Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İş için televizyon izlemek çoğu zaman sıkıcı olabiliyor ama keyfe dönüştüğü vakitler de yok değil.

        Pazartesi akşamı ‘Çukur’u izlemek için ekran karşısına iş odaklı otursam da keyif alarak kalktım o koltuktan.

        Bir kere, son dönemde izlediğim en başarılı dizi kesinlikle.

        Baştan notumu düşeyim, en az iki sezonu garanti!

        ‘Arka Sokaklar‘ ve ‘İçerde’nin ikinci yönetmeni Sinan Öztürk, ilk ciddi sınavında yıldızlı pekiyi aldı.

        Senaristler harika bir dünya yaratmış, o da finale kadar her sahneye özenle çalışmış.

        Vartolu’nun mahalleye giriş sahnesi izlerken mest etti. İdris Koçovalı’nın morgda oğlunu yıkadığı sahnedeki flashback dizinin tartışmasız en vurucu sahnesiydi.

        Yamaç’ın bardaki kavga sahnesi de usta işiydi.

        Mustafa Üstündağ’ın ilk bölümde ölüp diziden ayrılması alışkın olmadığımız bir durum. Seviyorum böyle numaraları. Devam etse kesinlikle büyük katkı sağlardı, orası ayrı tabii.

        ARAS VE DİLAN OLMUŞ

        Hikâye hem kadın hem de erkek izleyiciyi yakalayacak türde.

        Karakterler de tek tek işlenmeye müsait. Sena’nın öyküsünü henüz bilmiyoruz mesela.

        Genel yapı itibarıyla ‘İçerde’nin devamı algısı yaratmış, bir parça da endişelendirmişti beni ama karşımızda ondan çok daha iyi bir iş var.

        Yeteneğini çalışkanlığıyla birleştiren Aras Bulut İynemli her işinde çıtayı biraz daha yükseğe taşımayı başarıyor. Yamaç karakterine de iyi çalışmış.

        Kimyager önlüğü giydiğinde de, eline mikrofon aldığında da (Sesi de fena değilmiş), kavga ederken de, kazanovaya dönüştüğünde de sizi ikna ediyor.

        Tescilli güzel Dilan Çiçek Deniz, bu projeyle birlikte artık tescilli oyuncu olacağının işaretini verdi. Aras’la da kimyaları tutmuş, iyi bir ikili olmuşlar.

        Aliço rolünde Rıza Kocaoğlu alkışı hak ediyor.

        Erkan Kolçak Köstendil, Vartolu ile ters köşeye yatırdı resmen. İyi de yaptı. Bambaşka birine dönüşmüş resmen.

        Komedi işlerinde izlemeye alıştığımız Öner Erkan için ciddi bir sınav olacak ‘Çukur’. Altından kalkabilecek yeteneği var.

        Ercan Kesal’a “babalık”, Perihan Savaş’a “annelik” yakışmış.

        ‘İçerde’nin Coşkun’u Nebil Sayın ile ‘Vatanım Sensin’in Ali Kemal’i Kubilay Aka şimdilik kapalı kutu. İkisini de izlemek için sabırsızlanıyorum.

        Bülent Ersoy ve Cahit Berkay’lı sahnelerse tebessüm ettirdi.

        Eleştirilecek taraflar yok mu? Tabii ki var. Yamaç ve Sena’nın ilişkisi çok hızlı gelişti misal. Fakat artılar o kadar fazla ki, işin o tarafına takılmıyorsunuz.

        **************

        EMRAH OYUNCULUĞU VE ŞARKICILIĞI BIRAKIYOR

        Pazar akşamı, sevgili muhabir arkadaşımız Tarkan Abdullahoğlu’nun düğününde, Emrah’ın menajeri Engin’le sohbet ederken öğrendim.

        ‘Aşk ve Mavi’ dizisiyle yıllar sonra ekranlara dönen Emrah, hem oyunculuğu hem de uzun zamandır uzak durduğu müziği tamamen bırakma kararı almış. Kararı kesinmiş.

        ‘Aşk ve Mavi’nin çekildiği Kapadokya’nın havasının soğukluğundan, haftanın 5 gününe yayılan yoğun setten dert yandı önce Engin. Ardından da büyük haberi verdi.

        “Tam 36 senedir çalışıyor. 50 yaşına geldi. Artık yeter. Sezon sonu sözleşmesi bitiyor ve bırakıyor. Yurtdışına yerleşecek. Günay Restaurant’ta ‘İkincisi Yok’ adlı bir konser verip müzik defterini de kapatacak” dedi.

        Dizi ve müzik sektörü, özellikle de set ortamı dışarıdan bakıldığında çok pırıltılı görünse de işin içyüzü hiç öyle cezbedici değil...

        Çok iyi kazanırsınız, hesap cüzdanınız kışın çalışan doğalgaz sayacı gibi sürekli şişer durur ama ne o parayı harcamaya vakit bulursunuz ne de enerjiniz kalır. Evli ve çocuk sahibiyseniz ailenize hasret geçer zaman.

        Çocukluğundan beri çalışan Emrah’ın da bu gerekçelerle böyle bir karar aldığını düşünüyorum.

        Evet, çalışmak, kazanmak güzel bir şey ama hayatı da kaçırmamak lazım.

        Kendisine şimdiden mutlu bir emeklilik hayatı diliyorum.

        Diğer Yazılar