Tablo doktorları!
Onlar Türkiye'de bir ilki gerçekleştiriyor...
Cihan GÜNEŞ / HT CUMARTESİ
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Eserleri Konservasyonu ve Restorasyonu Bölüm Başkanı Doç. Ömer Yiğit Aral, bir yandan sanat eserlerinin renovasyon ve restorasyonuyla ilgilenen, diğer yandan akademik bilgi ve gözlemle öğrenci yetiştiren bölüm hakkında bilgi verdi.
Türkiye’de bir ilk olarak 2010’da kurulan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Sanat Eserleri Konservasyonu ve Restorasyonu Bölümü, 2012’de 4 yıllık lisans eğitimine de başladı. Bölüm, başta destekçileri Türkiye İş Bankası’nın 2 binden fazla tablodan oluşan koleksiyonu olmak üzere, Hayrünnisa Gül’ün himayeleri doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği envanterindeki eserlerin aslına uygun renovasyon ve restorasyonunu da üstlenmiş durumda. Bölüm Başkanı Doç. Ömer Yiğit Aral bu süreci, “Hastalıklarını tespit ettikleri tabloları tedavi edip yaşam sürelerini uzatmak” olarak tarif ediyor.
Bir yandan da akademik bilgi ve gözlem ile öğrenci ve eğitmen yetiştiren bölüm hakkında bilgi veren Aral, “Bölüm Türkiye’de önemli bir açığı kapatmak üzere kuruldu ve 6 kişilik bir ekiple çalışmalarını yürütüyor” diyor. Böylece özellikle plastik sanatlar alanındaki akademik açık bir ölçüde kapatılmış oldu. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği envanterinde kayıtlı 40’ın üzerindeki tablonun restorasyon ve konservasyon çalışmaları bölümün laboratuvarlarında devam ederken, Hollanda Rijks Müzesi ile imzalanan sözleşme çerçevesinde Hollandalı 2 uzman eserlerle ilgileniyor.
Aral, “Belli bir zaman geçtikten sonra her malzemede olduğu gibi tablolarda da eskime eğilimi gerçekleşiyor” diyor.
“Türkiye’de önleyici koruma yeterince gelişmiş bir alan değil. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı’ndan gelen tablolarda da aynı sıkıntı söz konusuydu”. Eserler arasında Cumhuriyet öncesi son Osmanlı dönemine ait Rus ve İtalyan sanatçılara ait tablolar var. Ayvazovski eserleri özellikle ağırlıklı. Aral’a göre, aslında ve sadece tabloların nakliyesi bile çok sorunlu. Uzman nakliyeci bulmak bile çok zor...
DİL EĞİTİMİ ÖNEMLİ
Bölümde, genel yetenek ve mülakat sınavıyla kabul edilen 10 öğrenci; sanat, restorasyon tarihi, belgeleme, eser analizi, temizliği ve rapor hazırlanması, renk-desen eğitimleri alıyor.
Verdikleri eğitim konusunda Aral şunları dile getiriyor:
“Bizim ders programımız kaynaklar gözetildiğinde büyük oranda yabancı dil ağırlıklı. Öğrencilerimize mutlaka, başta İngilizce-İtalyanca olmak üzere dil eğitimine önem vermelerini söylüyoruz ve eğitimlerinin bir bölümünü yurtdışında tamamlamalarını teşvik ediyoruz. Bu kadar uluslararası kaynak kullanılması gereken bir bölümde en temel kaynaklarının dil olduğunu biliyorlar. Hocalarımız da çok yoğun bir şekilde yabancı kaynaklardan çeviriler yaparak öğrencilere ders metinleri sağlıyorlar.”
Türkiye’de gelişen sanat ortamında öğrencilerine koleksiyon sektörü ve akademik alanda kariyer imkânı sağlayan bölüm, gelecek dönemde yüksek lisans ve doktora öğrencileri de almayı planlıyor.
"TABLOLARIN YAŞAM SÜRELERİNİ UZATIYORUZ"
Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Cemile Kaptan, restorasyon süreçlerini şöyle anlatıyor:
“Konservasyon ve restorasyon aşamaları her tablo için farklıdır. Hastalıklar insan üzerinde nasıl farklı etkiler yaratıyorsa, tablolar için de aynı şey söz konusu. Bir eserde önce arkasını temizlemeniz, diğerindeyse önce yüzeyi temizlemeniz gerekebilir. Konsültasyon süreklidir ve diğer disiplinlerle birlikte çalışmalar gerçekleştirilir. Belgeleme, teşhis, uygulama ve bakım-onarım gibi zincir bir süreçten bahsedebiliriz. Restorasyon bir esere onun aynı malzemeleriyle müdahale etmek değildir. Aksine uygulanan malzeme, etik nedenlerle orijinal malzemeden farklılık göstermelidir. Uyguladığınız malzemeyle orijinal malzemeye zarar vermemelisiniz.”
BİR TABLONUN ORJİNALLİĞİ NASIL TESPİT EDİLİR?
“Bir şeyin orijinal olup olmadığını onun daha önceki örneklerine bakarak anlayabilirsiniz” diyen Doç. Ömer Yiğit Aral, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Türkiye’de bunun altyapısı, geçmişi çok fazla değil. Hep sezgisellikle bazı şeyler yürütülüyordu. Hiçbir zaman ‘Yüzde 100’ denemiyordu. Yurtdışında da sanatçının eserinin orijinal olup olmadığı yüzde 99.9 oranla tespit edilse yüzde 0.01’lik pay, ‘ona atfen’ diye isimlendirilir veya sergilenir. Bu konuda birtakım bilimsel yöntemler var. En başta resmin deforme edilip edilmediğine katmanları incelenerek bakılır. Sanatçının üslup özellikleri gözetilir; fırça tutuşundan, vuruşundan, paletinden de yola çıkarak karakteri aranır. Ultraviyole, infrared, gerektiğinde x-ray cihazı kullanılarak, kesit alınarak kimyasal analizler yapılır. Resmin imzası, damgası, belgesi, şeceresi varsa tablonun geçmişini takip kolaylaşır.”
ŞİFREYLE GİRİLEN İZOLE TABORATUVARLAR
Fen-Edebiyat Fakültesi’nde bin metrekarelik bir alanda hizmet veren bölümde resim deposu, vernik alanı, yapısal-estetik laboratuvarı, temizlik-analiz laboratuvarı, fotoğraf stüdyosu, desen ve çerçeve atölyesi bulunuyor. Ekipmanları yurtdışından getirilen bölümde şifreyle girilen laboratuvarlardaki güvenlik kameraları, çelik kapılar dikkat çekiyor.