‘Acı yine acı, efkâr yine efkâr’
İşte karşınızda yeni arabesk! Istanbul Arabesque Project, 4. albümü "Gurbet"i dinleyicilerinin beğenisine sundu. Arabesk parçaları rock sound'larıyla yorumlayan grup aslında arabesk ruhuna sıkı sıkıya bağlı müzisyenlerden oluşuyor. "Müziğimiz safkan arabesk" diyen Istanbul Arabesque Project'in yarattığı akımı da ustalar yorumluyor
Ekin TÜRKANTOS/ HT PAZAR
eturkantos@htgazete.com.tr
Altı yıl önce kurulan ve 4. albümlerini piyasaya çıkaran Istanbul Arabesque Project, adı üstünde İstanbullu, arabesk yapan bir grup. Arabeskin dibine modern tınılarla, günümüz dilinde vuruyorlar. Zira onlara göre de yaptıkları “safkan arabesk”. İlk yıllarda sektörde hayli zorlandıklarını, usta arabeskçilerden başta tepki aldıklarını ama zamanla hem onlara hem de dinleyiciye kendilerini sevdiklerini anlatıyorlar. Ekibin kurucusu ve davulcusu Barbaros Akbulut. Gitar, ud, e-bow ve cümbüşte Salih Korkut Peker, basta Serkan Öngel, vokalde Seher Uçar yer alıyor. Yeni albümleri “Gurbet” ile enstrüman yelpazesini genişleten grup üyeleri, arabeskin yıllar içerisinde yeni bir forma kavuştuğuna inanıyor ve bu yeni ruh halinin de şarkılarında hayat bulduğunu anlatıyor. Sorularımıza hep bir ağızdan yanıt veren grup ile son albümlerini ve “yeni arabesk”i konuştuk.
Grup nasıl kuruldu?
6 yıllık bir grubuz. Arabesk eserleri yorumlamaya başladık. Daha önce pop ve rock gruplarında çalıyorduk. Kalbimizde “Acaba biz de arabeske dair bir şeyler yapabilir miyiz?” diye bir ses duyduk. Zevk için arabesk parçaları yorumlamaya başladık. Zamanla sevdiler bizi. Vokalistimiz çok değişti. Son 1 yıldır da Seher Uçar bizimle çalışıyor. Avustralya’dan Brüksel’e kadar bir sürü konserler verdik.
Sizin için müzik mi, vokal mi ön planda?
Vokalde, yüzünü Batı’ya dönmüş ama son derece arabesk söyleyen bir arkadaş aradık. Çünkü öyle olmadığı zaman diğer gruplardan hiçbir farkımız kalmaz. Bu nedenle sıkıntılar oldu. Seher 8’inci vokalistimiz. Bu, planladığımız bir şey değildi. Genelde gruplar vokalist değiştiğinde yıkılırlar. Ama artık insanlar bizi müzik grubu olarak kabul ettiler.
Konserlerde şarkı seçimleriniz neye göre belirleniyor?
Bizi dinleyenler derin arabesk kitlesi değil aslında. Hatta genelde Türkçe müzik dinlemeyenler geliyor. Konsere eğlenmeye gelenlere eşlik edebilecekleri parçaları seçiyoruz çoğunlukla.
Arabesk ustalarından en sevdikleriniz kimler?
Bizim için her zaman en özel isim Müslüm Gürses’tir. Keşke birlikte de bir şeyler yapabilseydik. Kurtuluş’tan Kamuran Akkor’a, Hakkı Bulut’tan Orhan Gencebay’a, Bergen’den Hüdanya’ya çok değerli isimler var. Konserlerde mümkün olduğunca bu değerli ustaların eserlerine yer vermeye çalışıyoruz. n
Müslüm Gürses sizinkinin tam tersini yaptı, bazı parçaları rock formunda seslendirdi ve inanılmaz sevildi. Konserlerdeki gözlemleriniz neler?
