Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KİM söyledi, nereden duydum aslında hatırlamıyorum. Ya Cumartesi Anneleri'nin bir buluşmasındaydı ya "vicdani retçi"lerin toplantısındaydı...

        Onca itiş kakışın arasında bir yerde, çözümün çok ama çok uzak olduğunu anladığımda, ümitsizlik ile karamsarlığın ortasında kalmıştım...

        O zaman duydum o cümleyi...

        "Çıplak bir çocuk doğurdum ben!" diye bağırdı...

        Belki de bağırmadı, fısıldadı. Öylesine vurucu, öylesine tokat gibi geldi ki sendeledim... Oğlumla kızımı doğurduğum o an geldi aklıma... Bu aralar kucak kucağa oturup filmini izlediğimiz o özel anlar... Onlar bağırıp çağırıp soru sorarken, benim her defasında çenemin titremesiyle başlayan gözyaşlarıyla devam eden o büyülü dakikalar...

        Çırılçıplak çocuklar doğurdum ben de...

        Üstelerinde kan vardı sadece... Hayat kokuyorlardı. Kimlikleri yoktu... Ayaklarından tutulmuş baş aşağı dururken, ciğerlerini açmak, analarına tutunmak istercesine ağlıyorlardı. Öylesine saf, öylesine temiz, öylesine Yaradan'dan gelenlerdi ki...

        Çok değil 5-10 dakika sonra taktılar kollarına ilk bileziği... Birine pembe, diğerine mavi... Soyadlarını yazdılar üstlerine...

        Bir gün sonra isimleri yazılıydı bu sefer küçücük bileklerinde...

        Bağırış çağırışta pek de azalma yoktu ama... Yine kısa bir süre sonra nüfus cüzdanları çıktı...

        İsimleri, soyadları, dinleri, anne-baba soyları sopları eklendi kısacık geçmişlerine...

        Oysa ben çırılçıplak iki çocuk doğurmuştum...

        Vallahi billahi!

        ★

        Kalabalığın arasındaki ses devam etti:

        "Ben bir anne olarak şahidim ki, çıplak bir çocuk doğurdum ben... Üzerinde hiçbir şey yoktu, Tanrı da şahidimdir! Ne bir ulusa dair bayrak, ne kimlik, ne de üniforma... Doğurma filini bizzat yapan, o mucizevi ana tanıklık eden bir anne olarak ben yine şahidim ki doğumumdan şu ana kadar üniforma ya da bayrakla bebek doğuran görmedim ben! Doğurduğum o çırılçıplak bebek, insan soyunun genlerini taşıyor sadece. Aklı, duyguları olan bir insan..."

        Sonra ses hafifledi, hafifledi, uğultunun arasında kayboldu gitti...

        Çocuklarını arayan Cumartesi Anneleri'nden biri miydi, oğlu vicdani retçi diye yargılanan bir kadın mıydı yoksa? Hatırlamıyorum!

        Çıktım o bunaltıcı havadan, kendimi Beyoğlu'na attım... Yürüdüm yürüdüm...

        Bilmiyor muyuz sanki çırılçıplak doğduğumuzu diye düşündüm...

        Hadi onu bilmiyoruz, peki çıplak çocuklar doğurduğumuzu bilmiyorlar mı?

        İşlerine mi gelmiyor kimliksiz... Sadece insan yavrularının olduğunu kabul etmek?

        Bugünlerde birileri ses çıkarıyor, tokat atıyoruz...

        Ses yükselirse tehdit ediyoruz!

        Bağırmaya devam ederse içeri atıyoruz!

        Bazı çocuklar var doğuştan şanslı...

        Her ne kadar kollarına takılsa da kimlikleri, dünyalı olmaya devam ediyorlar! Bakış açıları bu! Var oluşlarının sebebi bu... Hiçbir kimliği, ayrımcılığa sebep olacak hiçbir farklılığı kabul etmiyorlar.

        Nedense gözlerimiz onların üzerinde...

        O gençlerin...

        Kirlenmemiş, zehirlenmemiş o dimağların...

        Aklımız fikrimiz üstlerini örtmekte...

        Bir giyinseler, ah bir giyinseler, nasıl rahatlayacağız!

        ★

        "Çıplak bir çocuk doğurdum" diye yeni bir ses duydum sokakta yürürken... Dün Beyoğlu'nda... Etrafıma bakındım hızlıca... Herkes giyinikti... Yoksa bağıran da mı yoktu?

        Diğer Yazılar