Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Çinlileri bırak yaşamaya bak

        Çin eğitim sistemini, Çin işkencesini ve Çince’yi bilmiyorum ama birkaç dilde okumam yazmam var. Bir çeşit çocuk istismarına dönüşmüş bulunan Asya tipi eğitim sisteminin genç kuşaklara zulmünü nicedir takip ediyorum.

        Mesela Güney Kore’de orta öğretimi bitirebilmek için çocuklarla birlikte anne ve babaların da sabahladığı, onların da birer matematik üstadı olup çıktığı, yüksek not ve başarıdan başka hiçbir şansı bulunmayan çocuklara hayatın zehir edildiği yıllardır yazılıp çizilir Amerikan basınında. Şu meşhur “Çinli kaplan anne”yi de aylarca tartışmıştı Amerikalılar. Yasakçı ceberrut yöntemlerle çocuk yetiştirmek doğru mu, değil mi diye.

        Şimdi OECD’nin 15 yaş grubunda üç yılda bir yapılan PISA test sonuçları açıklandı ya, Şanghay, Seul ve Singapur’un gerisinde kalan her ülke Asya tarzıyla kendi eğitim sistemini karşılaştırmaya başladı.

        PISA sonuçlarıyla en derin şoku İsveç yaşadı. Çünkü bir önceki testten örnek ülke olarak çıkmış, hatta diğer Avrupa ülkelerinden eğitimciler sistemi incelemek için İsveç’e gitmişti. Ancak 2012 sonuçlarında aynı Türkiye gibi OECD ortalamasının altında kaldı. Mesele sadece geride kalmak değil, düşüşün aşırı keskin olması. Başarısızlığın nedenini öğretmen maaşlarının düşük olmasına bağlayan da var; göçmen çocuklarının performansı düşürdüğünü savunan da var. 90’larda başlayan eğitim reformu da tartışılıyor artık. O reform hareketiyle devlet destekli cemaat okullarına özerklik getirilmiş, aileler de çocuklarını istedikleri okula göndermekte özgür kılınmıştı. Şimdi bu reformun eğitimin kalitesini düşürdüğü ileri sürülüyor.

        ÖĞRENME KÜLTÜRÜ

        Almanya da Asya’nın gerisinde olmakla birlikte yukarı sıralarda. Yine de Çinli ve Koreli çocukların matematik, fen ve okuma becerilerindeki başarı sırrı tartışılıyor. Bu ülkelerdeki sistemi yakından incelemiş Alman eğitimcilere göre Asya’nın sırrı öğrenme kültürünün farklı olmasında. Sistemler öğretmen merkezli, grup çalışması yok, öğrencinin sınıftaki sözlü performansı, bireysel becerileri hiç önemli değil. Varsa yoksa sınav kâğıdındaki yüksek not. Çocuk bir konuyu anlamadığı zaman, “yeterince çaba göstermediği için” tek sorumlu; öğretmenin hiç kabahati yok. Çinli bir çocuğun“ Matematiğim iyi değil” deme şansı da yok. Hayat tamamen not başarısına endeksli. Matematik ve fen ders saatleri diğer ülkelere göre daha fazla, saatlerce özel ders ve kurslar da cabası. Kurslardaki farklı müfredat ve alıştırmalar sayesinde çocukların problem çözme hız ve yetisi artırılıyor. Ama ne pahasına? Çocuklar çocuk olamıyor.

        Bu nedenle Alman eğitimciler PISA’da birkaç basamak tırmanmak uğruna çocuklara Asya tipi çile çektirmeye gerek olmadığı görüşünde.

        Çizilen Asya tablosu Türkiye’yi andırmıyor değil. Tek farkla; Asyalı çocuklarda okul-dershane-sınav üçgeninde helâk oluyor. Ama test sonuçları yüksek olduğu için en azından uluslararası platformda onların namı yürüyor. Yürüyor da işin içine hile de karışıyor. Sıralamada Türkiye’nin birkaç basamak üstüne yerleşen ABD’de medya, ısrarla Çin hilesini vurguluyor. Gerçekten de Çin, PISA testini ülke bazında değil, Şanghay, HongKong ve Makau’da yapıyor. Dolayısıyla sonuçlar ulusal dereceyi değil, seçkin öğrencilerden oluşan küçük bir azınlığın başarısını gösteriyor. Bu kent ve bölgelerde öğrencilerin daha iyi eğitim gördüğü rakamlarla da net: Şanghay’da lise mezunlarının yüzde 84’ü üniversiteye gidiyor, ulusal ortalama ise sadece yüzde 24. Şanghaylı ailelerin dershanelere döktüğü paralar da kat kat fazla.

        64 ülke arasında 42’nci olmak bize dokundu ya, katiyen değmez. Çocukları,çocukluklarını yaşatarak adam edelim, yeter.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