Müslüm Gürses inanılmaz bir yorumcu ve müzisyen. Bir insan hiç zorlanmadan oturup bir Björk ya da David Bowie şarkısını Türkçe sözlerle, şarkının içine girerek ve arabeske yabancı melodileri de basa basa söyleyerek yorumlayabiliyorsa bu, müziğin aslında dünyanın her tarafında ortak ruhu olduğunun göstergesi.
Web sitenizde albümünüzün TRT denetiminden geçen tek albüm olduğunu yazmışsınız. Bu ne demek?
İbrahim Tatlıses’in “Allah Allah” şarkısı, TRT denetiminden geçmiyor, çok ajite bulunuyor. Ama bizim yorumumuz geçti.
“Biz safkan arabesk yapıyoruz” diyorsunuz... Çok iddialı değil mi bu?
Biz kendi müzik tarzımıza bir isim koymamıştık. “Alternatif arabesk”, “Yeni arabesk”, “Arabesk rock” denilmesinden rahatsız olduk. O kadar saldırıldı ki bu müziğe “Tamam biz ne alternatif arabeskçiyiz, ne arabesk rock’çıyız” dedik. Biz bildiğin arabeskçiyiz ve bu işe sıkı sıkıya sarılıp savunmak istedik. “Müziğinizde Türk öğeleri kullanmayı ticari kaygılardan mı istediniz?” diye soruyorlar. Hayır, burada yaşadığımız için. Bu yüzden de “Safkan arabesk” diyoruz.
Arabeskçiler sizi benimsedi mi?
İlk albümde epey yadırgandık. Ne yapmak istediğimizi anlatamadık. Kendi eksiklerimiz de vardı. 2. ve 3. albümden sonra arabesk müziğin savunucusu olduk. Ve tanıştıkça destek oldular. Eskiden bir parçayı çok pahalıya alabiliyorken şimdi uygun fiyata, “Alın bunu siz yorumlayın” diyorlar.
2015 yılında arabesk nereye geldi?
80’lerde yaşanan yoğun sevda duyguları yerini biraz daha günübirlik ilişkilere bırakıyor ama insanlar o anda bile duygularını yoğun bir şekilde yaşamak, en abartılı kelimelerle ifade etmek istiyorlar. “Arabesk” kelimesi geçmiyor şimdilerde ama acı yine acı, efkâr yine efkâr, isyan yine isyan.
Arabeske en yakışan Batılı müzik aletleri neler?
Trompet, saksafon, trambon gibi Batı nefesli enstrümanlarla çalınan bir arabesk nağmeye bayılırız. Çok sürprizli geliyor.
Şarkı sözü bulmak zor mu sizin müziğiniz için?
Geçenlerde Şakir Aksak ile konuşuyorduk. “Ben yazmaya başladığımda o kadar zorlandım ki. Ali Tekintüre her şeyi yazmış” dedi. Şimdi bir de bizi düşünün. Bir sonraki nesil olarak biz ne yazalım? Mahallenin köşesinde, apartmanda cama çıkan kızı nasıl anlatabilirim ki bu dönemde? En güzellerini yazmışlar, bize konu bırakmamışlar.
Müzik piyasasının durumu ne peki?
Albüm yapmıyor artık hiç kimse... “Müzik ergenekonu” diye bir şey var zaten. Her köşe başı tutulmuş. Bizim gibi alternatif grupların çıkması zor. Ülkede müzik dergisi kalmamış. İstanbulluyuz, 6 yıldır sektörde tutunmaya çalışıyoruz.
'ÇOK ISTIRABIM VAR DEMEK İSTEMİYORUZ'
Şimdilerde aşk tanımımız bile değişti. Şarkı sözü yazarken sizin çıkış noktanız ne?
Eskiden yaptıklarımız tamamen taklitmiş, hep bir şeylere benzetmişiz. Şimdi artık gençler “Çileliyim ben”, “Cefam var” gibi laflar kullanmıyor. Son yıllarda daha çok Murathan Mungan, Cemal Süreya okuyoruz. Yeni neslin arabeskini yaratmaya çalışıyoruz. “Çok ıstırabım var”, “Sine” demiyoruz. Bunların günümüzdeki edebi karşılıklarını bulmaya çalışıyoruz.
