Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar 'Mavi gözlerim Anadolu'dan miras'

        Heja BOZYEL / HT PAZAR

        Aylardan mart, karlı bir Londra gününde hava buz gibi. Ve telefon hatları sorunlu. Skype üzerinden Eddie Izzard'ı arıyorum. Önce bir kadın çıkıyor telefona, Fransızca konuşuyor ben anlamaya çalışıyorum. Kadın sandığım telesekretermiş. Skype kontürlerim bir bir giderken ben telesekretere Teoman'ın "Telesekretere konuşamayanlardanım" şarkısını söylemek istiyorum mesaj olarak. Konuşmayı sonlandırıyorum. Acaba saatle ilgili bir yanlış anlaşılma mı oldu? Çünkü Eddie'nin basın danışmanı, Fransa'dan İstanbul'daki gösterinin PR ajansına haber veriyor saati ve numarayı; İstanbul'daki ajans Londra'daki bana aktarıyor. Kulaktan kulağa oynarken kelimeler nasıl yamuluyorsa saat farkı hesaplamaları da aynı yamulmayı yaşamış olabilir... 5 dakika sonra bir kez daha deniyorum, bu kez Eddie'nin sesi karşıdaki. Kendimi tanıtıyorum, hiç beklemediğim bir ciddiyetle, "Merhaba ben Eddie Izzard, sormaya başla" diyor. Başlıyorum...

        Gösterinizin adı "Force Majeure" yani Mücbir Sebepler. Hangi mücbir sebepleri anlatıyorsunuz sahnede?

        Gösteride yaptığımız fedakârlıklardan, Yunan tanrılarından, Olimpiyat Oyunları'ndan hatta Yüzüklerin Efendisi'nden bahsediyorum. Kafamdaki bütün konulardan bahsediyorum yani.

        Dünya turnesi fikri nasıl aklınıza geldi? Bir stand up gösterisi için dünya turnesi çok da alışık olduğumuz bir durum değil...

        Hırslı biriyim. 1 senedir turnedeydim ve bunu büyütebileceğimi fark ettim. Daha değişik yerlere gidebileceğimi düşündüm. Daha fazla insana ulaşmak, İstanbul gibi şehirlerde gösteri yapmak fikri çok cazip geldi. Bu arada annem ve babam balayını İstanbul'da geçirmişler. O yüzden İstanbul benim için özel bir yer, hep görmek istemiştim. Onların kaldığı otelde kalacağım.

        Gittiğiniz şehre göre esprileriniz de değişiyor mu?

        Hayır. Londra'da ne varsa Katmandu'da da Los Angeles'ta da aynısı olacak. Belki İstanbul için çok az ekleme ya da değişiklik yapabilirim. Yine de daha çok uluslararası konular var. Köpekler, kediler, süpermarketler gibi...

        Ama Fransa'da şovlarınızın bir kısmı Fransızca...

        Evet artık iyi Fransızca konuşuyorum. Almanca'mı da geliştirdim. Seneye Almanya'da Almanca gösteriler yapacağım. Bir de İspanyolca öğreniyorum. Şu anda hiç İspanyolca bilmiyorum ama erkek kardeşim öğretecek.

        Nasıl yani, her sene yeni bir dil mi öğreniyorsunuz?

        Hayır, her sene yeni bir dil değil. 10 sene önce insanlara Berlin'e gidip Almanca gösteri yapacağımı söylemiştim. Şimdi o sözümü tutmak için çabalıyorum. 10 senede 1 dil oluyor galiba bu. İngilizce ve Fransızca bilen biri için İspanyolca öğrenmek kolay. Ayrıca dünyada çok fazla insan İspanyolca konuşuyor. Güney Amerika'ya da gideceğim. O yüzden önemli. 6 yıl içinde politikaya atılacağım. Yani istediğim her şeyi yapmak için sadece 6 senem var.

        Şimdilik bildiğiniz 3 dil içinde en komik kelime sizce hangisi?

        Fransızca ve İngilizce'nin karışımı olan bir kelime. Fransızca "kesinlikle" anlamına gelen "absolument" (okunuşu absolumon) kelimesiyle İngilizce aynı anlama gelen "absolutely" kelimesini birleştirdim, "absofuckinglumo" diyorum. (Kibarca tercümesi aşağı yukarı "Cehennemin dibine kadar" ya da "çok ama çok kesinlikle" gibi; isteğe ve ihtiyaca göre biri seçilebilir!)

        BELEDİYE BAŞKANLIĞINA ADAY OLACAK

        Politikaya atılacağınızı söylediniz... Politikacı olmak için fazla akıllı ve sivri dilli değil misiniz?

        Hayır, çok akıllı politikacılar da var. 2020'de Londra Belediye Başkanı adayı olacağım.

        Sağ partilerden aday olmayacaksınız herhalde...

        Sağcı değilim. İşçi Partisi'nden aday olacağım. Aşırı sağcı ve dindar politikayı sevmiyorum. Aslında politikanın aşırı olan hiçbir ucunu sevmiyorum. Merkezdeyim ben.

        Seçilirseniz neleri değiştirmeyi düşünüyorsunuz?

        Önümde daha 7 yıl var. Politik kararlar vermek için uzun bir sure. Ama benim kariyerime bakarsanız ne kadar kararlı biri olduğumu görürsünüz.

        Ama genel bir vizyonunuz vardır mutlaka...

