Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Türkiye sınırına 35 kilometre uzaklıktaki Süleyman Şah Türbesi’nin içinde yer aldığı alan, Türk toprağıdır. Bu topraklara yapılacak her türlü saldırı, Türkiye’ye yapılmış saldırıdır.

        Bu tespitime katılmayacak kimse var mı? Peki bu saldırıyı yapanları, tahrik eden, hatta teşvik eden senin ülkense ne yapacağız?

        Buna ilişkin oluşan kuşkularımızın üzerini mi örteceğiz?

        Peki devam edeyim...

        Balyoz Davası’nı hatırladınız mı?

        İddiaya göre üst düzey askeri yetkililer toplanıyor ve tam teşekküllü bir darbe planı yapıyor.

        Planın yürürlüğe girmesi için cami (galiba Fatih Camii) bombalanıyor, Türk jeti düşürülüyor. İnsanın kanını donduran eylem planları askerlere ait bilgisayardan çıkıyor. Yıllarca o belgelerin üretilmiş olduğunu anlatıp durdular... Kendi ülkelerinde karışıklık çıkarıp yönetime el koymakla suçlandılar. Doğru olduğunu bile varsaysanız, sadece düşünmüşler. Bunu düşündüğü varsayılan yüzlerce asker içeride çürütülüyor... 

        Ortadaki delillerin üretilmiş olduğuna dair derin şüphelere rağmen o gün askerlerin kafasında boza pişiren gazeteci ve yöneticiler, bugün “Ne oluyoruz” diyenleri vatan hainliğiyle suçluyor. Kim ne derse desin, toplumsal bir sonuca ulaşmak için gerekçe üretenler, halkı kandıranlardır. Bunun adı ister darbe olsun, ister bir komşu ülkeye saldırı olsun, ister bir seçimi kazanmayı amaçlasın fark etmez. Halkı galeyana getirmek için olay üretenler suçludur. İşlenen veya amaçlanan şeyin ülke çıkarına uygunluğu çerçevesinde tartışanlar, devlet sevicileri sayılmalı.... 

        Eğer devlet böyle çalışıyorsa, neden bugüne kadar PKK’nın bitmediğini sorgulamalıyız. En kritik anlarda karakollarımızın basılıp onlarca askerimizin şehit edilmesinin bile bu “ülke menfaatine uygun sonuçlar” üretebilmek adına izin verildiğini düşünebiliriz... Üstelik tesadüf eseri yakalanan ve 2 güvenlik elemanımızı, 1 de vatandaşımızı katleden IŞİD elemanlarının aslında İstanbul’da daha büyük bir eylem için cesaretlendirilmediğini nereden bileceğiz? 

        Özetle olay üreterek ülke yönetmeyi düşünenler, icra edenler, rakiplerini gizlice izletenler, özel hayatın gizliliğini devlet gücü kullanarak çiğneyenler, çiğneyenlere göz yumanlar bu vatanı değil, vatanı yönetmeyi sevenlerdir. Kendilerinin ilahi bir emirle ülkeye yönetici olarak atandıklarını sananlardır. Savaş için gerekçe üretebileceğini bu kadar rahat ifade edenlerin ses kayıtlarının sosyal medyaya düşmesi devlet açısından güvenlik zafiyeti olabilir ama vatandaşlar açısından anlamı farklıdır...

        Devletin zirvesinde güvenlik toplantılarının dinlenemeyeceğine dair doğrunun, hiçbir devlet görevlisine suç işleme ayrıcalığı kazandırdığını sanmıyorum. Eğer öyle olsaydı, yıllar sonra cami bombalamayı düşündüğünü sandığımız askerler yargı karşısında olamazdı. Yanılıyor muyum?

        Ve yarın bir savcı çıkıp “Böyle planlar bir hukuk devletine, kanunlara uygun değil” derse, “Vatan hainlerinin sızdırdığı bir dinleme delil olabilir mi” diye mi soracaksınız?

        Bizden saklanan sır...

        Devlet sırrı olduğundan, sayıldığından, MİT Müsteşarı, Dışişleri Bakanı, Genelkurmay 2. Başkanı ve Dışişleri Genel Sekreteri arasındaki konuşmaların internette, televizyonlarda, radyolarda haberleştirilmesi yasaklandı. Peki bu devlet sırrını kimler dinledi? Sınırlarımız dışında herkes dinledi veya dinleme imkânına sahipti. Devlet sırrı dediğiniz şeyin, kendi vatandaşından saklanan bilgi anlamına geldiğini de böylece öğrendik...

        Vatan hainliği!

        Size basit bir soru:

        Devleti yönetenler toplansa ve bir dini gruba ya da bir etnik kimliğe yönelik bir eylem planında uzlaşsa... Ve bu belge gazetecinin eline geçse, bunu haberleştirmesi mi vatan hainliğidir, göz ardı etmesi mi vatanseverliktir? Kamunun bilgi alma hakkı dediğiniz şey tam da bu noktada devreye girer. Çünkü kendinizi laik, sosyal, hukuk devleti olarak tanımlayıp, AB üyesi olma yolunda hedefler koyup, demokrasi açıklarını azaltmaktan dem vururken, vatandaşınızı fişlemeye devam ediyorsanız, komplolar üretiyorsanız, ülkeyi kan kokusuna boğacak senaryolar üretiyorsanız ve haberleşme özgürlüğünü sınırlandırıyorsanız, konu vatan hainliği sıfatıyla tartışılmaz...

        Diğer Yazılar