Edebiyat çevresinde var mı dostlarınız, destek aldığınız, fikir danıştığınız?
Tuna Kiremitçi arkadaşımız, onunla görüşüyoruz. İsmi olmayan ama okuyan, yazan, çizen arkadaşlardan yardım alıyoruz. Arabesk tarihinin neredeyse yarısını yazan Ali Tekintüre’den, Şakir Askan’dan fikir alıyoruz. “Lütfen bizi eleştirin ağabey” diyoruz.
USTALAR 'YENİ ARABESK'İ YORUMLUYOR
Hakkı Bulut - Yorumcu, besteci
“Arabeske başladığım 1968’den bugüne 60. albümümü yaptım. Hangi müzik aleti varsa kullandım. Hint müziği, Çin enstrümanları, Afrika tamtamlarını bile aldım Avrupa’dan. Bizim anlayışımızda yeryüzündeki her müzik kutsaldır. Arabesk demokrasinin kendisidir. Biz Batı müziği enstrümanlarını çokça kullandık. Arabeskin en büyük temeli sözlerdir. Yüzde 80 etkilidir. Ülke insanlarının özlemlerini, düşüncelerini, mutlu ve mutsuz yönlerini anlatır. ‘Arabesk yok oldu’ diyenlere ne oldu? Gurbeti bitirdiler mi? Bizi milletvekili de, doktor da, simitçi de dinler. Sezen Aksu’nun tüm eserleri arabesk. Ferhat Göçer, Sertab Erener de arabesk söylüyor. Şekil değiştirmiş hali olarak müziği hızlandırdılar. Arabesk her zaman zirvededir. Ben yaptığım müziği hiç inkâr etmedim. Bu ismi bize halk verdi. Bir tek şeyle övünürüm; ben arabeskçiyim. Ölene kadar da arabeskçi kalacağım.”
Kibariye - Yorumcu
“Arabesk müziğin form değiştirdiğini düşünmüyorum. Bence her zaman arabesk aynıydı. Müzik türlerinin dönemlere göre renk değiştirmesi normal çünkü müzik dinleyicisi de popüler kültür de değişiyor. Eskiden insanlar arabesk müzik dinlediklerini söylemeye utanıyorlardı ama şimdi gönül rahatlığıyla dinlediklerini söylüyorlar çünkü arabesk popüler bir müzik dalı.”
Şakir Aksak - Söz yazarı
“Arabesk form değiştirmedi; sadece 90’lı yılların curcunasından sonra kalitesiz şarkılar, söz yazarı ve besteciler elendi. Geriye bu işi hakkıyla yapan söz yazarı, besteci ve şarkılar kaldı. Bu şarkıları yeni nesil müzisyenler daha güncel melodilerle sundular. Bu da arabeski daha geniş kesimlere taşıdı. Tutucu arabeskçiler yeniliğe sıcak bakmasa da alternatif müzik tınıları bu müziği daha geniş alana taşıdı.
Burhan Bayar Besteci, yapımcı
“Arabesk, devamlı değişime uğrayarak bence yerini sağlamlaştırdı ve artık kalıcı. Bu müziğin yenilenmesi Müslüm Gürses’in ‘Olmadı Yar’ albümü ile başladı. Arabesk müzik, toplumbilimcilerin söylediği gibi toplumların pasifize edilmesine yardımcı olmamış. tam tersi halkın çığlığı olmuştur. Ülkemizde halk ve sanat müziğinin dışında elde kalan tek müzik türü arabesktir. Batı müziği denilen ve iç sesimize uymayan aşırma müzikler ömrünü çoktan tamamladı. Arabesk müziğini koruyup güncelleştiren, çağa uyduran isimlere sahip çıkılması gerekir.”