        Gelecekle ilgili tabii ki bir vizyonum var. Herkesin birlikte çalıştığı, herkesin aynı potada eridiği bir gelecek düşünüyorum. Farklı ten renkleri, cinsiyetler, farklı enerjiler birarada olmalı. Bir tartışmanın iki ucunun ortasını bulabildiğime inanıyorum. Bu yüzden bütün enerjimi farklılığı, girişimciliği ve güvenliği desteklemek, geliştirmek için harcayacağım. İyi bir iş çıkaracağımdan da eminim.

        Şovlarınızda Tanrı'yla bile dalga geçiyorsunuz ama sizin de kısmen içinde bulunduğunuz Hollywood dünyasına hiç değinmiyorsunuz... Hollywood'da hiç mi eleştirecek ya da alay edilecek konu yok?

        Hollywood'da her şey çok fazla. Çok para, çok iş, çok ünlü... Hollywood ile şaka yapmaya gerek yok çünkü Hollywood'un kendisi bir şaka. O yüzden de Hollywood'u Hollywood'a bırakıyorum.

        Hollywood demişken, sizi o dünyayla tanıştıran kişi Robin Williams. Bildiğim kadarıyla yakın arkadaşsınız. O Force Majeure'ü izledi mi?

        Hayır, henüz izlemedi. Ama Robin hiçbir davetimi geri çevirmez. Seneye Hollywood Bowl'da gösterim olduğunda izleyeceğinden eminim.

        'KÖKENLERİMDE TÜRKLÜK VAR'

        İstanbul için eklemeleriniz neler olacak? Türkiye ve Türkler ile ilgili neler biliyorsunuz?

        Çok bir şey bilmiyorum. Osmanlı İmparatorluğu'nu ve Kemal Atatürk ile gelen demokratikleşmeyi biliyorum. Tarihinizle ilgili biraz bilgim var. Müslüman bir ülkesiniz ama çeşitlilik içindesiniz. İfade özgürlüğü konusunda hiç de iyi olmayan yasalarınız olduğunu ve bu konuda sorunlarınız olduğunu biliyorum...

        Az değilmiş bildikleriniz...

        Sana başka bir şey söyleyeyim, genetik kökenlerimde Türklük var benim. Annemin ailesinin kökleri Türkiye'den geliyormuş. Oradan da Afrika'ya uzanıyor. Mavi gözlerim Anadolu'nun mirası.

        Eskimolar'ın bile kökenlerinin Türk olduğunu iddia edenler var... Galiba dünyada herkes aslında Türk!

        Evet öyle. Ya da herkes aslında Afrikalı. Şaka bir yana, insanoğluyuz işte. Farklılıklarımız yüzünden o kadar çok savaş verdik...

        'GENLERİM BÖYLE'

        Son senelere kadar sahnede trans birey kimliğinizle, kadın kıyafetleriyle sahne alıyordunuz. Artık erkek giysileir giyiyorsunuz? Neden artık kendiniz gibi değilsiniz? Geçmişinize tashih mi?

        Genlerimde trans olmak var. Bu bir seçim değil. Tamamen genetik. Hepimiz başka alanlarda genetiğe inanıyoruz, bu konuda da genetik kuralları geçerli. Benim genetik görüntüm erkek. İçimdeyse yine genetik olarak kadın var. Elbiseleri, topuklu ayakkabıları seviyorum. Az önce manikür yaptırdım. Kaçıncı milenyumdayız? Hem kendimize hem başkalarına karşı kim olduğumuz konusunda dürüst olmamız gerek. Ben olduğum gibiyim. O yüzden sahnede de canım nasıl isterse öyleyim. Kız ve erkeğin karışımıyım. Hepimizin kim olduğunun genlerimizde yazıldığını özellikle sizin ülkenizde belirtmek istiyorum. Ankara ve İstanbul gibi şehirlerinizde LGBT oluşumlarının varlığından haberdarım ama sonuçta Müslüman bir ülkesiniz ve hâlâ önyargılarınız var.

        Harward Üniversitesi geçen günlerde size "Hayatboyu Olağanüstü Başarı Ödülü" vermiş. Bu ödülü veren "Harward Hümanistler, Ateistler ve Agnostikler Komisyonu". Bu komisyonda sizce hangi taraf size oy verdi; hümanistler mi ateistler mi agnostikler mi?

        Hepsi de! Hepsi aynı şey sonuçta. Ben "biz"e inanıyorum. İnsana inanıyorum. Karşıdan karşıya geçen yaşlı birine "Yardım ister misiniz" demeye inanıyorum. Herkes olmasa da dünyada iyi insanlar var. Buna rağmen savaşlar çıktı. Benim iki büyük amcam Çanakkale'de savaşırken öldü. Churchill Türkiye'ye yardım etmek için asker gönderdiğinde... Bunlar geçmişte kaldı... Önemli olan insanlık.

        'BİLET ALANLARA TEŞEKKÜRLER'

        Türk hayranlarınıza bir mesajınız var mı?

        Evet, bilet alıp şovuma beni görmeye geliyorsanız çok teşekkür ederim. Benim ardımdan başka sanatçıların da İstanbul'a gelmesini umuyorum. Bu arada dilinizi bilmediğim için özür dilerim ama her dili öğrenmem mümkün değil. Aslında çok zor olan İngilizce'yi öğrendiğiniz için teşekkürler. Kullanışlı bir dil İngilizce. Hem Hollywood ve Rock'n Roll'un ana dili. Yani Türkçe bilmemek benim kaybım ama İngilizce bilmek sizin avantajınız.