebilirsiniz. Ama bu fotoğraf sıradan da olabilir. Bu noktada kritik olan; anı yakalayan kişinin farklı açılardan burayı keşfetmesi ve daha önce görülmemiş olanı ortaya çıkarabilmesi. Burada fotoğrafçının yeteneği ortaya çıkıyor. Manzara inanılmaz, renkler müthiş. Eğer doğru yerden bakıp doğru tekniği kullanıyorsanız en iyi fotoğrafı siz çekebilirsiniz.
Senin sırrın ne? Neden binlerce kişi seni takip ediyor? Sana rakip olmamızdan korkmazsan sırrını paylaşır mısın?
Fotoğraflarım hayatımı, sevdiklerimi kısacası beni temsil ediyor. Bence fotoğraf çeken herkes, yakaladığı karelerde kendini bulmaya çalışmalı, fotoğraflarında kendini görmeli. Ve bunun için sürekli pratik yapmalı. Ne de olsa çalışmadan hiçbir şey olmuyor. Ne zaman fotoğraflarınızda kendinizi görmeye başlarsanız o zaman eminim ki insanlar da sizi fark edecek.
"ANI YAŞAYIN ÇÜNKÜ DEĞERLİ"
Fotoğraf çekip paylaşalım derken anı kaçırıyoruz. Hem o mecraları boş bırakmayalım hem de tadını çıkaralım istiyoruz. Nasıl başarabiliriz, bunun dengesini nasıl kurabiliriz?
Teknolojinin akıl almaz gelişimi, en özel anları bile kaydetmemize olanak sağlıyor. Hayatımızı kolaylaştırmak için mi yoksa onsuz daha az şey yapabildiğimiz için mi teknolojiyi kullanıyoruz, burası biraz karışık. O anı gerçekten yaşamak yerine, bunun heyecanını bırakıp sosyal medyada sürekli online olup fotoğrafının kaç beğeni aldığını takip etmeye çalışan insanlar çok fazla. Deneyimler, mutluluklar kısacası “o anlar” gerçekten geri gelmeyecek kadar değerli. Ben teknolojinin kurallarına uymak yerine, onu yaşantımın kurallarına uyduran bir sosyal medya kullanıcısıyım. Örneğin; teknolojiyi zaman kazanmak için kullanıyorum. O anı yaşarken keyfini çıkarıyorum, yakalamak istediğim anı elde ediyorum ve orada heyecanıma geri dönüyorum. Zamanım olduğunda, bu genellikle akşamları oluyor, fotoğraflarıma ve videolarıma bakıyorum. Böylece dakikaların keyfini yine yaşayabiliyorum.