Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BU yazımı, hayvan sevgisi "Ahh öyle şeyleri anlatma, ben dayanamaaaam" havasındakiler okumasın. Çünkü oldukça açık yazacağım. Hatta sadece açık değil, acımasızca...

        Neslihan (Acu) yazmış: "Allianoi suların altında kalır, Kaz Dağları baştan aşağı arseniğe bulanır, asırlık zeytin ağaçları kesilir, en güzel nehirler HES derdine kurutulur... Paranın karşısında doğanın ne önemi vardır? Elbette çok önemi vardır. Ama parayata-parlar toplumu anlamaz bunu. Kadınlara nasıl kıyıyorsa doğaya da kıyar. Ama bedelini de ödeyecektir elbette. Kaçınılmaz".

        BOZULAN İNSANIN KENDİ DOĞASI

        Haklı mı? Haklı.

        Çünkü bir yanda hayvan barınakları yakılır, diğer yanda dinozorlarla ilgili dünyaca ünlü sergiler getirilir bu ülkeye. Bir yanda yüzlerce kişi belgesel çekmeye heves eder, diğer yanda hayvanlara tecavüz edilir ve bu "köyde yaşayan biri için ilk deneyim olarak normal" bulunur.

        Panter Emel'lerin de, içi hayvan ve insan sevgisiyle dolup taşanların da, "hayvan haklarıöööee" diye haykırırken ağzından tükürük saçan, birbirinin gözünü oyan ve aslında meselesi hiç de "hayvan" olmayanların yan yana yaşadığı coğrafyalardır. Aslında belki de bu da çağın gereğidir. Coğrafya meselesi bile değildir. Neyse, sonuçta asıl mesele "insan doğası" neticede. Bizim de iç ve dış doğamız zaten bozuk, bozulmuş... "Maalesef" demek bile fazla naif-lik sayılır artık.

        Zaten milyarlarca yıllık bir hikâyenin, ömrü 70 yıl kadar süren minik yolcularıyız... Boşverelim gitsin madem!

        Çok istiyorsak minnoş suratlı, iyi huylu, laboratu-var kedileri alalım eve. Sıkılırsak duruma göre bakarız şekerim.

        BU KEDİNİN RENGİ DUVARA UYMADI

        Ama bu; Facebook'ta gözleri akmış, burnu düşmüş kedi yavrularının fotoğraflarını paylaşıp "üzgün surat" yapan insanların, "Ayyy bu kedi de hiç rahat durmuyooo" diyerek hayvanı kapı dışarı ediverdiği bir dünya...

        Küresel ısınmayla ilgili toplantılarda kilolarca kırmızı et tüketen, kürkünü vestiyere bırakan insanların dünyası.

        Eee ne demişler? Ye kürküm ye!

        Başka ne demişler? İt oğlu iiit! Hem köpek murdardır, alınmaz eve.

        Yani bizim doğamızın yanı sıra kültür de belirlemiş tablonun ana hatlarını zaten.

        Büyük şehirlerde, ne dini kuralları, ne de kültürel etkileri bahane etmek mümkün bu çağda. Ancak nedense kedileri kuyruklarından tutup çevire çevire fırlatmak, köpekleri tekme tokat dövmek, havalı tüfekle sokak ortasında vurmak her geçen gün daha da "popüler"leşiyor.

        BİRAZ İNSAN OL

        İlk baskısını ta 1973'te yayımlanan "Yitik Paradigma: İnsan Doğası", meseleyi özetliyor zaten: "Doğa ile kültürü birbirinden ayırmaktan artık vazgeçmek gerektiğini, kültürün anahtarının bizim doğamızda, doğamızın anahtarının da kültürde bulunduğu söyleyen Morin'e göre, biyolojik evrim ve kültürel evrim, bütünsel insanlaşma olgusunun karşılıklı ilişki içinde olan ve birbiri içinden geçen iki boyutudur".

        Kitap İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıktı.

        İlle evinizi kedi köpekle doldurun ya da Nihat Doğan gibi koyunları alnından öpün demiyorum.

        İlle kendinizi hayvan hakları savunuculuğuna adayın da demiyorum.

        İlle söz ettiğim kitabı okuyun da demiyorum. Okumakla adam olunmuyor zaten! Okuyun ya da okumayın, ama ne olur biraz "insan" olun. En azından bunu düşünün.

        Not: Ben de seksi bir fotoğraf seçeyim de yazının okunma şansı yükselsin dedim. Nasıl ama?

        Diğer Yazılar