Bıçak
ŞİMDİ birileri çıkıp da diyebilir ki, "Bir soruna hiç bu kadar net, keskin ve çarpıcı bir şekilde dikkat çekilmemişti!" Gazetemin dünkü sürmanşetinden bahsediyorum elbette. 2 çocuk annesi Şefika Etik'in kocası tarafından bıçaklanmış, öldürülmüş fotoğrafından... Yarı çıplak, kanlar içinde... Sırtında bir bıçak... Hani birçoğunuzun gazeteyi gördüğünüz anda tersini çevirdiğiniz, bakmak istemediğiniz o fotoğraf...
Şimdiye kadar belki de kadın şiddetine hiç bu kadar sert yaklaşılmamıştı!
Orası doğru... Öylesine doğru ki, olayı bıraktık, gazetecilik midir değil midir onu tartışmaya başladık. Gazetemin yazı işlerindeki bütün meslektaşlarım iyi gazetecilerdir. Haberi koklarlar, bilirler... Kimi benden yaşlı, kimi benden genç... Hepsinin ortak noktası iyi haberci olmaları... Ama benim bugün burada bahsedeceğim şey haberle, gazetecilikle, sayfayla, manşetle, satışla, gündem yaratmakla alakalı değil...
Bugün bahsedeceğim şey vicdanla ilgili... Hani son zamanların moda kelimesiyle... Medya mahallesinin "Hangimiz daha vicdanlıyız" yarışında olduğu bu dönemde, biraz da "insanlık"la ilgili bir şey demek istediğim...
Eğer dün o fotoğrafa bakmayıp gazetenin arkasını çevirdiyseniz, Barbadoslu şarkıcı Rihanna'nın yarı çıplak dans ederkenki bir görüntüsüyle karşılaşmışsınızdır! Gazetelerde kadın bedeninin hunharca sergilendiği arka ve ön sayfalardaki fotoğraflar benim için fark etmiyor! Hepsi pornografik!
Dün gazetemde vicdanımızı kaybetmiştik!
Dün gazetemde insanlığımızı unutmuştuk!
Dün gazetemde biz de basbayağı erkek şiddeti gösterdik...
O kadını yarı çıplak, gözleri yarı açık yüzünü, vücudunu öylesine sergileyerek, o saplanmış bıçağı, saplandığı yeri açıkça vererek biz de ortak olduk cinayete, sütun santimle, sürmanşetle!
Kendi karımıza, annemize, ablamıza, kız arkadaşımıza bırakın yapılmasını hayal dahi edemeyeceğimiz bir şeyi alenen yaptık biz!
*
Şimdi birileri çıkıp da diyebilir ki, "Şiddeti eleştirmenin kolay bir yolu yok! Radikal, hatta marjinal davranmazsan bu konuya bu kadar ilgi çekemezsin!"
İlgiyi çektik de nereye?
Öylesine radikal davrandık ki... Hayatını kaybetmiş bir kadının bedenine saygısızlık ettik öncelikle...
İki çocuğunun "anne anısı" adına büyük ayıp ettik! Şefika Etik'in anası-babası hayatta mıdır, neler hissetmiştir, o bölüme hiç girmiyorum, giremiyorum!
Gelelim "şiddet"e şiddetle ilgi çekmeye...
Dün sadece bu fotoğraf konuşuldu konuşulmasına da... Cinayeti işleyen adamdan bahseden yoktu... Şefika Etik'in yaşadıklarını, sığınma evine yerleşip ardından koca ısrarıyla eve dönüşünü anlatan da yoktu. Zorla ikna ettiği karısını sırtından bıçaklayan kocanın fotoğrafı da örneğin sosyal medyada paylaşılanlar arasında değildi! 38 yaşındaki iki çocuk annesi Şefika Etik, çok satan bir gazetenin sürmanşetinde yarı çıplak, sırtında bir bıçakla yatarken, biz normal hayatımıza devam ettik ve kınadık gazeteyi, manşeti atanı, o fotoğrafı basanı...
Katilden, o caniden, o erkek bozuntusundan söz eden bile yoktu! Yani radikal çıkış maalesef amaca da hizmet etmedi, edemedi! Edemezdi zaten...
Her gün kadınların öldürüldüğü, onca kadının erkek şiddetine uğradığı canım memleketimde dün biz de elbirliğiyle ortak olduk acıya, akıtılan kanlara...
Simge fotoğraf olarak Ayşe Paşalı yetmemiş miydi ki... Tatmin olmamış mıydık? Niye daha çarpıcısını, daha mahremini aradık?
Bu köşeden defalarca tebrik ettiğim, içinde olmaktan gururlandığım gazetem dün beni utandırdı, üzdü, öfkelendirdi! Diyorum ya, önce anne, ardından kadın ve en son gazeteci olarak...
Dün o fotoğrafa uzun uzun baktım, ardından özür diledim içimden...
Hayattayken umurumuzda olmadığı, öldükten sonra ise saygı duymadığımız için.
Aklımda Şefika Etik'in endişeli gözleriyle bakan başörtülü vesikalı fotoğrafı...
Not: Bu arada hayatlarında bırakın herhangi bir yazımı alıntılamayı, yaptığım programlardan haber olduğu için mecburen bahsederken adımı dahi kullanmayan bazı internet sitelerinin mal bulmuş mağribi gibi sosyal medya eleştirilerimin üzerine atlaması da gayet düşündürücü. Evet bu medyadaki çeteler bir bir deşifre ediliyor ama bence sıra daha asıl adamlara gelmedi!